China Daily / Yan Fawei & Wang Yisheng

İklim değişikliği insanlık için ciddi bir tehdit oluşturuyor ve bu tehdit, karbondioksit gibi sera gazı emisyonlarında devam eden yükseliş yüzünden günbegün artıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne (WMO) göre, özellikle fosil yakıtlar olmak üzere, esasen yanıcı yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonları, 1990 yılından bu yana küresel ısınmanın yüzde 80’ini oluşturuyor.

Karbondioksit emisyonlarına katkıda bulunan önemli sektörler arasında havacılık sektörü de bulunuyor. Our World in Data’ya göre, 2017 yılına kadar, toplam yıllık küresel yolcu hacmi 4 milyardı ve havacılık sektörü, 2018 yılında toplam karbondioksit emisyonlarının yüzde 2,5’ini oluşturdu, ayrıca 2010 yılından bu yana yıllık emisyon büyümesi yüzde 4-5 seviyesinde bulunuyor. Bu arada, karbondioksit uçaklardan kaynaklanan emisyonların en büyük bileşenidir ve toplam egzozun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturur.

Bu gerçekler, karbondioksit emisyonlarının kontrolünün ve havacılık sektörünün, çevresel koruma, sosyal sorumluluk ve kar elde etme arasında doğru dengeyi sağlayarak, sürdürülebilir kalkınma yolunda devam etmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Covid-19 salgını, havacılık sektörü dâhil dünya çapında ekonominin bütün sektörlerini etkiledi. Genel salgını önlemenin parçası olarak insanların hareketlerinin kısıtlanması ve bunun neticesinde, dünya çapında seyahat sayılarının düşmesi havacılık sektörüne büyük darbe vurdu.

COVID-19 SALGINI DÜNYA ÇAPINDA TÜM SEKTÖRLERİ ETKİLEDİ

Bu ayrıca yerel havacılık piyasası için de büyük sorun oluşturdu. Örneğin, Beijing Daxing Uluslararası Havaalanı’nda günlük yolcu sayısı salgından önce yaklaşık 100 bin ile zirvedeyken, Ocak 2021’de bu sayının 20 bin ile 30 bin arasına gerilediğine tanıklık etti. Eurocontrol’a göre, Avrupa hava yolları, uçuş sayısının 2019 seviyesine ulaşması için 2026 yılına kadar bekleyebilir. Bu demek oluyor ki hem küresel hem de yerel havacılık sektörleri uzun süre sıkıntılı bir süreç geçirecek.

Yine de salgın, havacılık sektörü için yeşil toparlanmayı izlemesi ve bu sıkıntılı süreci çevre dostu işlere dönüştürecek fırsata çevirmesi için olanak sağladı. Örneğin fonlar, elektrik, hidrojen ve hibrit enerji gibi alternatif enerji kaynaklarının araştırılması için artırılabilir, çünkü havacılık sektöründe daha az kirleten yakıtların kullanımı sera gazı emisyonlarını azaltacaktır.

Ekonomik faaliyetlerin salgın kontrol altına alındıktan sonra bütün dünyada güçlü biçimde toparlanması beklendiği için, havacılık sektörünün sürdürülebilir gelişmesi için önceden plan yapmak önemlidir.

İlk olarak, karbondioksit emisyonlarını azaltmak için uyumlu küresel çabalara ihtiyaç vardır. Çevrenin korunması ve iklim değişikliğinin azaltılması ortak küresel sorumluluklar olması yüzünden bütün ülkeler ortak sorumluluk göstermelidir. Salgının küresel ekonomiye verdiği zarar göz önüne alındığında, bütün ülkelerin zararı gidermek için sağlık hizmetinde, bilimde ve çevresel korumada iş birliğini güçlendirmesi gerekmektedir.

HAVACILIK SEKTÖRÜ COVID-19 SONRASI DÖNEMDE YEŞİL YOLU BENİMSEMELİ

Bu amaçla, BM’nin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), küresel karbondioksit emisyonlarının 2019 seviyelerinin üzerine yükselmesini dengelemek için ocak ayında Uluslararası Havacılık Karbon Dengeleme ve Azaltma Planı (CORSIA) adlı programı başlattı. CORSIA’ya göre, hava yolları, uçaklarından kaynaklanan emisyonları dengelemek için kredi almalı ve daha sonra bu “dengelemeleri”, ağaç dikmek ya da güneş panelleri kurmak gibi çevre dostu projelerin fonlanmasında kullanabilmeli. Şu anda gönüllü olan bu program, 2027 yılından sonra ICAO üyesi bütün devletler için uygulanacak.

Birkaç hafta önce, dünya çapındaki iklim liderleri Paris Anlaşması çatısı altında İklim Tutkusu Zirvesi’nde önemli bir adım attı. Havacılık sektöründe iklim değişikliğinin azaltılmasından Paris Anlaşması’nda bahsedilmemesine rağmen, birçok katılımcı, havacılık sektörünün çevre dostu faaliyete dönüşmesinin gerekliliğine işaret etti. Örneğin, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, diğer birçok sektörün yanı sıra havacılık sektörünün karbon çıkartan çekirdek bir sektör olarak, iklim değişikliğini azaltma amaçlarına uygun olarak yeni, dönüşümcü yol haritaları sunması ve uygulaması gerektiğini söyledi.

İkincisi, gelişmiş ülkeler küresel emisyonlara daha fazla katkı sunduğu için ülkeler farklı sorumluluklar üstlenmeli ve çevreyi korumak için küresel çabalarda farklı roller üstlenmelidir. Bloomberg’e göre, örneğin Kuzey Amerika, 2019 yılında atmosfere tahmini olarak 293 milyon metrik tona eşdeğer karbondioksit saldığı için küresel havacılık emisyonlarında başı çekti. Ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD), havacılık sektörünün bütün sektörler arasında emisyona katkısı yüzde 12’dir.

DÜNYA ÇEVRE SAĞLIĞININ İNSANLIĞIN GELECEĞİNE KARAR VERECEĞİ DÖNÜM NOKTASINA ULAŞTI

Bu yüzden, küresel havacılık sektörü emisyonlarına önemsiz miktarda katkıda bulunan az gelişmiş ülkeleri iklim değişikliğini azaltma sorumluluklarında eşit paylaşıma zorlamak adaletsiz olacaktır. Diğer bir ifadeyle, “büyük” ve gelişmiş ülkeler emisyonların azaltılmasında daha fazla sorumluluk üstlenmelidir.

Ve üçüncüsü, karbondioksit azaltma hedeflerini başarmak için havacılık sektörünün azaltma çabalarının hava kısmını ve yer kısmını etkin biçimde yönetmek önemlidir. Örneğin, yeşil uçuş prosedürlerini uygulamaya koymak amacıyla hükümetler, hava yolları, havalimanı şirketleri ve hava trafik kontrol otoriteleri arasında güçlü bir iş birliği gereklidir. Diğer gerekli önlemler, atıkları azaltmayı, tek kullanımlık plastik kullanımını yok etmeyi ve basılı biletleri e-biletlerle değiştirmeyi kapsıyor.

Havacılık sektörü mesafeleri azaltmaya ve dünyayı yakınlaştırmaya yardımcı oldu, ancak çevreye de zarar verdi. Dünya, çevre sağlığının insanlığın geleceğine karar vereceği bir dönüm noktasına ulaştı. Bütün sektörlerin ve dünya çapındaki toplumların bütün kesimlerinin çevresel sorunları aşmak için yakından iş birliği yapmasının zamanı ve havacılık sektörü, Covid-19 sonrası dönemde toparlanmada yeşil yolu benimsemeli.