China Daily / Marsela Musabelliu

Çin halkının Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlamak için 100’den fazla nedeni var.

Bir asır önce, Çin ulusunun çehresi 30 yıl içinde 1 Ekim 1949’da Çin halkına, yüzyıllık yok edici anlaşmazlık ile kavgaları ve yabancı işgallerini sona erdiren Halk Cumhuriyeti’ni kurmakta liderlik edecek olan ÇKP’nin kuruluşu ile sonsuza kadar değişecekti. Parti sömürgeci güçleri ülkeden kovmaya ve adaletsizlik ile toplumsal kargaşayı sona erdirmeye, yoksulluğu ortadan kaldırmaya ve eşit, güçlü ve zengin bir toplum kurmaya kararlıydı.

İlk Afyon Savaşı’ndan (1840-42) Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar, Çin’in tarihi işgaller ile istilalar, yabancı güçlerin baskıları, eşitsiz anlaşma ve yoksulluk, açlık ile acının tarihiydi. Bu tarihe genellikle “aşağılanma asrı” deniliyordu.

Yeni Çin’in kurulmasından hemen sonra, ülkedeki ortalama ömür beklentisi 35 yıldı ve okuma yazma oranı yüzde 15 idi, nüfusun yüzde 95’i yoksulluk içindeydi. Sonuç olarak, parti birliğin ilerlemenin tek yolu olduğun anladı ve her şeye rağmen ülkenin iyileşmesi için çalışmak amacıyla bütün yerel güçleri bir araya getirdi.

ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping’in salı günü söylediği gibi, 1 Temmuz madalyası alanların kendilerini parti ve ülkeye ve hayat boyu bu görevlerini yerine getirmeye adayan ÇKP üyelerinin mücadele ruhunu somutlaştırıyor. Aslında, ancak halkın isteklerini kendinde somutlaştıran bir parti Çin’i on yıllar boyunca, özellikle de son 40 küsur yıl içinde, olağanüstü başarılara taşıyabilirdi. Parti strateji ve taktiklerinde esnek olabilir ama ilkeleri ve amaçları konusunda her zaman sağlamdı.

YÜKSEK HIZLA BÜYÜYEN BİR EKONOMİDEN YENİLİĞİN TAŞIDIĞI BİR EKONOMİYE GEÇİŞ

Bugün partinin 95 milyondan fazla üyesi var. Bu üyeler bağlantı değil liyakate göre seçiliyor. Partinin, bunları başka ülkelerden almak yerine, yeni kavram ve stratejiler geliştirip uygulayarak, yeni ekonomik ve toplumsal koşullar da dâhil değişen zamanlara uyum sağlamasına şaşmamalı. Parti üyelerine çok şey sunuluyor ama onlardan da çok şey isteniyor. Bir ÇKP üyesi her zaman her mücadelenin ön safında, özverili ve öz disiplinli olmalı ve sorumluluklar üstlenmeli ve ortak iyilik için çalışmalıdır.

Çin’in ekonomik, toplumsal ve siyasi başarıları, Marksizm’i ülkenin gerçek koşullarına adapte eden ÇKP’nin liderliğinden ayrılamaz. Büyük girişim arzuları her zaman Çin uygarlığının karakteristik bir özelliğidir. Ama böyle girişimler, partinin sağladığı yetenekli ve akılı liderliği sayesinde amacına ulaştı. Parti on yıllar süren etkileyici başarılardan sonra, Çin halkını geri dönülmez refah yoluna soktu. Çin’in hızlı kalkınması kendi uzun dönemli ve stratejik planlamasına sahip ve Parti’nin iktidarda kalmaya devam etmesi ülkenin insan-merkezli politikalar izlemeye devam etmesini sağladı.

Partinin hedefi, dengeli kalkınma sürdürerek, halkın iyiliğini daha da artırmak ve ülkenin egemenliğini ve güvenliğini daha iyi korumaktır.  Xi Jinping’in 2012’de ÇKP Merkez Komitesi genel sekreteri seçildikten sonra partinin hedefi haline getirdiği şey -Çin’in Çin ulusunun büyük modernleşmesini başarma rüyası- parti ve bütün ulusun ana teması haline geldi.

Çin geçen yıl mutlak yoksulluğu sona erdirerek ve bütün yönlerden orta düzeyde refah içinde bir toplum kurarak, bu hedefe ulaşma konusunda büyük bir adım attı. Bu hedeflerin Covid-19 salgınının Çin ekonomisi üzerindeki büyük etkisine rağmen başarılmış olması, daha da etkileyicidir. Çin yüksek hızla büyüyen bir ekonomiden yeniliğin taşıdığı bir ekonomiye dönüşmesinde yeni bir evreye girdi. Ekim 2020’de yapılan 19. ÇKP Merkez Komitesi’nde 14. Beş Yıllık Plan tartışılırken, Çin’in 2035’e kadar “asıl olarak sosyalist modernizasyonu başaracağı” ve orta düzeyde gelişmiş ülkelerin ekonomik ve kişi başına gelir düzeyine ulaşacağı ilan edildi.

Bir vizyon ile misyon iç içe geçtiğinde büyük başarılar kazanılabilir. ÇKP’nin 100. kuruluş yıl dönümü, parti görünüşte imkânsız olanı gerçekleştirdiği ve Çin halkının umutlarını kendinde somutlaştırdığı için bir kutlama nedenidir. Partinin başarıları ülkenin, Batı’nın Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra başarılı olacağını düşünmediği sosyalist bir siyasi sisteme -daha kesin olmak gerekirse Çin karakterli sosyalizm- sahip olduğu dikkate alınırsa daha da dikkate değer.