NATO, ABD'nin işgal aygıtıdır

 NATO, ABD'nin işgal aygıtıdır

Amerika Birleşik Devletleri (ABD); Çin karşıtı söylemini de Avrupa, özellikle de İngiltere üzerindeki baskısını da artırdı. Çin'i, içeriden karıştırmak, yakın çevresinden kuşatmak için adımlarını sıklaştırdı. Avrupa'nın tepkisini çekmek pahasına, Kuzey Akım 2 Boru Hattı Projesi'nde yer alan şirketlere yaptırım uygulayabileceğini ilan etti. Bu liste daha da uzatılabilir.

Soralım: ABD'nin attığı bu adımlar, umduğu sonucu verir mi? Yanıtlayalım: Hayır

Çünkü uluslararası ilişkiler düz çizgi halinde ilerlemez. Otobanda tek başına araba kullanmaya benzemez. Hiçbir devlet, dilediği gibi hız yapamaz. Mutlaka ters yönden gelen araçlar vardır. Yan yollar, araçların hızını kesen trafik işaretleri vardır. Geriden hızla gelen çok sayıda irili – ufaklı, hafif – ağır taşıt vardır. O yüzden dikkatli olmak, öngörü sahibi olmak, beklenmedik gelişmelere karşı hazırlıklı olmak gerekir. Diplomasi yürütenler iyi satranç bilmezse, ilk bakışta doğru görünen hamle, sonuçta istenmeyen, yanlış sonuçlar doğurabilir.

Bu temel kural, ABD için de geçerlidir.

Anımsatalım: ABD dış politikasında ülkenin fiziki güvenliği, öncülük ettiği ve simgelediği değerlerin güvenliği, iktisadi çıkarların güvenliği, İsrail'in güvenliği yanında, küresel liderlik konusunda tek olma hırsı da öne çıkar. Bunlar birbirinin olmazsa olmazı, tamamlayanıdır. Orta Doğu'yu, dünyanın enerji kaynaklarını, stratejik geçiş yollarını denetlemeye çalışan ABD; yakın çevresine de, Avrupa'daki müttefiklerine de, Avrasya bölgesine de önem verir.  

Ne var ki dünya değişmektedir. Güç dengesi kaymaktadır. Çok kutuplu bir dünya düzeni doğmaktadır. Salgın hastalık da bu süreci hızlandırmıştır. Yaşananlar, mali bir bunalımın çok ötesine geçmiştir. Dünyanın güç dengesinde, geriye dönülmez biçimde, tarihsel bir jeopolitik değişim gözlenmektedir. ABD'nin 2. Dünya Savaşı'yla başlayan küresel liderliğinin sonu görünmüştür. Ekonomik liderliğini de 5 – 10 yıl içinde Çin'e kaptıracaktır.

NATO, ABD'NİN İŞGAL AYGITIDIR

Dahası var. Salgın hastalık, kapitalist merkezlerde bile, kapitalizmin daha köklü şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. Çünkü kapitalizmin temelinde sadece akıl, bilim, gerçekçilik, üretim yoktur. Aynı zamanda bencillik, aşırı kâr hırsı, işgal, sömürü, barbarlık ve talan vardır. Gelişmiş kapitalist ülkelerin, emperyalist devletlerin Asya'da, Afrika'da, Latin Amerika'da, Orta Doğu'da yaptığı ve yapmakta olduğu vahşet, başka türlü açıklanamaz. ABD'nin saldırı ve işgalleri, kışkırtma ve bozgunculuk faaliyetleri bunun içindir. ABD Doları'nın egemenliği için, işgal etmek zorundadır. ABD Doları, egemen para birimi olma vasfını yitirirse, ABD süper güç olamaz. Dünya piyasalarında tedavülde olan her bir dolar, ABD için hem iktisadi zenginlik hem siyasi güç demektir.

NATO da, ABD'nin saldırı ve işgal politikalarının bir aracıdır. 2. Dünya Savaşı'ndan kısa süre sonra, 1949'da, 12 ülke tarafından kurulan ittifak, kuruluş senedinde ne yazarsa yazsın, ABD liderliğinde ve ABD'nin emperyalist amaçları için kurgulanmış ve örgütlenmiştir. Soğuk Savaş bittikten, Sovyetler Birliği dağıldıktan, Varşova Paktı çöktükten sonra düşmansız kalan NATO'ya, yeni düşmanlar icat edilmesinin temelinde de emperyalizmin ihtiyaçları ve mecburiyetleri vardır.

O nedenle; enerji güvenliği, küresel ısınma, su kaynaklarının korunması, silahsızlanma, siber suçlarla, terörle, uyuşturucu madde, nükleer madde ve insan kaçakçılığıyla mücadele gibi konular, NATO'nun görev alanına sokulmuştur. O yüzden ABD; Afganistan ve Irak'ı işgal etmiş, Libya ve Suriye'ye çullanmıştır. O sebeple ABD; dünyanın her yerinde etnik, dinsel, mezhepsel kavgaları, ayrılıkçı akımları, terör örgütlerini desteklemektedir.

Barış Doster

Daha fazla göster