Avrupa'nın gerilemesi ve ABD

Avrupa'nın gerilemesi ve ABD

Suriye'den Lübnan'a, Doğu Akdeniz'den Libya'ya, Kafkasya'dan Latin Amerika'ya dek dünyanın her tarafında yaşanan gerilimlerde, Avrupa Birliği'nin (AB) pek varlık gösteremediği dikkat çekiyor. Liberallerin, batıcıların, sosyal demokratların bir "uygarlık projesi" olarak niteledikleri AB'nin, ortak para birimi, gümrük birliği gibi konulardaki önemli başarılarına rağmen, ortak dış politika, ortak savunma ve güvenlik politikası gibi yaşamsal konularda başarılı olamadığı görülüyor. Hem AB içindeki ülkeler arasındaki ölçek farkı hem de bu ülkelerin öncelikleri, hedefleri, çıkarları, tehdit tanımları, tehdit algıları, beklentileri arasındaki büyük fark, dış politikada, savunma ve güvenlik politikalarında birlikte hareket etmelerini zorlaştırıyor.

AB'nin zayıflamasının başka nedenleri de var elbette. Britanya koptu öncelikle. Dünyada diplomasinin, istihbaratın, emperyalizmin kitabını yazmış olan İngilizlerin AB'den çıkması, önemli bir işaretti. Belirleyici bir adımdı. AB'nin bir diğer açmazı, birliğin kurucusu ve halen en büyük iki gücü olan Almanya ve Fransa arasında açılan makas. Sanayi kültürü, sanayi toplumu, sanayi disiplini denince, güçlü ekonomisi ve teknolojisiyle akla ilk gelen ülkelerden olan Almanya, Fransa'nın açık ara önünde. Dahası, ekonomik, teknolojik gücüne koşut bir politik ve askeri güç olmak için de adımlar atıyor. Küresel ölçekte oyuncu olmaya çalışıyor.

Alman politikacıların Amerika Birleşik Devletleri (ABD) karşıtı demeçleri, Almanya ve ABD gizli servislerinin birbirlerinin liderlerini dinlediklerini ilan etmeleri, karşılıklı olarak birbirlerinin dev şirketlerine yüksek cezalar kesmeleri, iki ülke arasındaki gerilimi ortaya koyuyor. Avrupa Ordusu'na ilişkin açıklamalar da Fransızlardan çok Almanlardan geliyor. Keza Almanya; Çin, Suriye, Irak, Rusya, Afganistan, Ukrayna, İran, NATO bütçesi, Libya gibi konu başlıklarında da ABD ile tam uyum göstermiyor.

Fransa ise ekonomik, politik, diplomatik olarak gerilemesinin, iç siyasette yaşadığı kırılganlığın, Avrupa'nın entelektüel liderliğini kaybetmesinin, Almanya'nın gerisinde kalmasının bunalımını yaşıyor. Afrika'da, Doğu Akdeniz'de attığı adımlardan umduğu sonuçları alamıyor. Öncülük ettiği Akdeniz İçin Birlik Projesi'nden de sonuç çıkaramayan Fransa; yakın coğrafyasında, tarihsel, siyasal, ekonomik ve kültürel etki alanında gördüğü ülkelerde de zemin kaybediyor.

AVRUPA'NIN GERİLEMESİ VE ABD

Avrupa'nın bu durumundan ABD de fazlasıyla etkileniyor. Çünkü Avrupa ABD açısından hem çok önemli bir müttefik hem çok önemli bir coğrafya hem de çok önemli bir pazar. Avrupa'nın gücünü, cazibesini yitirmesi, Avrupa'nın en büyük gücü olan Almanya'nın ABD ile gerilim yaşayıp, Rusya ve Çin'le yakınlaşması, ABD'yi çileden çıkarıyor. Bu durum özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte iyice açığa çıktı. Trump, Avrupa'yı ve Avrupa'nın kurumlarını, değerlerini birkaç kez, kamuoyu önünde aşağıladı. Avrupa'ya yolladığı diplomatları, Avrupa'daki aşığı sağcı partilere yakın, AB projesine eleştirel bakan isimlerden seçti. Avrupa'yı, kendi kendini koruyamamakla, ABD'yi ve NATO'yu kullanmakla, sömürmekle suçladı.  

Atlantik güçlerinin kabul etmeleri gereken gerçek şu; Batı zayıflıyor, Doğu güçleniyor. Batı ittifakı da, gerileyen her kuvvetin yaşadığını yaşıyor. Kendi içindeki fay hatları ve gerilim alanları daha belirgin hale geliyor. 

Barış Doster

Daha fazla göster