Mehmet Emre Öztürk

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Tanıtım Departmanı “Çin Komünist Partisi’nin Tarihi Misyonu ve Katkıları” adlı raporu kamuoyu ile paylaştı. ÇKP’nin hem Çin, hem de dünyanın kalkınmasına fayda sağlamak için yoğun çaba harcadığına değinilen belgede, “Barışçıl kalkınma, ÇKP’nin değişmez arzusu ve Çin’in ilerlemesinde başlıca etkendir.” ifadesi yer aldı.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin iç ve dış politikalarındaki ihtiyaçlarına bağlı olarak ortaya çıkan “Barışçıl Kalkınma” konsepti, refaha ulaşma hedeflerini temsil eden bir politika olarak kabul görmüştür.

1949’da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti, ulusal refahı en üst seviyelere çekmek için hızlı ve etkin politikalar üretme yolunu seçmiştir. 1956’daki ÇKP 8. Ulusal Kongresi’nde “Çin’i büyük bir sosyalist ülke haline getirmek için çok çalışmak “[1] hedefi ileri sürülerek Çin’in ulusal kalkınma hedefi hakkında ilk bildirgesini yayınlamıştır. 1980’lerde Reform ve Açılımın etkisiyle gelişen Çin ekonomisi ve toplum, Çin’in güçlü bir ülke olma konusundaki güvenini artırmıştır. 1982’de Çin Komünist Partisi 12. Ulusal Kongresi’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Deng Xiaoping, “Çin’i son derece demokratik ve kültürel açıdan gelişmiş modern bir sosyalist ülke yapmak için ÇKP’nin büyük çabalar harcaması gerektiğini.”[2] vurgulayıp Çin’in “hegemonizme karşı çıkması ve dünya barışını korumak için çalışması gerektiğini”[3] yinelemiştir. Deng’in bu konuşması, Çin’in uluslararası topluma karşı sorumluluk duygusunun arttığın bir göstergesi olarak kayıtlara geçmiştir.

Refahı daha ileri seviyeye yükseltecek bir diğer gelişme ise 15. ÇKP Ulusal Kongresinde Jiang Zemin’in yaptığı konuşmada, “21’inci Yüzyıla kadar Çin Karakterli Sosyalizmin İnşa Edilmesi Amacına Yönelik Çok Yönlü bir İlerlemenin” hedefler arasına koyulmasıdır. Öte yandan zemin ile 2002’de, Çin ulusunun gençleşmesini gerçekleştirme hedefi belirlenmiş ve Çin’in kalkınma ve müreffeh toplumlar yaratma sürecine ivme kazandırılmıştır.

BARIŞÇIL YÜKSELİŞ’E GEÇİŞ

“Barışçıl yükseliş” terimi ilk olarak ÇKP Merkez Komitesi Parti Okulu direktörü Zheng Bijian tarafından Nisan 2003’te “BOAO Forumu”nda kullanıldı. Aralık 2003’te, Çin Başbakanı olan Wen Jiabao, Harvard Üniversitesi’nde yaptığı “Bakışları Çin’e Çevirmek” adlı konuşmasında: “Çin bugün Reform ve Açılım içinde bir ülke ve barışçıl yükseliş arayan bir ülke”[4] diyerek bu ifadeyi üst düzey bir protokol ile tekrar etmiş oldu. Kısa süre ardından, ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri Hu Jintao, Mao Zedong’un 110. doğum yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada Çin’in “barışçıl bir yükseliş yolunda kalması”[5] gerektiğini belirtti. Başbakan Wen Jiabao, 2004’teki 10’uncu Çin Ulusal Halk Kongresi’nin İkinci Oturumunu izleyen basın toplantısında, Çin’in barışçıl yükselişinin özü hakkında kapsamlı bir açıklama yaparak şu ifadelere yer vermiştir.

“Çin’in barışçıl yükselişini teşvik ederken, kendimizi geliştirmeli ve güçlendirmeliyiz. Bu süreçte dünyadaki barış fırsatından tam olarak yararlanıp aynı zamanda kendi gelişimimizle dünya barışını korumalıyız. İkincisi, Çin’in yükselişi yalnızca kendi gücümüze ve sıkı çabalarımıza dayanabilir. Aynı zamanda Çin’in geniş pazarına, bol insan kaynağına, sermaye rezervine ve reformların bir sonucu olarak sistemlerimizin yeniliğine dayanmalıdır. Üçüncüsü, Çin’in yükselişi dünyanın geri kalanı olmadan gerçekleştirilemez. Her zaman açılım politikasını sürdürmeli ve tüm dost ülkelerle eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde ekonomik ve ticari ilişkiler geliştirmeliyiz. Dördüncüsü, Çin’in yükselişi uzun bir süreç ve muhtemelen birçok Çinli neslin sıkı çalışmasını gerektirecek. Son olarak, Çin’in yükselişi herhangi bir başka ülkenin önüne çıkmayacak, başka bir ülkeye tehdit oluşturmayacak veya herhangi bir ulusun zararına olmayacaktır. Çin hegemonya peşinde değil. Çin daha güçlü hale geldikten sonra bile hegemonya peşinde koşmayacağız.”[6]

Bu beş madde, Çin’in yükselişinde barışçıl bir politika sürdüreceğine dikkat çekmektedir.

Xi Jinping 2018 yılında, “Reform ve Dışa Açılma” politikasının 40’ıncı yıl dönümü etkinliklerinde, ÇKP’nin “barışçıl bir kalkınma ve yükseliş” izlediğini bir kez daha teyit ederek, “Çin’in gelişimi hiçbir ülke için tehdit oluşturmuyor. Çin ne kadar gelişirse gelişsin, asla hegemonya peşinde olmayacak.” açıklamasında bulundu. Bu söylem, artan uluslararası endişelere yanıt vermek adına, Xi tarafından tekrarlanan bir söylem olmuştur.

Barışçıl kalkınma şüphesiz Çin’in yükselişinde önemli bir konsept. Son yüz yılda, barışı takip eden ve koruyan ÇKP, Çin halkını hegemonyadan uzak tutup, ulusal gençleşme yolunda refaha ulaştırmıştır.

Çin, kendi amaçlarını ve koşullarını net bir şekilde anlaması nedeniyle barışçıl kalkınma yolunu seçiyor. Çin’in barışçıl kalkınma politikası ile, istikrarlı bir dış ortamdan yararlanarak büyüme sürdürmüştür. Büyümenin geleceği için yine böyle bir ortama ihtiyaç duyacaktır. Genişleme ve hegemonya, Çin’in çıkarlarını ve Çin halkının istekleri ile uyuşmayan bir gerçek. ÇKP, dünya barışını korumada ve ortak kalkınmayı teşvik etmede daha büyük bir rol üstlenmeyi tercih etmiş, geçmişten gelen taahhütlerini kararlılıkla sürdürmüştür.

[1] Works of Mao Zedong, Vol. 7, Chinese ed. (Beijing: People’s Publishing House, 1996), s. 114.

[2] Selected Works of Deng Xiaoping, Vol. 3 (Beijing: Foreigrt Languages Press, 1994), s. 16.

[3] Selected Works of Deng Xiaoping, Vol. 3 (Beijing: Foreign Languages Press, 1994), s. 15.

[4] “Turning Your Eyes to China— Başbakan Wen Jiabao, Harvard Üniversitesi”, 11, Aralık ,2003

[5] Selections of Major CPC Documents since the 16th National Party Congress, Vol. 1 (Beijing: Central Party Literature Publishing House, 2005), s. 647.

[6] Wen Jiabao, “China’s Rise: Not a Threat to Any Other Nation”, March 14,2004,