Trump'ın çaresizliği ve öfkesi

Trump'ın çaresizliği ve öfkesi

Gerek salgın hastalık karşısındaki başarısızlık, gerek yaklaşan seçimlerin gerdiği siyasi ortam, gerek artan işsizlik, gerekse toplumsal sorunlar, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ı zorluyor. Zorlanınca da daha fazla hata yapıyor. Çok da parlak bir aday olmayan Demokrat rakibi Joe Biden'ın, anketlerde Trump'ın hayli önünde görünmesi de, Biden'ın başarısından ziyade, Trump'ın başarısızlığından kaynaklanıyor. Hatta Trump'ın kasım ayında yapılacak seçimin sonuçlarına ilişkin şimdiden ettiği şüphe uyandıran sözler, pek çok ABD yurttaşını fazlasıyla ürkütüyor. Ülkedeki demokratik geleneğin, bilincin, kültürün ve kurumların geleceği konusunda kaygılandırıyor.

Tump'ın siyaseti sorunlarla dolu. Irkçı söylemlerden vazgeçmiyor. ABD'nin en tutucu, en muhafazakâr, en bağnaz seçmenlerine sesleniyor. Bu amaçla eline İncil'i alıyor. Çin, İran, Suriye, Küba, Kuzey Kore, Venezuela düşmanlığından kurtulamıyor bir türlü. Ekonomik küçülmeye ve işsizliğe karşı güven verici politikalar üretemiyor. Büyük bir dış politika başarısı elde etmek istiyor. Gücü yetmiyor. Yeryüzündeki iki stratejik ortağından biri olan İngiltere'ye baskı yapıp, onu Çin karşıtı siyaset izlemeye ikna etse de, diğer stratejik ortağı İsrail'i bu yönde istediği gibi harekete geçiremiyor.

İyi ilişkilere sahip olduğu Hindistan'ı, Çin'e karşı daha sert biçimde tavır almaya, bu konuda ABD ile daha açık iş birliği yapmaya zorluyor. Avrupa Birliği'ne (AB) baskı yapıp, Avrupalı şirketlerin Çin'den uzak durmalarını istiyor. Tepki çekiyor. Çünkü Avrupalı şirketler de, Çin'den Orta Doğu'ya, Afrika'dan Rusya'ya, Latin Amerika'dan Avustralya'ya dek dünyanın her tarafında iş yapmak, yatırım yapmak, pazardaki paylarını artırmak istiyorlar. Bu amaçla hem kendi aralarında hem ABD şirketleriyle hem de Çinli şirketlerle rekabet ediyorlar.

Trump'ın, Çin'i kuşatma, Çin'i Güney Çin Denizi'nde çevreleme, Çin'in içişlerine karışma hamleleri de umduğu sonuçları vermiyor. Avustralya, Japonya, Güney Kore gibi müttefiklerini daha çok öne sürmesine karşın, istediğini alamıyor. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, Hong Kong ve Taiwan, sürekli kaşıdığı konular. Tek Çin ilkesine karşı hamleler yapıyor. İki yılı aşkın süredir gelgitlerle yürüttüğü ticaret savaşlarında da istediğini alamayan ABD; son olarak, İngiltere üzerinde kurduğu baskıyla, Londra'nın, yaklaşık 3 milyon Hong Kongluya İngiliz Ulusal Denizaşırı (BNO) pasaportu vereceğini açıklamasını sağladı. Bu süreçte ABD, Çin'in Houston'daki başkonsolosluğunu da kapattı.

TRUMP'IN ÇARESİZLİĞİ VE ÖFKESİ

Trump'ın, ABD'yi Paris İklim Sözleşmesi'nden, İran'la imzalanan nükleer antlaşmadan (P5+1), Rusya'yla taraf olunan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması'ndan, Trans Pasifik Ortaklığı Ticaret Antlaşması'ndan (TPP) çıkarması da, çaresizliğini gösteriyor. Çünkü taraf olduğu uluslararası ve ikili antlaşmalardan çekilmek, bilinçli bir siyasete, tutarlı, uzun vadeli, iyi hesaplanmış bir stratejiye dayanmıyor. Öfkesini, çaresizliğini, kararsızlığını, siyaset üretme konusunda yetersizliğini gösteriyor.  

ABD, yeni ittifaklara öncülük edemediği gibi, bölgesel ittifakların kurulmasını da önleyemiyor. Avrasya'da ve Orta Doğu'da yaşananlar bunun kanıtı. ABD, bunca çullandığı iki bölgede, bölgesel yakınlaşmaları engelleyemedi. Rusya ve Çin'in iş birliğini; Shanghai İş Birliği Örgütü'nün (ŞİÖ) büyümesini, genişlemesini durduramadı. Orta Doğu'da İran ve Suriye'yi teslim alamadı. 2001'de işgal ettiği Afganistan'da ve 2003'te işgal ettiği Irak'ta işler, ABD'nin istediği gibi gitmiyor. 

ABD açısından sorun şu: Yaşadığı bunalım, Trump'ın kişilik özelliklerinin, karakterinin, zaaflarının ötesinde, nesnel olarak ABD'nin aşınan hegemonyasından, gerileyen devlet kapasitesinden kaynaklanıyor. ABD bunu kabullenemiyor.

Barış Doster

Daha fazla göster