CGTN / Andy Mok

Başarılı uzay araştırmaları sadece ulusal saygınlık sağlamaz, aynı zamanda ileri robotikten malzeme bilimine ve sağlık hizmetine kadar uzanan alanlarda önemli teknolojik gelişmeler için bir katalizör olarak hizmet görür. Ancak küresel yarı iletken endüstrisinin karşı karşıya kaldığı mevcut güçlükler gibi, ayrıca kaygı, şovenizm ve küçük şeylerle uğraşmanın teşvik ettiği dar görüşlü ve kendi kendini engelleyen Amerikan baskın güdülerinin diğer bir örneği olarak da hizmet eder.

“Uluslararası Uzay İstasyonu” adı, dünyanın en önemli ekonomilerini temsil ettiği iddia edilen Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) egemenliğindeki G7 gibi grupları kapsamayı önerse bile, gerçek birazcık farklıdır. Her ikisi için de dâhil edilmeye herhangi bir nesnel kıstasa göre karar verilse, Çin’in dâhil edilmesi daha mantıklı ve karşılıklı olarak faydalı olmasına rağmen, Çin dışlandı.

İlk olarak sadece ABD’nin girişimi olarak geliştirilen Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), 20 Kasım 1998’de büyük bir tantana ile fırlatılan, şu anda faaliyetteki tek uzay istasyonudur. ABD Kongresi’nin 2011 yılında uzay ajansı NASA’ya uyguladığı kısıtlamalar yüzünden Çin, herhangi bir katılımdan hariç tutuldu. Beklendiği gibi Çin, kendi uzay programını başlatarak, uzayın araştırılmasında dört türde sayısız başarıya imza attı: uzay aracı, yörünge, uzun mesafe hedefi ve insan uzay araştırmaları. Bu başarılar, son 40 yılda tek Ay’a iniş ve Ay’ın karanlık tarafına inen tek ülke olmayı kapsıyor. Uzay araştırmasında dört türdeki başarıları Çin’i, uzay araştırmalarının öncüsü olarak Rusya ve ABD ile başa baş konuma getiriyor. 

ÇİN’İN UZAY RÜYASINDAKİ YENİ BİR SAFHANIN BAŞLANGICI

Çin, bu ayın başında içinde üç taykonotun bulunduğu Shenzhou-12 uzay aracının, 2022 yılında tamamlanması planlanan modüler yörünge platformu Tiangong Uzay İstasyonu’nun çekirdek modülü Tianhe ile kenetlenmesiyle diğer önemli bir dönüm noktasına ulaştı. “Cennet Sarayı” anlamına gelen Tiangong uzay istasyonu tamamlandığında, Dünya yörüngesine yakın tek bir ülkenin işlettiği en büyük uzay altyapısı parçası olacak. Ayrıca, Rusya’nın 2025 yılında katılımını sona erdireceği ve ISS’nin giderek eskiyen teknolojisi ile ABD’nin artan iç ve diğer sorunlar karşısında mali desteğini sürdürme yeteneği konusundaki kaygılar arttıkça ISS belirsiz bir gelecekle karşı karşıya kalıyor. Böyle olunca da Tiangong uzay istasyonu sadece teknolojik olarak en gelişmiş değil, aynı zamanda birkaç yıl içinde tek faaliyet gösteren uzay istasyonu olabilir. Ve böylece Haziran 2021, Çin’in uzay rüyasındaki yeni bir safhanın başlangıcını gösteriyor. Çin’in uzaydaki en yaşlı astronotu 56 yaşındaki mürettebat komutanı Nie Haisheng, “Çin’in uzay araştırması gelişimi, Çin halkının 1000 yıllık gökyüzüne uçma rüyasını billurlaştırdı ve parti mücadelesinin 100 yıllık tarihine tarihi bir sayfa ekledi.” dedi. 

Dahası Çin’in heyecan verici uzay seyahati onun Dünya’daki mücadelesi ve zaferlerine paraleldir. Gezegendeki en güçlü ve acımasız ülkenin kararlı muhalefetine rağmen, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Çin’i 1,4 milyar vatandaşının yaşamlarını dönüştüren ekonomik olarak vadedilmiş bir ülkeye dönüştürdü. 

Benzer şekilde, ABD’nin Çin’i göklerden uzak tutma çabalarına rağmen, Çin kendi çabalarıyla, birçok kişinin düşündüğü olasılığın ötesinde başarılı oldu. 

Yüz yıl önce hiç kimse dünyanın satın alma gücü paritesi bakımından en büyük ekonomisi ve en dinamik ekonomisinin komünistler tarafından yönetileceğine inanmazdı. Geç bir başlangıca ve ciddi ekonomik ve teknolojik kısıtlamaların üstesinden gelmek zorunda kalmasına rağmen, ÇKP liderliği altında Çin’in uzay programı dünyada birçok kişinin hayal ettiğinden fazlasını başardı ve Tiangong uzay istasyonuyla daha da büyük başarıların temelini attı. 

Uzay son sınır olabilir, ancak belirgin bir şekilde Çin karakterli bir sınır olacak gibi görünüyor.