CGTN / Bobby M. Tuazon

Süper güç tek taraflılığı ile çok taraflı dünya ivmesi arasındaki çelişki hiçbir zaman bu kadar keskin değildi. Bu Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yeni Avustralya-İngiltere-ABD (AUKUS) üçlü askeri ittifakı ve ABD, Japonya, Avustralya ile Hindistan arasındaki Dörtlü Güvenlik Diyaloğu’nu (QUAD) yeniden aktif hale getirerek Çin’in askeri olarak kuşatılmasına daha büyük önem vererek kendi ittifak sistemini güçlendirme çabalarıyla ortaya kondu. Bu yeni Amerikan saldırısı, savaş seçeneğinin barış ve kalkınma paradigması lehine güç kaybettiği Asya-Pasifik’teki ve başka yerlerdeki ülkelerin muhalefetine neden oldu.

Ekonomi dünyanın birçok bölgesini birleştiriyor ama ABD ve az sayıdaki müttefiki bu harekete engel olmaya çalışıyor. Örneğin ABD politika belirleyicileri, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni Çin’e komşu bölgelerdeki Amerikan etkisini sona erdirmek için kullanılan bir “Beijing silahı” olarak görüyor. Birçok ülkeyi altyapı, ticaret ve yeni sanayi koridorları yoluyla bağlamak için tasarlanan Kuşak ve Yol İnisiyatifi 139 ülkeyi birbirine bağlıyor. Dünya nüfusunun yüzde 63 kadarı Kuşak ve Yol İnisiyatifi ülkelerinin sınırları içinde yaşıyor.

En büyük ticari ortağı Çin olan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’ndeki (ASEAN), 6 ülke Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne katıldı. Bölgedeki bazı ülkelerin ABD ile askeri iş birliği olsa da ASEAN Beijing ile Washington arasındaki artan gerginliklerden uzak duruyor. Bu uzak durma ASEAN ülkelerinin Çin ile ekonomik ilişkilerinin ışığında ve ABD’nin onları Beijing’e karşı kavgacı bir politika üzerinde kendi yanına çekme kararlılığına rağmen derinleşiyor. ASEAN yeni çok taraflı dünyanın önemli bir kutbu olarak ortaya çıkıyor.

ASEAN ÇOK TARAFLI DÜNYADA ÖNCÜ

Ekonomik karşılıklı bağımlılık ve ortak eylem de Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) ile birbirini tamamlayan ekonomik faaliyetlerde ilişki içinde olduğu Avrasya’da yankılanıyor. Bir serbest ticaret anlaşması olan EAEU, Rusya, Ermenistan, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Kırgızistan’ı kapsıyor. Birlik, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar geçtiği toprakların büyük kısmını içerdiği için Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile ekonomik ortaklık içinde.

Çin ile Rusya arasında Kuşak Yol İnisiyatifi, EAEU ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ile Güney Afrika (BRICS) bloku ve Shanghai İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) üzerinden artan ekonomik kalkınma ve güvenlik iş birliği çok kutuplu bir dünyanın yaratılmasının temellerini atıyor. Bu ekonomik girişimler ve örgütler, zorunlu olarak birbirine bağlı olmasa da Avrasya ile komşu bölgelerin geniş alanlarını kapsayan önemli sayıdaki ülke ekonomi ve nüfusu temsil ediyor. ABD yeni çok kutuplu oluşumlara tepki göstererek, sadece “otoriteryen” ve demokratik olmayan hükümetleri temsil ediyorlar şeklindeki kötü niyetli imalarla küçümsemiyor. Yıllardır, bu girişimlerin içindeki büyük ülkeye -Çin- alçakça saldırgan diye iftira atıldı. Bu yeni küresel egemen sıfatıyla, ABD’nin bir dünya gücü olarak yerine almaya kararlı bir ülkedir. Dolayısıyla, ekonomisinin gerilemesiyle birlikte ABD’nin Çin’in yükselişine karşı koymak için ana cephaneliği, Çin’in askeri olarak kuşatılmasını sıkılaştırarak ve Güney Çin Denizi’nde kışkırtıcı “seyrüsefer özgürlüğü operasyonları” yaparak, askeri güçtür.

ABD ayrıca askeri yardım ve silah ticaretini artırarak Taiwan Boğazı’nda gerginlikleri körüklüyor, böylece de “Tek Çin” ilkesini ihlal ederek Çin ana karasından bağımsızlık hareketini cesaretlendiriyor. Bu bağlamda ABD ikiyüzlü. “Tek Çin” ilkesini desteklediğini ısrarla belirtirken, bu iddia, Taiwn’a milyarlarca dolarlık askeri yardım vererek “bağımsız devlet ve müttefik” olarak davranması karşısında anlamını yitiriyor. ABD, son yıllarda ABD’ye ihracatını büyük ölçüde azaltmayı amaçlayan bir ticaret savaşının yanı sıra Huawei ve diğer enformasyon teknolojisi şirketlerinin Amerikalı benzerlerinden koparılmasıyla sonuçlanan bir teknoloji savaşı ile Çin’i köşeye sıkıştırmaya çalıştı.

ABD, KÜBA’YA 60 YILDIR AMBARGO UYGULUYOR

ABD’nin kısıtlamaları ve diğer tek taraflı yaptırımlarının hedefi sadece Çin ya da Rusya değil. Bu yılın mart ayı itibarıyla, vize yasakları ticaret ambargoları ve dondurulan varlıklar dâhil tek taraflı yaptırımların hedefinde olan onlarca ülke vardı. Bu yaptırımlar bu ülkelerin ekonomileri için zararlıdır, çoğunlukla özellikle çocuklar olmak üzere kitlesel can kayıpları ile sonuçlanan, ilaç ve gıda kıtlıklarına neden oldu. ABD kötü niyetli yaptırım getirme pratiğinden vazgeçmesi için yapılan uluslararası baskı karşısında geri adım atmıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) sosyalist Küba’ya karşı 60 yıldır uygulanan ticaret ambargosunun kaldırılması konusundaki kararlarının uygulanmaması bu konuya bir örnektir.

ABD, Çin ve geri kalan gelişmekte olan ülkeleri kontrol altına alma konusundaki düşmanca gündemini ne kadar çok uygularsa, kendisini o kadar izole edilmiş buluyor. Gelişmekte olan dünyanın bakış açısından, ABD’nin bencil sıfır toplamlı oyunu desteklemekten kazanılacak hiçbir şey yok aksine her şey kaybedilir.