Nesnel gerçekler ve öznel niyetler

Nesnel gerçekler ve öznel niyetler

Siyasetteki yalın, basit ama önemli kurallardan biridir; tutarlılık ve kararlılık inandırıcılığı, saygınlığı, itibarı getirir. Bunlar hep birlikte büyümeyi sağlar. Etkili olmayı, caydırıcılığı artırmayı kolaylaştırır. Bu kural, dış politikada da geçerlidir. Dış politika; iç siyasetten beslenir, etkilenir. Ama iç siyasette kullanmak için dış politika yapılmaz, söylem geliştirilmez. Dış politikada sorunlara duygusal tepki verilmez. İlişkiler kişiselleştirilmez. İdeolojik önyargılarla hareket edilmez.

Bu kavramsal ve kuramsal girişi yapmamızın nedeni, bu kuralların, ölçek farkı olmaksızın, tüm devletler için geçerli olduğunu anımsatmak. Hemen bir örnek verip, konuyu daha da açalım. Anımsanacağı üzere, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 2018 yılı Ocak ayında açıkladığı Ulusal Savunma Stratejisi'nde, öncelikli tehdit olarak terörizmi değil, Çin ve Rusya'yla rekabeti tanımlamıştı. ABD'nin son yıllardaki yönelimiyle, strateji ve ulusal güvenlik belgeleriyle uyumluydu bu durum. ABD Başkanı Donald Trump'ın tercihleriyle de örtüşüyordu. ABD ayrıca, İran ve Kuzey Kore'yi de tehdit olarak gösteriyordu ilgili belgelerde. "Trump Doktrini" olarak anılan Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi'nde de saptamalar aynıydı. Soğuk Savaş dönemini çağrıştıran bu belgeler, hem ABD'nin ne pahasına olursa olsun emperyalist politikalarını sürdürmeye çalıştığını ortaya koyuyor hem de belirleyici ve başat olma sınırının sonuna geldiğinin ipuçlarını içeriyordu. Zira ABD'nin emperyalist konumunda, ekonomisinde, kara, hava, deniz, uzay ve siber alandaki gücünde yaşanan aşınmayı, ABD'yi yönetenler de biliyordu.

Fakat yine de ABD, Avrupa Birliği (AB) üzerindeki baskısını sürdürüyor. Avrupalı pek çok büyük şirkete baskı yapıp, İran'dan çıkmalarını sağladı. Almanya ile önemli konularda sorun yaşasa da, İngiltere ve Fransa üzerindeki etkisini muhafaza etmeyi başardı. İran'da, Venezuela'da başarısız oldu. Suriye'de, Irak'ta umduğunu tam olarak bulamadı. Bolivya'da istediğini aldı. Libya'da mücadele sürüyor.         

NESNEL GERÇEKLER VE ÖZNEL NİYETLER

ABD'nin hasım, rakip devletler olarak gördüğü Rusya ve Çin; enerji alanında, dış politikada, dış ticarette önemli iki ortak. Birleşmiş Milletler'de (BM), Shanghai İş Birliği Örgütü'nde, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) içinde, Kuşak ve Yol Projesi'nde, Suriye, Irak ve Libya konularında iş birliği yapıyorlar. Rusya; ABD tarafından Karadeniz'de, Doğu Avrupa'da, Balkanlarda, Baltık Denizi'nde, Kafkasya'da çevrelenmek istediğinin farkında. Çin; enerji tedarik ettiği, yatırım yaptığı ülkeler üzerindeki ABD baskısının ayırdında. Hem Çin hem de Rusya'nın Orta Asya'da, Orta Doğu'da, Afrika'da, Latin Amerika'da artan nüfuzu, ABD'nin öfkesini daha da artırıyor. Dünyanın siyasi ve iktisadi ağırlığının batıdan doğuya kaydığını görüyor. Engelleyemiyor. Dünyanın her tarafından, ABD nam ve hesabına, emperyalizm güdümlü sivil toplum kuruluşlarını, propaganda aygıtlarını, medya organlarını, etki ajanlarını cepheye sürüyor. Eskiden olduğu gibi sonuç alamıyor…  

Sonuçta siyasetin kuralı işliyor. Kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde, ABD Başkanı Trump'ın iç siyasette kullanmak için attığı dış politika adımları, sonuç vermiyor. Etkili, inandırıcı olmuyor. İş dünyasında ve halkta karşılık bulmuyor. 

Barış Doster

Daha fazla göster