ABD'nin rolünü karartmaya çalışıyorlar

ABD'nin rolünü karartmaya çalışıyorlar

Bir haber kanalında 15 Temmuz darbe girişimi tartışılıyor. Sol parti lideri Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) rolüne işaret edince sözde "milliyetçi" gazeteci  "ABD kötü de Rusya iyi mi?" diye feryat ediyor. Sol parti lideri "Rusya ülkende darbe yapmaya mı çalıştı?" diye sorsa da nafile. Program adeta ABD'nin rolünü karartma çabasına dönüşüyor.

Benzer durum Çin ile ilgili tartışmalarda da yaşanıyor. Çin ile ABD arasındaki gerilim tırmanıyor. Trump yönetimi çatışma alanlarını mümkün olduğunca çeşitlendirmek istiyor. Kendilerine "solcu" diyenler bile ABD yerine Çin'i sorgulamayı tercih ediyor. "Solcu" olduğu söylenen bir gazetede, "solcu" olduğunu iddia eden yazar ülkede yalan haberlerle oluşturulan Çin karşıtı atmosferi "Kürtlere karşı bayrak sallamak" olarak yorumluyor. "Ciddi insan hakları gözlem kuruluşları ve bilenen tanıklıklar yerine sosyal medya uydurmaları Doğu Türkistan haberlerinin yaklaşık yüzde 95'ni oluşturur. Ancak Çin Zulmü haberlerinin gerçeği yansıtan yüzde 5'lik kısmı bile tüyler ürpertici, kabul edilemez ve insanlık dışıdır. Çin, Tibet'te olduğu gibi Doğu Türkistan'da da artık saklaması mümkün olmayacak sayıda ve şiddette etnik ayrımcılık ve insan hakkı ihlaline imza atmış durumdadır." diye yazar. Ancak "Peki, yüzde 95'lik yalana niçin ihtiyaç var" diye sormak aklına gelmez." Ciddi insan hakları gözlem kuruluşları" dediği yapıların emperyalist devletlerden beslendiğini ve onların propaganda aracı olduğunu bilmiyor mu?

"Sabah Akşam Eyy Amerika, Eyy Fransa diyen mecralar Eyyy Çin diyebilmiş midir?" siye yazan sözde solcu ile "ABD kötü de Rusya iyi mi?" diyen sözde milliyetçi arasında fark var mı?

HONG KONG SORULARI

ABD Başkanı Donald Trump Hong Kong'da yönelik imtiyazları kaldıran başkanlık kararnamesini imzaladı. İki ülke arasında karşılıklı yaptırım kararları beklendiğini bildiren gazete "Yeni nesil Soğuk Savaş" başlığını kullandı. Yine sözde solcu bir gazete "Yaptırım kartı yine masada" başlığıyla "Trump'tan Hong Kong hamlesi geldi" diye yazdı. Çin düşmanı gazetenin konuyla ilgili haberinin başlığı da "Trump'tan Çin'e Hong Kong darbesi" şeklindeydi.

Ortada "Hong Kong kimin toprağı?", "Orada egemenlik hakkı kime ait?", "ABD'nin orada ne işi var" gibi temel sorular yok. Ancak ABD'nin bu konuya müdahalesi doğalmış gibi gösteriliyor.

ÇİN NE KADAR TEHLİKELİ?

Birgün gazetesinde salı günü "Çin ne kadar tehlikeli?" Başlıklı bir çeviri röportaj yayımlandı. Die Zeit'ın Axel Springer'in yönetim kurulu başkanı ve Federal Almanya Gazete Yayıncıları Birliği Başkanı Mathias Döpfner ve Singapurlu eski diplomat Kishore Mahbubani arasındaki tartışma emperyalizmi savunan ile deneyimden beslenen "filozof" diye nitelenen Asyalı arasındaki farkları gözler önüne seriyor. Döpfner için "Transatlantikçi olduğu ve Avrupa'nın ve özellikle Almanya'nın en zor dönemlerde bile ABD ile ittifak halinde olması gerektiğini savunduğu" bilgisi verilmiş.

2001-2002 yıllarında Birleşmiş Milletler (BM) büyükelçisi ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanı olarak görev yapan Mahbubani, "19. yüzyılın sonunda ABD büyük bir güç haline dönüştü ve bunun sonucunda ne oldu? ABD bu güce ulaşır ulaşmaz savaşlar çıkardı. Ancak Çin, BM'nin son 40 yıldır savaş çıkarmayan tek daimi üyesi. Çin'in bu barışçıl dirilişi, yakın tarihin en önemli başarı öykülerinden biridir" değerlendirmesini yapıyor.

Şu sözleri ise anlamlı:

"Bir gün, geleceğin tarihçilerinin, geriye dönüp baktıklarında, Batı'nın, '250 yıllık bir geçmişi bile olmayan ABD gibi bir ülkeden, 4000 yıllık siyasi tarihi olan Çin gibi bir ülkeyi değiştirmesini' nasıl beklediğini, merak edeceklerini düşünüyorum. Dünyanın geri kalanının da, zaman içinde, kendini 'Batı gibi' değiştireceği düşüncesini de çok kibirli buluyorum."

Kamil Erdoğdu

Daha fazla göster