Bölgesel ittifaklar, ABD saldırganlığını geriletir

Bölgesel ittifaklar, ABD saldırganlığını geriletir

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) yaşadığı politik, ekonomik, toplumsal sorunlar, kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde artıyor. Üstelik bunlar, sadece ABD'de değil, tüm dünyada tartışılıyor. ABD Başkanı Trump ise hem dış politika zaferi elde ettiği yönünde algı yaratmak hem de iç kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek için, saldırgan, kutuplaştırıcı bir dil kullanıyor. Dış siyaseti daha çok öne çıkarıyor. Bu kapsamda özellikle Çin'i, İran'ı, Suriye'yi hedef alıyor.

ABD; gücü aşınsa bile, büyük devlet. Emperyalist güç. Hedef aldığı ülkelere müdahale ederken, takım çantasında çok ve çeşitli araçlar var. Ne var ki, onun da kapasitesinin sınırı var. Borcu çok. İşsizlik oranı yüksek. Toplumsal fay hatları fazla.

ABD; emperyalizmin eski ve çok bilinen yöntemlerini kullanıyor. Etnik, dinsel, mezhepsel kimlikleri ayrılıkçı amaçları için körüklüyor. Sınır anlaşmazlıklarını kışkırtıyor. "Demokrasi, insan hakları, özgürlük" kavramlarını, emperyalist hedefleri için kullanıyor. İç karışıklıkları tahrik ediyor. Orta Doğu'da, Orta Asya'da, Kafkasya'da, Afrika'da, Balkanlar'da hep bunu yaptı. Hep bunu yapıyor. Türkiye'ye, Rusya'ya, Çin'e, İran'a, Suriye'ye, Irak'a, Küba'ya, Kuzey Kore'ye, Venezüella'ya, Bolivya'ya karşı hep bu taktikleri uyguluyor.

BÖLGESEL İTTİFAKLAR, ABD SALDIRGANLIĞINI GERİLETİR

ABD'nin hedefinde olan, ABD kaynaklı tehditlerle boğuşan ülkelerin, dikkatli olması şart. Aralarındaki sorunları, aralarında çözmeliler. ABD'nin müdahil olmasına karşı çıkmalılar. Barışın, refahın, iş birliğinin, istikrarın; ABD sayesinde değil, ABD'ye rağmen sağlanacağını, ABD'nin projeleriyle değil, bölge ülkelerinin, komşu ülkelerin ittifakıyla gelişeceğini bilmeliler. ABD'nin en istemediği şeyin, Asya'da, Orta Doğu'da, Latin Amerika'da bölgesel ittifakların gelişmesi olduğunu, unutmamalılar. ABD'nin; başta Çin ve Rusya olmak üzere "hasım devlet" olarak gördüğü güçleri, bu devletlerin yakın çevrelerinden başlayarak kuşatmaya çalıştığını, akıllarından çıkarmamalılar.

Şurası kesin; ABD günümüzde aynı anda iki ülkede (Afganistan ve Irak) işgal kuvveti bulundurabilecek, üç ülkede renkli devrimleri kışkırtacak (Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan), hasım devlet olarak gördüğü devletlerde hem iç karışıklık yaratıp hem de onları yakın çevreden kuşatacak güçte değil. Bunların hepsini, aynı anda, birlikte yapacak siyasi ve iktisadi kuvveti yok. Böyle bir liderlik kapasitesi de yok.

O nedenle, sadık müttefiklerini daha çok cepheye sürüyor. Terör örgütlerini daha çok devreye sokuyor. Çin'e karşı ticaret savaşlarını gündeme getiriyor. Hindistan'ı Çin'e karşı kışkırtmaya çabalıyor. Geçmiş yıllarda imza koyduğu pek çok ikili ve çok taraflı antlaşmadan çekiliyor. Tüm bunlar, ABD'nin zayıfladığını ortaya koyuyor. Fakat ABD gibi büyük bir gücün, kısa sürede havlu atması, bugünden yarına, akşamdan sabaha strateji değiştirmesi, saldırgan politikalarından vazgeçmesi mümkün olmadığından, ABD'ye karşı bölgesel iş birliklerini sabırla, inatla geliştirmek gerekiyor.

Kısacası, emperyalizmin saldırganlığına karşı ulus devletlere, bölgesel ittifaklara, kamucu ve halkçı ekonomi politikalarına büyük iş düşüyor.

Barış Doster