Xinhua

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bir kez daha, uydurulmuş malzemelere dayanarak, sözüm ona 2020 İnsan Hakları Uygulamaları Ülke Raporu’nu yayınlayarak, diğer ülkelere kötü niyetle iftira etti. Aslında insan hakları sorunları yığılan ABD geçen dört yılda lekeli bir insan hakları karnesi aldı.

Seçim sonrası ayaklanmalarından kökleri derinde ırkçı sorunlara ve yetersiz salgınla mücadeleye kadar, kötü gerçekler kendisini “insan haklarının savunucusu” ilan edenlerin yüzünü ortaya çıkardı.

AMERİKAN DEMOKRASİSİ DARMADAĞIN

Amerikan demokratik kurumlarındaki karışıklık siyasi kargaşaya yol açtı ve toplumun dokusunu daha da parçaladı. Paranın kirlettiği politika, seçimleri zengin sınıfın bir “tek kişilik gösterisine” dönüştürerek, kamuoyunu bozdu ve bastırdı.

New York Üniversitesi Brennan Adalet Merkezi’nin bir değerlendirmesine göre, karanlık para grupları 2020 seçimlerine reklam harcamaları ve süper politik eylem komitesi gibi siyasi komitelere rekor kıran katkılarla 750 milyon dolardan fazla para akıttı.

Wall Street Journal gazetesinde 9 Kasım 2020’de yayınlanan bir yoruma göre, 2020 ABD seçimleri demokrasinin temel kurucu bloklarına inancın 20 yıllık azalma döneminin zirvesi olarak görülebilir. Silah ticareti ile silahlı saldırı olayları rekor seviyede arttı ve insanların toplumsal düzene güvenleri yok oldu. Silahlı saldırı olayları ABD’de silah kontrolü tartışmalarını yeniden başlattı. Ancak, geçen birkaç yılda, politik bölünme ve partizan çatışmalar sorunu karmaşıklaştırdı ve süreci sonuçsuz kıldı.

YAYGIN IRKÇILIK

ABD’de etnik azınlık grupları sistematik ırkçı ayrımcılığa uğruyorlar ve zor durumdalar. Eski polis memuru Derek Chauvin’in Afrikalı Amerikalı George Floyd’u geçen mayıs ayı sonlarında öldürmekten yargılandığı dava geçen ay Minnesota’nın Minneapolis kentinde başladı.

Federal verilere göre, genç siyah erkeklerin son yıllarda polis tarafından öldürülme ihtimali beyaz erkeklere göre 21 kat daha fazlaydı. Bu veriler ayrıca her bir milyon kişide öldürülen 15-19 yaşları arasındaki siyahların sayısının 31,17 olduğunu hâlbuki aynı yaştaki beyazlar için bu sayının 1,47 olduğunu gösteriyor. Ancak ABD’de yasaları şiddetli biçimde uygulayan polis memurları genellikle adalet önüne çıkarılmıyor.

Bunlara ek olarak, Afrikalı Amerikalılar ABD sadece ırkçılığın kurbanı değil. Salgının başlamasından bu yana, bazı Washington politikacıları öldürücü virüsü belirli etnik gruplara bağlayarak ırkçı söylem ve duyguları manipüle ediyor bu da Asyalı Amerikalılara karşı nefret suçlarının artmasına yol açıyor.

ZENGİN VE YOKSULLAR ARASINDA ARTAN KUTUPLAŞMA

ABD’de, toplumun tabanındaki insanlar sefalet içinde yaşarken, zengin ve yoksullar arasındaki uçurum büyüdü. Salgın ülkede kitlesel işsizliğe neden oldu. On milyonlarca insan sağlık sigortası kapsamından çıktı. 6 Amerikalıdan biri ve 4 Amerikalı çocuktan biri açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Zayıf gruplar hükümetin salgına sorumsuz tepkisinin en büyük kurbanı haline geldiler.

Uzmanlar salgının ABD toplumunun dibindeki insanların hayatta kalma krizini ağırlaştırdığına inanıyor ama ülkede zenginliğin dağıtımındaki eşitsizlik sorunu uzun zamandır var ve daha da kötüleşiyor böylece toplumsal ve politik isyanı körüklüyor.

YETERSİZ SALGIN KONTROLÜ

Hükümetin sorumsuz tepkisi nedeniyle, ABD’de Covid-19 salgını kontrolden çıktı ve bir insanlık trajedisine dönüştü. Şubat 2021’in sonu itibarıyla, dünya nüfusunun yüzde 5’ten daha azına sahip olan ABD dünyada onaylanmış Covid-19 vakalarının dörtte birinden daha fazlasına ve hastalıktan küresel ölçekte ölenlerin beşte birine sahipti.

CNN’de yayınlanan bir belgeselde eski başkan Donald Trump zamanında Beyaz Saray koronavirüs görev gücü koordinatörü olan Deborah Birx, federal hükümetin salgınla mücadeledeki en büyük hatasının “tutarlı mesaj” vermemek olduğunu söyledi.

ULUSLARARASI KURALLARIN ÇİĞNENMESİ

Geçen dört yılda, ABD “Önce Amerika”, tek taraflılık gündemini sürdürmede ısrar etti ve böylece küresel güvenlik ile istikrara en büyük tehdit haline geldi. Haziran 2018’de ABD, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nden çekildiğini yüzsüz biçimde açıkladı.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Eylül 2018 ve Mart 2019’a sırasıyla eğer Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ABD ile müttefiklerinden bazı kişileri soruşturmasına devam ederse, ABD’nin soruşturmadan doğrudan sorumlu kişilere ABD’ye giriş yasağı, fonların dondurulması ve hatta ICC’ye ekonomik yaptırımlar gibi misilleme önlemleri alacağı uyarısında bulundu.

Temmuz 2017’den Temmuz 2202’ye kadar, uluslararası insan haklarını ve uluslararası insancıllığı ihlal ederek ABD göçmen yetkilileri 5 bin 400’den fazla çocuğu güney bölgelerinde göçmen ya da yasa dışı göçmen olan ailelerinden zorla ayırdı ve birçok çocuk gözetim altında ölürken ailelerin acılı biçimde bölünmesine neden oldu. 

2019’da toplam 850 bin göçmen ABD’nin güney sınır bölgesinde tutuklandı. Bunların çoğu sert, aşağılayıcı muamele gördü ve insan hakları çiğnendi. Hükümetin yetersiz salgın karşıtı çabaları yüzünden ABD ne yazık ki, 2020’de Covid-19 salgınından en kötü etkilenen ülke oldu ve göçmen tutuklama merkezleri ülkede en kötü içimde etkilenen merkezlerdi.

ABD hükümeti virüsü yayma riskini göz ardı ederek, hatta zorla büyük sayıda yasa dışı göçmeni ülkelerine geri gönderdi ve bu Orta Amerika ülkelerini yüksek Covid-19 bulaşma riskiyle karşı karşıya bıraktı.

Yeni sona eren BM İnsan Hakları Konseyi 46. Dönem toplantısı sırasında, bazı ülkelerin temsilcileri ABD’yi “aşı milliyetçiliği” yapmakla suçladı.

Yıllar boyunca ABD silahlı müdahaleleri diğer ülkelerde büyük sayıda sivilin ölümüne neden oldu. ABD’nin belirli ülkelere karşı tek taraflı zorlayıcı önlemleri insan haklarını ağır biçimde ihlal etti ve hatta insani krizleri neden oldu.