CGTN / Timothy Kerswell

Bilimsel düşünenler için, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 salgınının kökenine ilişkin 300’den fazla sayfalık raporunu yayınlaması ve bulguları sürpriz olmadı. Rapor, virüsün büyük olasılıkla bir yarasa veya karınca yiyenden insanlara taşıyıcı bir hayvan yoluyla, ancak muhtemelen doğrudan bulaştığı sonucuna vardı.

Bununla birlikte, DSÖ raporunu çevreleyen büyük soru bilim değil, raporun Covid-19 ile ilgili komplo teorilerinin yayılmasını hafifletmek için herhangi bir şey yapıp yapmayacağıdır. Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) eski yöneticisi Robert Redfield gibi önemli şahsiyetler tarafından desteklenen “laboratuvar sızıntısı” komplo teorisine katlanmaya devam etmeliyiz, mart ayı itibarıyla bu “hipotezler” sıfır destekleyici kanıtla çoğaltmaya devam ediliyor.

Buna karşın, DSÖ ekibinin üyelerinden Peter Daszak, “İstediğimiz her soruyu sormamıza izin verildi ve cevaplar aldık… İnsanların laboratuvar sızıntısına dair ellerindeki tek kanıt Wuhan’da bir laboratuvar olduğudur.” dedi.

DSÖ RAPORU CESARET VERİCİ

Öyleyse bu rapor bu fikri yatıştırmak, bilimsel yöntemle ikna olmuş gibi davranmak ve en ikna edici kanıtları izlemek için yeterli mi? ABD’nin battığı ve müttefiklerini sürüklemeye kararlı olduğu çılgınlığın derinliklerini yansıtan ortak bir bildiri imzalayan ülkelerden biriyseniz, hayır. En ufak bir alaylı ima olmadan, ABD tarafından hazırlanan açıklama şunu gösteriyor:

“Pandemik potansiyele sahip bilinmeyen bir patojenin ciddi bir şekilde ortaya çıkmasında, kökenlerin hızlı, bağımsız, uzmanların önderliğinde ve engelsiz bir şekilde değerlendirilmesi, insanlarımızı, halk sağlığı kurumlarımızı, endüstrilerimizi ve hükümetlerimizi böyle bir salgın ile gelecekteki salgınlara başarılı bir şekilde yanıt vermeye daha iyi hazırlamak için kritik öneme sahiptir.”

Bilimsel düşünüyorsanız, DSÖ raporu cesaret vericidir. Hayvanlar ile insanlar arasındaki kesin bağlantı, pazarların rolü ve virüsün donmuş yiyecekler de dâhil olmak üzere soğuk zincirler yoluyla olası yayılması gibi cevapsız sorular var.

Bununla birlikte DSÖ’nün birlikte daha fazla araştırma yapma kararlılığını sürdürdüğü Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus “Bu rapor çok önemli bir başlangıç, ancak son değil.” dedi.

Öyleyse rapor komplo teorilerinin sonunu işaret edebilir mi? Covid-19 salgını sırasında öğrenilen pek çok ders arasında en önemlisi, Sinofobik anlatılara, kat edilecek kilometre kalmasa da, en üst seviyedeki siyasi aktörler tarafından sürdürülmeye devam edilecek olmasıdır, bilim yok sayılacak.