Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yıl dönümünde, Çin’in son yüzyılda gerçekleştirdiği mucizelere dikkat çekiliyor. ÇKP, Çin’in kalkınma potansiyelleriyle dolu bir ülke haline gelmesini sağlarken, geçen 20 yılda Çin’in küresel bir aktör olarak dünyada yer alması birçok uzman tarafından dikkatle inceleniyor.

Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Adıbelli, ÇKP’nin tarihsel süreçteki yerini ve son yıllardaki katkılarını değerlendirdi.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’i anlamak için ÇKP’nin kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği ana safhaların bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Barış Adıbelli, Xi Jinping’in bu safhaların en son özeti olduğunu belirtti.

“4 MAYIS HAREKETİ ÇKP’NİN KURULUŞUNA GİDEN YOLU HAZIRLADI”

ÇKP’nin geçirdiği safhalar ve tecrübelerin aynı zamanda Çin devletinin de geçirdiği safha ile tecrübeler olduğunu ifade eden Adıbelli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Çin’de parti ve devleti birbirinden ayırmak oldukça zor. Bu, siyaset bilimciler için özellikle Batılılar tarafından anlaşılmayan bir noktadır. 20. yüzyıl devrimler ve savaşlar devri olarak tarihe geçmişti kuşkusuz Çin de bu yüzyıldan nasibini aldı. Çin, 19. yüzyıldan itibaren zorlu bir süreçten geçti. Neredeyse yarı sömürge haline gelmişti. 1911 yılında bir cumhuriyetçi devrim gerçekleşti ama bu da sancılı bir sürece doğru gidişat başlattı. 20. yüzyılda Çin, Batılı emperyalist ülkelerin parçalamaya çalıştığı bir ülkeydi ve bu atmosferde 4 Mayıs 1919’da öğrencilerin öncülük ettiği yurtsever bir uyanış başladı. 4 Mayıs hareketi ÇKP’nin kuruluşuna giden yolu hazırlamıştır.

1921’de ÇKP kurulduktan sonra toplumun her kesiminden katılım olmuştur. ÇKP’nin kuruluşundan hemen sonra üç önemli misyonu vardır. Birincisi partinin ve kadroların güçlendirilmesi, ikincisi iktidardaki milliyetçi partiyle mücadele ve üçüncüsü de Japon işgaline karşı yurtsever mücadeledir. 1921-1949 yılları arasında ÇKP, hem bir siyasi parti hem bir okul hem fiili bir devlet hem de silahlı kuvvetler olarak görev yapmıştır yani birçok görevi üstüne almıştır. ÇKP kuruluşundan 28 yıl sonra Çin Halk Cumhuriyeti’ni kuruyor, bugünkü devleti.

ÇKP, 1949’dan itibaren Çin’deki toplumsal dönüşüme de öncülük etmiştir ve aynı zamanda Çin’in ekonomik kalkınmasına da öncülük etmiştir. ÇKP’nin tarihi aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti’nin de tarihidir. ÇKP’yi anlamadan Çin’in ne dış politikasını, ne savunma politikasını ne iç politikasını ne de ekonomi politikalarını anlamak mümkün değildir. ÇKP, dağınık Çin toplumunu birleştiren, onu bir partiden siyasi bir devlet haline sokan bir örgütlenmedir.

XI JINPING DÖNEMİ, ÇİN’İ 21. YÜZYILA TAŞIYAN BİR DÖNEM

ÇKP kuruluşundan bugüne kadar dört ana dönem geçirmiştir. Bunların birincisi Mao dönemidir, 1976’ya kadar. Bir diğeri Deng Xiaoping dönemidir, kabaca 1997’ye kadar olan dönemdir. Bir diğeri Jiang Zemin dönemidir ki, 1989-2002 yıllarını kapsar. Jiang Zemin ara geçiş döneminin mimarıdır çünkü 2002 yılında ÇKP’nin 16. Kongresinde kabul edilen üç temsil teorisiyle ÇKP, komünist olmayanların da temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Tüm halkı kapsayıcı bir anlayış ortaya koymuştur. Özellikle iş insanlarının partiye üye yapılmasından tutun da Konfüçyus düşüncesinin resmi temsilcisi haline gelmesine kadar önemli adımlar atılmıştır. Dördüncü dönem ise 2012’de başlayan Xi Jinping dönemidir.

