Xinhua / Ma Qian

Şiddetli Covid-19 salgınına ve zorlu ekonomik güçlüklere rağmen Çin, on yıl önceden belirlenen Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Gündemi’nin yoksulluğu azaltma hedefine ulaşarak, geçen yıl mutlak yoksulluğu ortadan kaldırmada zaferini perçinledi.

Dünyanın en kalabalık ülkesinin on yıllardır sürdürdüğü aralıksız çabalardan sonra zor kazanılan başarı, yoksulluğu yok etmenin yanı sıra eşitliği ve kalkınmayı ilerletmenin yollarını araştıran dünya çapındaki ülkeler için umut ve ilham kaynağıdır. 

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Çin’in yoksulluğu azaltma deneyiminin “diğer gelişmekte olan ülkeler için önemli dersler sağlayabileceğini” söyledi. En önemli üç nokta şöyle:

Birincisi ve en önemlisi, Çin’in yoksulluğu azaltma mücadelesi, Çin hükümetinin insan odaklı felsefesinin somut örneğini oluşturuyor. Covid-19 salgınından kaynaklı çok sayıda engelle karşılaşan Çin hükümeti, 2020 yılına kadar bütün kırsal kesimlerden yoksulluğu kaldırma hedefinden geri adım atmadı. Onun yerine, Çin halkına verdiği sözünü zamanında yerine getirmeyi başardı.

2020 yılında, mevcut yoksulluk sınırı altında yaşayan kırsal bölgelerde 100 milyon kişiyi sekiz yıl süren çabaların ardından yoksulluktan kurtardı. Dahası, aşırı yoksul bölgelerdeki yoksul köylerde yaşayan insanların yüzde 98’i şimdi geniş bant erişimine sahip ve böylece kentsel-kırsal dijital uçurumu daraldı.  Aynı zamanda Çin, yoksul bölgelerde 1.290 yenilikçilik ve girişimcilik platformu kurdu ve 2021 yılındaki Çin Komünist Partisi (ÇKP) 18’inci Ulusal Kongresi’nden bu yana kırsal kesimlere 289 bin 800 bilim-teknoloji uzmanı gönderdi.  

Yıllardır birçok yabancı bilim insanı, Çin’de yoksulluğu azaltmanın “şifresini” çözmeye çalışıyor. Çinli düşünce kuruluşu New China Research’ün yayınladığı “Çin Yoksulluğu Azaltma Çalışmaları: Siyasi Ekonomik Bakış” adlı raporuna göre, onların görüşleri “5D”ler olarak özetlenebilir; “Kararlı Liderlik, Ayrıntılı Plan, Kalkınma Odaklı, Veri tabanlı Yönetim ve Yerinden Yönetimli Verim”. 

Aslında, yoksulluğu azaltmada elde edilen başarı uygun planlamayı, açık hedefi ve uzun vadeli, sürdürülebilir çözümleri bir araya getiren sürekli bir çabanın sonucudur. 2012 yılında Çin hükümeti, on yılın sonunda her yönden orta derecede bir refah toplumu oluşturmayı ilk yüzyıl amacı olarak açıkladı.

“YOKSULLUKLA MÜCADELE” ÇİN HÜKÜMETİNİN İNSAN ODAKLI FELSEFESİNİN SOMUT ÖRNEĞİ

Bu hedefe ulaşmak için merkezi ve yerel otoriteler, farklı bölgeler için bir dizi ihtiyaca göre planlar ve hedeflenmiş önlemler uyguladılar ve yoksullara, yoksulluktan kurtulma güçlerinden yararlanabilmeleri için bir tür yardım olan “birine balık tutmayı öğretme” önerisini sundular. Bu önlemler arasında atölye çalışmaları ve işe alım kampanyaları başlatmak, yoksulluktan etkilenen bölgelerden tarımsal ürünleri satmak için çevrim içi platformlar kurmak ve dağlık kesimlerdeki köylerde turizmi geliştirmek bulunuyor. Bu yüzden, Dünya Bankası Çin Direktörü Martin Riser’ın, bir zamanlar Çin’in yoksulluğu azaltma mücadelesini “bir büyüme hikâyesi” olarak adlandırması anlaşılabilir.

Kuhn Vakfı Başkanı Robert Lawrence Kuhn’a göre, Çin’in yoksulluğu azaltma başarısının, ülke genelinde tutarlı, sıkı, standart hale getirilmiş, niceliksel ve şeffaf yoksulluğu azaltma sürecine bağlı olduğuna inanılıyor. Yoksulluktan kurtulanların, tekrar yoksulluğa geri dönmesini önlemek için Çin, zaten yoksulluktan çıkmış ilçeler için beş yıllık bir geçiş süreci belirlemeye ve yavaş yavaş politika odağını kırsal kesimlerdeki canlanmayı kapsamlı bir şekilde ilerletmeye çevirmeye karar verdi. Son ama çok önemli bir şekilde, Çin’in yorucu yoksulluğu azaltma çabaları, temelde, istikrarı sağlamak ve daha adil ve daha kapsayıcı bir toplum inşa etmek için sosyal eşitsizliği adım adım ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.

Çin hükümeti, aşırı yoksul bölgeler için eğitim, sağlık hizmetleri, barınma ve içme suyu hizmetlerini iyileştirmek için kaynaklarını ve merkezi gücünü harekete geçirdi, böylece, uzak, daha az gelişmiş bölgeler ile kentler arasındaki refah uçurumunun daraltılmasının yanı sıra yoksulların, orta derece bir refah toplumunun faydalarından payını alabilmesi sağlanmaya çalışıldı.

Bugün, refah uçurumu ve Kuzey-Güney bölünmesi büyümeye devam ederken, yoksulluk, dünyada yüz milyonlarca insanın karşı karşıya kaldığı kronik ve karmaşık bir sorun olmaya devam ediyor. Ve temel neden, dünyanın artan kalkınma açıklarında yatıyor. Uluslararası toplum, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farkı kapatmak, insanlık için ortak gelişmeyi desteklemek ve daha açık, kapsayıcı, eşik ve dengeli biçimde ekonomik küreselleşmeyi ilerletmek amacıyla, yoksulluğun azaltılmasında küresel iş birliğini ilerletmek için birlikte çalışmalıdır.

Çin, gelişmekte olan ülkelerin borç baskılarını rahatlatmak ve yoksulluğu azaltmaya yardımcı olmak için Güney-Güney iş birliğini sürekli olarak destekliyor.  Çin, 12 Afrika ülkesi ile borç servisi askıya alma anlaşması imzaladı ve 15 Afrika ülkesinin vadesi gelmiş faizsiz kredilerinden feragat etti. Ayrıca, G20 çatışı altındaki diğer ülkelere nazaran daha fazla borç servisini askıya aldı. Binyıllar boyunca insan ırkının uzun tarihi boyunca, yoksulluğu sona erdirmek ve daha iyi yaşam koşulları oluşturmak her zaman dünya çapında ortak bir hedef oldu.

Çin’in, yoksulluğu azaltmadaki tarihi başarısı, gerçek ve etkili adımlar atıldığı sürece yoksulluğu sona erdirmenin mümkün olduğu yönündeki umutları yeniledi. Uluslararası toplum kararlı ve birlik olduğu sürece, Çin’de olduğu gibi yoksullukla mücadele mucizesi, dünyanın diğer kesimlerinde de tekrarlanabilir.