China Daily / Xiong Yi – Deutsche Bank Çin Baş Ekonomisti

Deutsche Bank Research olarak biz, Çin için 2021 Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) tahminimizi yüzde 9,5’ten yüzde 10’a yükselttik, çünkü 2020’nin dördüncü çeyreğinde daha güçlü büyüme ivmesi 2021’in ilk yarısında da devam edecek ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) seçimlerindeki “mavi süpürme” büyük olasılıkla daha güçlü dış talebe yol açacaktır.

Meslektaşlarımız benzer şekilde, güçlü mali destek beklentisiyle ABD ekonomisi için 2021 tahminlerini 2 puan artırdı. Bunun Çin de dâhil olmak üzere dünya ekonomisi üzerinde olumlu yayılma etkileri olması muhtemeldir.

Bu büyüme hızında, Çin ekonomisi yakında potansiyel üretimine ulaşabilir veya hatta aşabilir. Çin’in potansiyel büyüme oranının şu anda yüzde 6 veya biraz altında olduğuna ve önümüzdeki beş ila 10 yıl içinde muhtemelen yüzde 5 civarına düşeceğine inanıyoruz. Bu, muhtemelen politika yapıcıların da görüşüdür; 2035 yılına kadar uzun vadeli GSYİH’yi ikiye katlama hedefleri, önümüzdeki 15 yıl içinde yıllık ortalama yüzde 4,7 büyüme anlamına geliyor.

Başlangıçta, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nun aralık ayı ortasında toplanması, politikanın normalleşmesinin tonunu belirledi. Bununla birlikte bir hafta sonra yapılan Merkezi Ekonomik Çalışma Konferansı’nda (CEWC) duruş biraz yumuşamış görünüyordu. CEWC’ye göre, makroekonomik politika 2021’de “sürekliliği sağlamalı” ve “keskin dönüşler yapmamalı”.

Pek çok gözlemci “keskin dönüşler yok” un anlamını tartışırken, bazıları bunun politika normalleşmesinin yılın ilerleyen dönemlerine erteleneceği anlamına gelip gelmediğini sordu ve diğerleri politika duruşunun çok hızlı olmasa bile 2021’in başından itibaren sıkılaştırılıp sıkılmayacağını merak etti.

Ticaret Bakanlığı ve Çin Halk Bankası (ülkenin merkez bankası) toplantılarından elde edilen ek bilgilere dayanarak, “keskin dönüşler yok” muhtemelen, hem para hem de maliye politikanın 2021’in başından itibaren teşvik edici çıkış yolunda olduğu anlamına geldiğini düşünüyoruz.

Merkez bankasının 2021 politika hedefleri yapısal sorunlara kaydı. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanını desteklemek için 2020’de tanıtılan politika araçlarını uygulamaya devam edecek. Ayrıca, ödeme, kişisel kredi bilgileri ve finansal ürün pazarlaması da dâhil olmak üzere finansal teknoloji şirketlerine ilişkin düzenleme ve denetimi güçlendirecektir. Dahası, yeşil finans piyasasının teşvik edilmesi 2021 için bir öncelik olarak belirlendi. CEWC’den gözlemlediğimiz gibi, iklim eyleminin önemi yeni bir seviyeye yükseltildi. Merkez bankası ile birlikte tüm hükümet, artık iklim politikalarını uygulama sorumluluğunu paylaşıyor.