Xi Jinping dönemi, Çin’i 21. yüzyıla taşıyan bir dönemdir. Ama bu dönemin iki önemli girişimi var. Birincisi, 2012 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi, bir diğeri 2017 yılındaki ÇKP Kongresi. Xi Jinping tarafından bu kongrede ‘Xi Düşüncesi’ olarak adlandırılan ve anayasaya da geçen Çin’in yeni yol haritası… Bu yeni yol haritası Çin’in hedeflerini ortaya koyan bir yol haritası. Burada ilk defa Çin’in küresel bir güç olduğuna vurguda bulunuldu. Bu kongrede iki tarih belirlendi, biri 2021 yani ÇKP’nin yüzüncü kuruluş tarihi, bir diğeri 2049. Bu da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı. 2021 yoksulluğun ortadan kaldırılacağı bir yıl olarak hedeflendi ve gerçekten her yıl milyonlarca Çinli yoksulluktan kurtarılarak orta halli refah düzeyine doğru geçiş sağladı. ‘Made in China’ sürecini de başlattı bu, burada her şeyin yerli ve milli olması hedeflendi. Ana hedef ise dışa bağımlılığı azaltmak.

MİLYONLARCA ÜYESİ OLMASINA RAĞMEN ÇKP, DÜNYANIN EN ZOR ÜYE OLUNAN PARTİLERİNDEN

ÇKP bir okuldur, kendisine bürokrat yetiştiren bir okuldur. Aynı zamanda dünyanın en büyük örgütlenmesidir. Üye sayısı Türkiye’nin nüfusundan fazla. Milyonlarca üyesi olmasına rağmen ÇKP, dünyanın en zor üye olunan partilerinden biridir. Yani sanıldığının aksine Çin’deki nüfusun hepsi komünist parti üyesi değildir. ÇKP’nin köylerden tutun da metropollere kadar muazzam bir örgütlenme yapısı bulunmaktadır. Örgütsel yapı tek bir merkezden kontrol edilmektedir.

ÇKP bir seçkinler kulübü değildir, en alt düzeyde parti örgütünden en üst düzeyde Politbüro’ya kadar yükselme şansı bulunmaktadır. Tamamen liyakat esasına dayanan bir süreci içermektedir. Farklı bir başarı modeli bu, kendine özgü. Bunu Batı ve Türkiye’nin gözünden bakıp anlamak zor.

Çin’in pandemiyle mücadelesi ve Hindistan’ın pandemiyle mücadelesine bakın. İkisinin de muazzam yüz ölçümü ve nüfusu var. Biri dağınık bir ülke, Hindistan dağınık bir siyasi sisteme sahip, disiplinli ve merkezi değil. Öbür tarafta Çin’de parti teşkilatlanması çok önemli. Çin bunun meyveleri bugün topluyor. İki ülkeyi kıyasladığınızda bambaşka ikisi de.

Asya’yı Çinsiz düşünemezsiniz, Çin’i de Asya olmadan düşünemezsiniz. Dolayısıyla Çin tabii Asya’da bir model. Her ülkeyi kendi tarihi süreci içinde yaşadıklarıyla değerlendirmek lazım. Batı’nın gözüyle hatta kendi gözümüzle ülkelere bakmamalıyız. Asya’nın çok farklı bir siyasi kültürü var. Onlara kendi kültürleri ve dinamikleri içinde bakarsak daha iyi anlayabiliriz ilişkileri de ona göre kurabiliriz diyorum.”