Ersoy İrşi

Yarım asır boyunca Palmira’ya hizmet eden, zenginliklerini dünyaya tanıtan, keşifler yapan Halid Esad, IŞİD kentine geldiğinde kaçmayı reddetti “Burada doğdum, burada öleceğim.” dedi. Son nefesine kadar Palmira için mücadele etti, işkence gördü, katledildi ama ser verip sır vermedi.

40 asır boyunca insanlığın göz bebeğiydi. Halkı onu “Çölün Gelini” diye adlandırdı. Bir vahanın kıyısında Aramiler, Persler, Romalılar, Yunanlılar, Fenikeliler, Bizanslılar, Osmanlılar gibi nice medeniyetlerin mirasını taşıyordu.

Suriye’nin en eski antik kenti Palmira’nın tarihi M.Ö 19. yüzyıla kadar dayanıyor. İpek Yolu’nun da önemli duraklarından biriydi. Tapınakları, sütunları, heykelleri, anıtları ve muhteşem mimarisiyle insanlığın yaratıcılık eyleminin en ihtişamlı ürünlerinden.

1980 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası Listesine alındı Palmira ya da diğer ismiyle Tedmur.
Tedmur, Süryanicede mucize anlamına geliyor. Sonrasında ziyaret eden turistler “1001 gece masallarının yaşandığı yer” diye de tarif etti. 

Daha önceleri de ilgi duyanlar oldu. 1867-1876 yılları arasında Fransız fotoğrafçı Félix Bonfils Palmira’nın fotoğraflarını çekti. Fotoğraflar Washington’daki Smithsonian Enstitüsü’nde Myron Bement Smith koleksiyonunda. Bonfils’in çektiklerine bakmak adeta bir mucizenin yolculuğuna çıkmak gibi.

KÜLTÜREL KIYAMET

Çölün mucizesi 2015 yılında emperyalistlerin besleyip büyüttüğü vahşi IŞİD’in hedefi oldu. IŞİD, kenti ele geçirmesinin ardından M.S 32 yılına uzanan Beel (Baal) Tapınağı’nı ve Baalşamin Tapınağı’nı yerle bir etti. Baalşamin, metrelerce uzunluktaki altı sütun içeren en görkemli antik yapılardan biriydi. Teröristler ayrıca Zafer Anıtı’nı havaya uçurdu. Anıt, Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından M.S 193 ile M.S 211 yılları arasında inşa ettirilmişti. Şehrin silüeti cenaze kuleleri de yine IŞİD tarafından yok edildi. 15 ton ağırlığında ve 2000 yıllık El-Lat aslanı, 2. yüzyıla tarihlenen büyüleyici Roma tiyatrosu, Palmira’nın sütun dizili ana caddesi Büyük Kolonad, 13. yüzyıla tarihlenen Sitadel de IŞİD’in saldırısına uğrayan Palmira yapıları.

Sadece vandalca bir yıkım da olmadı Palmira’da. IŞİD, aynı zamanda kentin birçok eserini tarih eser kaçakçılarına sattı. İnternette satışa dahi çıkardı. Bugün nasıl Batı’nın ünlü müzelerinde Anadolu’dan Orta Doğu’dan çalınan ve sergilenen birçok eseri görüyorsak ilerleyen yıllarda da IŞİD’den alınan Palmira eserlerini görme durumumuz yüksek.

Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu kültürel kıyamet asla unutulmayacak. 

“PALMİRA TUTKUSUNU SÖNDÜRMEK İMKÂNSIZ BİR ŞEYDİ”

Palmira, üzerine konuşurken onun ölümsüz koruyucusu Halid Esad’sız konuşmak olmaz.

Halid Esad, 1 Ocak 1934’te Palmira’da dünyaya geldi. Şam’da okudu ve arkeolog olarak kentine geri döndü. 1963’te Palmira’nın müze müdürü oldu. O yıllarda çalışmalarını 3. yüzyıl sur duvarları ve farklı nekropollere dağılmış bir dizi mezar anıtı üzerine yoğunlaştırdı. Dünyanın birçok yerinden arkeoloğu Palmira’da ağırladı ve onlarla çalışmalar yürüttü.

1982 yılında Palmira için en önemli eserlerden biri kabul edilen “Palmyra: Tarih, Abideler ve Müze” adlı kitabı yayımladı. Arakadaşı British Museum’un Müdürü Jonathan Tubb: “Palmyra’yı ziyaret edip de kitaplığında Halid Esad’ın ‘Palmyra: Tarih, Abideler ve Müze’ kitabı bulunmayan kişi sayısı sanırım oldukça azdır.” diye söyler.

2001 yılında, Sasani Kralı I. Hüsrev ve II. Hüsrev adına basılmış 700 gümüş sikkelik hazinenin keşfini duyurdu. 2 yıl sonra da bir vahşi hayvanla insan arasındaki mücadeleyi betimleyen 3. yüzyıldan kalma bir mozaiği keşfeden Polonya-Suriye arkeoloji heyeti içinde yer aldı.

Halid Esad, yarım asır boyunca Palmira’ya hizmet etti. Tanıyanlar onu Palmira’nın her taşını çocuğu gibi gördüğünü söyler. Jonathan Tubb yine onun için şöyle söyler: “Halid’in Palmira tutkusunu söndürmek imkânsız bir şeydi. Müzeye girişimden dakikalar sonra son araştırmalara dair planlar, çizimler ve fotoğrafları önüme koymuştu.”

“BURADA DOĞDUM, BURADA ÖLECEĞİM”

2015 yılında IŞİD kentine yaklaştığında Suriye Antik Eserler Dairesi Direktörü Mamun Abdülkerim, ona kaçması için yalvardı. Ama Halid Esad, “Burada doğdum, burada öleceğim.” dedi. Suriye ordusunun önemli eserleri Şam’a götürmesine yardım etti. IŞİD tarafından esir alındı. Bir ay boyunca işkence gördü ama kentin hazinelerinin saklandığı yeri söylemedi. IŞİD, onu vahşice katletti, başını bir Roma sütunun üstüne koydu. Halid Esad, baş verdi ama sır vermedi. Ömrünü adadığı Palmira’yı son nefesine kadar korudu.

Mücadelesi 2019’da beyazperdeye de taşındı. Yönetmenliğini Necdet İsmail Anzur’un yaptığı “Hurma Kanı” filmi Palmira direnişini gözler önüne seren bir yapım.

Bugün Halid Esad’ın 6. ölüm yıl dönümü. O yaşamıyla “Bir insan ömrünü neye vermeli?” sorusunun en erdemli cevaplarından biri oldu.