CGTN /  Bradley Blankenship

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 7 Şubat’ta Twitter’da, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) iç ve dış politikasına ağır eleştiriler yöneltti, Washington’ın serbest düşüşüne işaret etti ve ayrıca İran’ın, eğer ABD ilk olarak yaptırımları kaldırmazsa asla nükleer çalışmalarından geri dönmeyeceğini söyleyerek, bir güven işareti gösterdi.

İran 2020’de Covid-19’dan büyük zarar görür ve ciddi biçimde uluslararası piyasalara ulaşma ihtiyacı içindeyken, Hamaney’in yeni, belki de daha dostça bir Amerikan yönetimi işe başlarken “ABD sonrası dönem başladı” şeklindeki gururlu açıklamasının arkasında ne olabilir?

İlk olarak, Tahran’ın yaptırımların kaldırılması talepleri eski Donald Trump yönetiminin çekildiği 2015 tarihli Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile uyumlu olduğunu belirtmek gerekir. Yani, yaptırımları kaldırmak hiçbir şekilde bir bağış yapma olmayacaktır. İran, Trump anlaşmayı ihlal edene kadar sözlerine sadıktı ve defalarca ileri gitmek için karşılıklı olarak kabul edilebilir bir yol aradığını açıkça belirtti.

Daha derin olarak, Hamaney’in “ABD sonrası” dönemin başladığını söylemesindeki güvenli ton, hükümetinin Washington’ın anlaşma konusunda artık ana anlaşma sağlayıcı olduğuna bile inanmadığını gösteriyor. Sadece birkaç gün önce İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Avrupa Birliği’ni JCPOA’ya dönmek için arabuluculuk yapmaya çağırdı ve Tahran’ın “birden az bir zaman içinde” sözlerine geri dönebileceğini söyledi.

İRAN, TRUMP ANLAŞMAYI İHLAL EDENE KADAR SÖZLERİNE SADIKTI

Böyle bir gelişme dünya için olumlu olur. Orta Doğu’da -ya da dünyanın herhangi bir bölgesinde- nükleer silahların yayılması küresel güvenlik için zararlı olacaktır ve her türlü bedelle bunu önlemek herkes için faydalıdır. Asıl olarak yaptırımlar nedeniyle Covid-19’un harap ettiği bir ülke olan İran’a karşı yaptırımlara devam etmek hem umutsuzca ahlak dışı, amaçsız ve hem de orantısız biçimde masum insanlara zarar veriyor.

Avrupa bu gerçeği anlıyor ve eski ABD yönetimi kendisinden sonra gelecek yönetimin saldırganlıktan cayacağını düşünerek, daha da inatçı davranırken bile İran’la arabuluculuk yapmak için sıkı çalıştı. Bu şimdiye kadar sonuç vermemiş ve Avrupalıların biraz daha dürtmesini gerektiren bir gelişme.

Yeni ABD Dışişleri Bakanı liderliğindeki ABD tarafı eski yönetim kadar saldırgan değil, ama açık ki, sorunla ilgili acil bir harekete geçmeye de hazır değil. Blinken’ın kendisi JCPOA sözlerine uyulmasının teyit süreci nedeniyle “biraz zaman alabileceğini” belirtti.

Teyit etmenin de biraz zaman alabileceği gerçekten de doğru olsa da, mevcut bağlamda yaptırımlar sorununun mümkün olan en kısa zamanda çözümüne vurgu yapmayan herhangi bir diplomatik dil bir başlangıç değildir, çünkü bu noktaya tek taraflı bir düşünce yüzünden gelindiğini varsayar. Washington bütün kozlara kendisinin sahip olduğunu düşünüyor ama değil.

İRAN’A KARŞI YAPTIRIMLARA DEVAM ETMEK MASUM İNSANLARA ZARAR VERİYOR

Hamaney’in söylediği gibi “ABD sonrası” dönemin başladığının kanıtı başka bir durumda da görülebilir örneğin 4 Şubat’ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, merkezi Washington’da olan düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’ne Avrupa Birliği’nin (AB) Çin’e karşı birlik olmak konusunda ABD’ye katılmaması gerektiğini söylediğinde, Avrupa liderleri arasında artan bir konsensüse katılmış oldu.

Genel olarak konuşursak, şimdiye kadar Washington’ın en gururlu ortağı olan bütün blok, ABD tarafının kötü dış politikasına on yıllar boyunca katlandıktan sonra, uluslararası ilişkilerde stratejik bir özerkliğe adıyor, çok taraflılığa güçlü biçimde vurgu yaparak. Bu sadece Trump yüzünden değil, fakat aynı zamanda örneğin Avrupa ülkelerini 2003’te Irak’ın işgalinde ikiye bölen Başkan George W. Bush yüzünden de böyle.

Aslında, şu anda olmakta olan şey, yani ABD’nin gerilemesi nedeniyle uluslararası ilişkilerdeki keskin ayrışma, meşhur biçimde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 2007 Münih Güvenlik Konferansı’nda -Donald Trump başkan bile olmadan yaklaşık 10 yıl önce- öngörülmüştü. Putin o konuşmasında “tek taraflı ve sık sık yasa dışı eylemler hiçbir sorunu çözmedi. Aksine, bunlar insani trajedilere neden oldular ve yeni gerginlik merkezleri yarattılar.” demişti.

Rusya Devlet Başkanı, sorunların, “çoğu zaman (İran’a karşı yaptırımlar gibi) temel uluslararası hukuka uymayan, mevcut siyasi iklim temelinde, sözüm ona siyasi yararlara göre” çözüldüğünü ve “hiç kimsenin kendisini güvende hissetmediğini” çünkü, “hiç kimsenin uluslararası hukukun onu koruyacak bir taş duvar gibi olduğunu hissetmediğini” söyledi.

Batı’da garip bir şekilde yeni bir Soğuk Savaş çağrısı olarak algılanan Putin’in sözleri hiç şüphesiz bugün doğrulandı ve Ali Hamaney’in pazar günkü açıklamasında yansıdı. Şu anda aslında Soğuk Savaş zihniyetinin yıkılışına ve gerçek kurala dayalı bir dünya düzeninin ortaya çıkışına tanık oluyoruz.