CGTN / Markku Siira

Çin geleneksel olarak kendi sistemini başkalarına empoze etmeyen bir ülkedir. Beijing genel olarak propaganda amaçlı iftiralara her zaman aynı şekilde yanıt verir. Ancak son yıllarda Çin daha iddialı hale geldi. Çin, objektif standartlara göre bile, iyi ve etkin bir siyasi ve yönetişim sistemine sahip bir ülke olarak görülüyor, bunda utanılacak bir şey yok.

Batı’da bir yandan gelecekle ilgili artan bir şüphecilik var; Batı siyasi sistemi ne kadar ciddi biçimde sorun yaşarsa rakip bir güç olarak Çin’e karşı o kadar düşman oluyor. Giderek daha fazla insan Batı’nın liberal anlatısının artık geçerli olmadığını anlıyor. Aslında, “kural temelli uluslararası düzen” Anglo-Amerikan hegemonyasını güçlendirmenin bir aracından başka bir şey değil. Çoktandır eski düzenden yeni düzene geçiş dönemi içindeyiz.

Çin dünya politikasında Amerikan tarzı bir rol oynamakla ilgilenmiyor, dolayısıyla Batı ile nasıl rekabet edeceği konusunda açık bir medya stratejisine sahip değil. Çin’in Batı’nın egemen olduğu kamu oyundaki sesi henüz onun gücü ve etkisi ile aynı düzeyde değil.

Çin’in bütün yapması gereken şey 5G teknolojisinden, uzay programından, gelişmiş silahlarından ve ekonomik gelişmesinden vazgeçmesidir ve böylece Çin-ABD anlaşmazlıkları yok olur. ABD ile iyi ilişkilere sahip olmak için, herhangi bir Batılı olmayan ülkenin zayıf ve bağımlı kalması ve uluslararası kamuoyu arenasında Batı’nın egemenliği anlatısını kabul etmesi gerekir. Bu anlatı asla demokrasi ya da özgürlükle değil, fakat güç ve özerklikle ilgiliydi. ABD ve müttefikleri Çin’e faiz oranlarının artışını bir yana bırakın, ticaret savaşıyla, askeri baskı ile boyun eğdiremeyeceklerini anladıklarından bu yana yeni savaş alanı fikirlerin manipülasyonu oldu. Neredeyse bütün uluslararası medya platformları Batı’nın egemenliğindeki seçkinlerin elinde olduğu için, bu enformasyon savaşı oyununda Çin halen güçsüz. Bunun sonunda değişeceğini umuyorum; kesinlikle gelmekte olan çok kutuplu dönemde daha çeşitli platformlara ihtiyacımız var.

BATI ÇİN HAKKINDA OLUMSUZ BİR ANLATI İNŞA ETME ÇABASINDA

Batı kamuoyu savaşı alanındaki avantajlarını Çin’i (istediği gibi) resmetmek ve Çin hakkında olumsuz bir anlatı inşa etmeye başlamak için kullanıyor. Bu zarar vermeyi ve Çin’in gelişmesini yavaşlatmayı amaçlıyor. Bu soruna bir çözüm bulmak Çin’in yararına olacaktır. Çin’e karşı olumlu tutum Batı medyasında çoktan büyük ölçüde yok oldu. Çin karşıtı duygular Batı’da “siyaseten doğru”, ana akım medyadaki köşe yazarlarının yanı sıra siyasetçilerce de ifade edilen, bir tür kabul edilebilir ırkçılık haline geliyor. Neyse ki, Batı dünyanın çoğunluğunu temsil etmiyor.

Yükselen üçüncü dünya ülkelerinde Çin’in imajı daha olumlu. Afrika’da, Güneydoğu ile Batı Asya’da, siyasi seçkinler ve halk Çin’i ve uluslararası arenadaki rolünü destekliyor. Bu, Batı artan biçimde Asya gücüne karşı düşman olsa da Çin’in geleceği için iyiye işaret. Elbette Çin her ülkeyi ikna edemeyecek ve her Batılı ortağını kazanamayacak ama, uluslararası toplumun çoğunluğunu kazanabilir. Cumhurbaşkanı Xi Jinping Çin hakkındaki yanlış efsaneler, söylentiler ve iddialar reddedilirken, Çin kültürünün dünyaya sunulması gerektiğini söyledi.

Bazı insanlar ve uluslar, “Batıyı gücendirmekten” korkarken Çin, ABD ile diğer Batılı ülkelerin meşru ve yapıcı eleştirilerin hedefi olmaya alışmalarını sağlamalıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleri arasında tek ve en büyük gelişmekte olan ülke olarak Çin, sadece kendisini değil, dünya nüfusunun aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yüzde 18’ini de temsil ediyor. Çin kendisi adına ve diğerleri adına konuşmaya devam etmek zorundadır.