EKONOMİK RİSK DENGESİ MERKEZ BANKASININ GÖRÜŞÜNE GÖRE DEĞİŞİYOR

Son dönemdeki emlak kredisi sıkılaştırmasını güçlü bir politika sinyali olarak alıyoruz. İlk kez, merkez bankası, her bankanın emlak kredileri ve ipotek kredilerinin büyüklüğüne tavan koydu. En büyük bankalar için, emlak kredileri, tüm ödenmemiş kredilerde üst sınır yüzde 40 olacak ve ipotek kredileri toplam kredilerin yüzde 32,5’i ile sınırlanacak. Tavan, orta ölçekli bankalar için daha düşük ve küçük bankalar için daha da düşük olacaktır. Şu anda bu tavanları aşan bankaların, paylarını iki ila dört yıl içinde indirmeleri gerekiyor. Dahası, ekonomik risk dengesinin merkez bankasının görüşüne göre değiştiğine dair bir sinyal gönderdiğini düşünüyoruz. Emlak sektörü tarihsel olarak aşırı ısınma risklerine karşı en savunmasızdır ve bu nedenle ekonomik aşırı ısınmayı önleme girişiminde Çin Halk Bankası’nın ilk hedefi haline gelmiştir. Mortgage kredileri, geçen on yılda diğer kredi türlerinden daha hızlı büyüdü ve toplam krediler içindeki payları 2010’da yüzde 12’den 2020’de yüzde 20’ye yükseldi. Mortgage kredilerinin toplam krediler içindeki payının değişmeden kalması ve hatta gelecekte düşmesi beklendiğinden, bu yıl büyük olasılıkla dönüm noktası olacaktır.

Mevcut düşük enflasyon, muhtemelen para politikasının normalleşmesine bir engel teşkil etmiyor. Çin’in manşet tüketici fiyat endeksi enflasyonu, on yılda ilk kez kasım ayında yıllık bazda negatife döndü. Ancak para politikasına dikiz aynasından bakılmamalıdır. Yıllık düşük enflasyon, büyük ölçüde, domuz arzı şoku nedeniyle bir yıl önceki yüksek gıda fiyatlarının ve 2020’nin ilk birkaç ayındaki kilitlenme sırasında gıda dışı fiyat deflasyonunun bir sonucudur. Sıralı olarak, gıda dışı fiyatlar, son aylarda artış gösteriyordu. Daha da önemlisi, işgücü piyasası durumu sıkılaştı ve işsizlik oranı şimdiden normale döndü. Bu nedenle, 2021’in ikinci yarısında TÜFE enflasyonunun kısa sürede pozitifleşerek yüzde 2’yi aşmasını bekliyoruz.

2020 bütçe açığı GSYİH’nin yüzde 3,6’sı olarak belirlendi, ancak fiili mali açık, toplam mali gelir ile harcama arasındaki fark 2020’de GSYİH’nın yüzde 8’ini aşacak. Aradaki fark büyük ölçüde yerel yönetim özel tahvillerinden ve 2020’deki 1 trilyon yuan (154,81 milyar dolar) özel merkezi hükümet tahvili ihracından gelecek.

Bu nedenle, bu yılki bütçe açığının GSYİH’nın yüzde 3’üne düşmesini bekliyoruz; yerel yönetim özel tahvili 2020’de 3,75 trilyon yuan’dan 2021’de 3 trilyon yuan’a indirilecek ve bu yıl özel merkezi hükümet bonosu ihraç edilmeyecek. Ayrıca, mali açıktaki toplam azalmanın GSYİH’nin yüzde 2’sini aşmasını ve 2021’de fiili açığın GSYİH’nin yaklaşık yüzde 6’sına çıkmasını bekliyoruz. Yerel yönetim borçlanması 2021’de büyük olasılıkla kısıtlanacak ve bu da altyapı yatırımını yavaşlatabilir ve yerel Devlete ait işletmelerin yeniden yapılandırılmasını hızlandırabilir. Maliye Bakanlığının yıl başında yerel yönetimlere bir miktar tahvil kotası ayırması nedeniyle bakanlık, önceki yıllardaki uygulamadan sapma olan 2021 için yerel yönetim tahvili ihraç kotası henüz tahsis etmedi. Bunun yerel yönetimlerin özel tahvil kotasının bu yıl azaltılacağının bir işareti olabileceğini düşünüyoruz.

Buna ek olarak, yerel yönetim finansman araçları (LGFV’ler) 2020’de rekor düzeyde yüksek miktarda tahvil ihraç etti. Yerel yönetimlerin gizli borç riskini azaltmaya yönelik politika hedefi göz önüne alındığında, LGFV tahvil ihraçlarının da 2021’de azaltılacağını düşünüyoruz. Yerel yönetimler üzerindeki borçlanma kısıtlamaları, altyapı yatırımları üzerinde muhtemelen aşağı yönlü baskı oluşturacak ve potansiyel olarak artan temerrüt ve yerel KİT’ler yeniden yapılandırılmaya neden olabilir.