Röportaj: Mehmet Emre Öztürk

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında artan ilişkiler gündemdeki yerini koruyor. Bu yıl 100’üncü yıl dönümüne yaklaşan Çin Komünist Partisi (ÇKP) 100 yıllık başarısını tüm dünya ile paylaşmaya hazırlanıyor.

Çin’de yaşayan birçok yabancı bu süreci yakından izliyor. Uzun süredir Çin Halk Cumhuriyeti’nde yaşamını sürdüren Kamil Eray Topak, ÇKP’ye dair gözlemlerini CRI Türk’e aktardı.

 Çin’deki yaşamınız nasıl başladı?

Yaklaşık 7 yıldır Çin’de yaşıyorum. Çin’e ilk eğitim için geldim. Eğitimim esnasında tanıştığım eşimle evlendikten sonra burada yaşamaya devam ettim. Çin’e gelmeden önce büyük bir ön yargı içinde gelmiştim. Acaba orda ne yaparım ne yer ne içerim, diye. Ancak buraya geldiğimde durumun çok farklı olduğu, bizlere Batı tarafından anlatılan Çin’in dışında bambaşka ve Türk kültürüne sahip birinin çok fazla zorlanmayacağı bir ortamla karşılaştım.

Sizi ilk etkileyen ne olmuştu?

Beni ilk etkileyen Çin’deki ulaşım ve internet altyapısı olmuştu. İkincisi disiplinli ve özverili çalışan Çin halkının büyük şeyler başardığına şahit olmamdı.

Bu başarı o kadar dikkatimi çekmeye başladı ki, araştırmaya koyuldum. İster istemez bunun altında yatan sebebin bir siyasi başarı olduğunu öğrendim ve ÇKP’ye dair araştırmalarda bulundum. 1949’da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti’nin modern bir yaşama adım atmasını sağlayan politikaların ÇKP’nin reformist kadrolarından geçtiğini araştırmak beni daha derinlere sürükledi. ÇKP tarihini araştırırken bir yandan da Xi Jinping dönemi ÇKP başarılarına canlı şahit olmaya başlamıştım. Çünkü yükselen bir Çin söz konusu dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve birçok alanda Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geride bırakıyor. Sizce dünyayı elinde tutup istediği gibi oynatmak isteyen bir emperyal güç bu statüsünün yok olmasını sadece izlemek ile yetinir mi?

Hayatınızda ÇKP üyeleriyle temasta bulundunuz mu? Size ne gibi izlenimler bıraktılar?

Zaten gördüğüm bütün deneyimlerimi ÇKP üyesi dostlarımla paylaşarak sorularıma cevap bulabildim. Eşimin ailesinde birçok ÇKP üyesi var. Erkek kardeşi ile sürekli bu konuları konuşuyoruz. Fakat ilginç bir şekilde ÇKP üyesi Çinlilerin eleştirisel bakış açısının çok geniş olduğu keşfettim. Partinin her adımını dikkatle izliyor ve “İki Toplantı” öncesinde gerçekleşen yerel konseylerde eksikler ve taleplerini dile getiriyorlar. Partiye tabandan gelen bu yardım ve destek ÇKP’nin sağlam temeller üzerinde geleceği şekillendirmesine yardımcı oluyor. Neredeyse 90 milyon üyeye sahip dünyanın en büyük siyasi partisinden bahsediyoruz. Siyasette halkın desteği tartışılmaz derecede öneme sahip bir etkendir. Bu yüzden ÇKP üyesi dostlarımdan ve eşimin akrabalarından siyaset anlamında birçok şey öğrendim diyebilirim.

Çin ile temas ettikçe ve Çin’i tanıdıkça ÇKP önderliğindeki Çin’i nasıl yorumladınız? Batı tarafından anlatılan Çin, sizin gördüğünüz Çin’den ne kadar farklı?

Çin’i tanıdıkça daha fazla tanıma isteğine kapıldım. Batı’nın anlattığından çok farklı bir ÇKP ve Çin gördüm. Halk ile bütünleşmiş bir partiden bahsediyoruz. ÇKP’nin halktan büyük destek görmesinin bir diğer nedeni ise, halkın partide sözünün geçiyor olmasıdır. Az önce belirttiğim gibi halk doğrudan parti kararları üzerinde etkili. Bugün hangi Batı demokrasisinde böyle bir sistem mevcut? Batının sözde demokrasisi sermaye çıkarlarına hizmet eden bir neoliberal sistemi insanlara dayatıyor. Oy verme nezaketi ile insanları yönetimde söz sahibiymiş gibi gösteriyorlar. ABD’de yaşanan son olaylar bu söylediklerimi kanıtlayacak niteliktedir. Seçimle gelen ve büyük bir sermaye olan Donald Trump, Beyaz Saray’ı nasıl terk etti? Kavga ve iç isyana teşebbüsle. Bu arada Batı’nın Çin’de “tek parti” söylemine kulak asmamak lazım. Tam tersi tek parti olmadığı gibi 8 parti var, Çin’de. Ancak ÇKP ezici çoğunlukla iktidarı elinde tutuyor. Çin tarzı sosyalizm ile halkını kucaklıyor ve halkının sesi olmaya çalışıyor. Bu yüzden istikrarlı bir şekilde destek görüyor.

ÇKP’nin 100’üncü yılına özel bir mesajınız var mı?

ÇKP, 100. yılına girerken, 100 yıllık bu başarının mimarı Çin halkına ve ÇKP’ye tebriklerimi iletiyorum. Bu başarının Türkiye ile Çin arasında gelişen dostluk ve kardeşliğe büyük katkılar sağlamasını temenni ediyorum.

Bu arada bu fırsatı bana tanıyan CRI Türk ailesine ayrıca teşekkür etmek isterim. Çin’de yaşayan Türkler olarak gerek Çin’de gerek Türkiye’de yaşanan tüm gelişmeleri CRI Türk üzerinden takip ediyoruz. CRI Türk adeta gözümüz kulağımız oldu, diyebilirim. Bu vesile ile tüm çalışanlarına saygılarımı iletiyorum. Çok teşekkürler.