Ren Jie, CRI Haber Merkezi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) tespit edilen Covid-19 vakalarının sayısı dün itibarıyla 33 milyon 878 bin 496’yı buldu, salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da 607 bin 415’e yükseldi. Ancak Bloomberg tarafından yayımlanan Covid-19 Direnç Sıralaması’nda, ABD dünya birincisi olarak gösterildi. Salgınla mücadelede büyük başarılar kazanan Çin ise listede ancak 8’inci sırada yer alabildi.

Dünya genelinde salgınla mücadelede en başarısız performansı sergileyen ABD nasıl birden bire birinci oluverdi? Gerçekleri göz ardı eden Bloomberg’in yayımladığı bu sıralama aslında çok komik!

Kendisini dünyanın en büyük finansal bilgi hizmeti sağlayıcısı olarak tanıtan Bloomberg, geçen yılın Kasım ayından beri salgınla mücadele konusunda belli aralıklarla aylık sıralama yayımlıyor. Hastalığa yakalanma oranı, ölüm oranı ve ekonomik büyüme beklentisi gibi endeksler puanlama unsurları olarak kullanılıyor. Ancak son sıralamada değerlendirme standartları değiştirilerek, sosyal ve ekonomik normalleşme durumuna ağırlık verildi. Böylece, en önemli puanlama faktörleri olarak aşılama oranı, karantina uygulamalarının sertliği, uçuş kapasitesinde yaşanan değişiklikler ve aşılamanın ardından başlatılan uluslararası seferlerin sayısı belirlendi.

Bloomberg’in, ABD’yi birinciliğe yükseltmek amacıyla eski sıralamalardaki en kritik faktörler olan hastalığa yakalanma ve ölüm oranlarını hafife aldığı, ayrıca karantina ve giriş-çıkış uygulamalarını negatif unsurlar olarak kabul ettiği açıkça görülebiliyor. Bloomberg’in son değerlendirmesi gerçeklere uymamakla beraber, bilime ve insan hayatına saygı anlayışına da ters düşüyor.

Bloomberg’in çabaları sonucunda ABD nihayet “salgınla mücadelede dünya birincisi” oldu. Ancak böyle bir birincilik gerçekleri gizleyebilir mi?

Bloomberg tarafından yayımlanan son verilerden ABD’de salgının hâlâ ciddiyetini koruduğunu görmek mümkün. Örneğin, söz konusu istatistiklere göre, ABD’de salgın nedeniyle yaşanan ölüm oranı yüzde 2,6’ya yükseldi, bu da 1 milyon kişide bin 824 vefat anlamına geliyor. Pozitif test sonuçları oranı da yüzde 2,4 oldu. Bu endeksler, sıralamada bulunan 53 ülke ve bölge arasında hiç de düşük değil.

Diğer yandan, ABD’deki aşılama durumuna bakıldığında da, ülkede 2 doz aşı uygulanan yetişkin oranının yüzde 50’yi aşmasına rağmen, bölgeler arasında aşılamada dengesizlik yaşandığı görülebiliyor. ABD’li yayın kuruluşu CNN tarafından yayımlanan haberde, Covid-19 virüsü varyantlarının yayılması ve eyaletler arasında aşılamada farklılık yaşanması nedeniyle, ülkede salgının yeniden kötüleşme olasılığı olduğu kaydedildi. Aslında, ABD’nin birçok yerinde Covid-19 vakalarının sayısında yeniden artış yaşandı.

Hal böyleyken, Bloomberg neden prestijini kaybetme pahasına ABD’nin salgınla mücadelede başarılı olduğunu iddia ediyor? Tabii ki politikacıların siyasi amaçlarına ulaşmalarına yardımcı olmak için.

Bloomberg’in sahibi bir Demokrat ve şu anda Beyaz Saray Demokratların elinde. Bu sıralama da tam 4 Temmuz öncesinde açıklandı. Beyaz Saray’ın önünde düzenlenen resmi kutlamaya binlerce kişi davet edildi. Dolayısıyla, böyle önemli bir zamanda son Covid-19 Direnç Sıralaması’nın açıklanmasının arkasında farklı amaçlar olduğu çok bariz. Bu girişim sadece Amerikan politikacıları siyasi başarı elde etmiş gibi göstermekle kalmıyor, aynı zamanda Washington’un salgınla mücadelede yaşadığı başarısızlığı saklamasına da yardımcı oluyor.

Bir hayal alemi içinde yaşayan ABD’li politikacılar ile medya kuruluşları, salgınla mücadelede bilimsel ve somut adımlar atarak, kendi vatandaşlarının yanı sıra, yardıma ihtiyaç duyan diğer ülkelere de el uzatmalı. Aksi takdirde, güya salgınla mücadelede dünya birincisi olan ABD, yeni utançlarla yüzleşmek zorunda kalacak.