CGTN / Andrew Korybko

Çin, bu yıl temmuz ayında her bakımdan makul seviyede refah toplumu inşa etmeyle ilgili ilk yüzyıl hedefine ulaştı ve Çin’in bugün, eski lideri Deng Xiaoping’in bu vizyonu ilk sunduğu 1979 yılındaki Çin’den önemli ölçüde farklı olduğu tüm dünya için ortadadır. 

Bu iddialı hedefe, kırk yıldan daha fazla bir süre sonra nihayetinde ulaşıldı, bu da Çin hükümetine bu zaman zarfında başarıyla tamamlanan her şeyi ayrıntılarıyla belirten bir beyaz kitap yayınlaması için ilham verdi. “Orta Halli Refah Toplumu İnşası Tamamlandı: Çin’in İnsan Hakları Davasında Parlak Bir Sayfa” başlıklı belge,”Xiaokan” kavramını modern bağlamda daha iyi anlamak için faydalı bilgilerle dolu. 

Bu başarıyla ilgili etkileyici sosyoekonomik ve siyasi istatistikler hakkında öğrenmek isteyen herkes için tam olarak okumak zaman harcamaya değer. Bu bilgiler tek tek listelenemeyecek kadar çok fazla, bu yüzden herhangi bir laf kalabalığından kaçınmak için bu makale sadece Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ustaca yönetiminin sonucu olarak şimdiye kadar neyin başarıldığının esas anlamını ve ABD ile nasıl karşılaştırıldığını gözden geçirecektir. 

Makaleye göre, “ÇKP, bütün alanlarda sosyal ilerlemeyi sağlamak için ekonomik kalkınmaya odaklanmaya karar verdi”, bu Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) denediği yaklaşımdan farklıdır. ABD’nin Bağımsızlık Bildirgesi, vatandaşlarının yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı için devredilemez haklarını herkesin çok iyi bildiği şekilde ilan eder, fakat bunların nasıl ilerletileceğinin açıklamasını yapmaz. Din, konuşma, basın, barışçıl toplanma ve dilekçe özgürlüklerini koruyan Birinci Anayasa Değişikliği, sosyopolitik hakları ilgilendiriyor, ancak bir kez daha insanların ekonomik haklarını görmezden geliyor. Bu yanlışlık, muhtemelen Amerika’nın yıllar içinde büyüyen yoksulluk krizine katkıda bulundu. 

AMERİKALILARIN VE ÇİNLİLERİN SİYASİ HAKLARI ARASINDA ÖNEMLİ FARKLILIKLAR VAR

Buna karşın, özünde ekonomik kalkınmayla ÇKP, vatandaşlarının sosyopolitik haklarını daha etkili biçimde garantiye almaktadır. Aşırı yoksulluk sonunda ortadan kaldırıldı ve herkes şimdi yeterli gıda, giyecek ve barınma hakkına sahip. İnsanların kültürel ve maddi ihtiyaçları da nihayetinde karşılanıyor, her şey yıldan yıla iyileşmeye devam ediyor. Bunların hiçbiri ABD’nin kurucu vizyonu tarafından garanti edilmemektedir, bu da Amerikalıların yaşam standartlarının niçin düzenli olarak borsa ve diğer makroekonomik eğilimlerle dalgalandığını açıklamaktadır. Bu yapısal eksikliklerin tümü ekonomik kaygıları göz ardı eden bir siyasi deney olarak ABD’nin kökeniyle ilişkilidir. 

Amerika’nın insan haklarını kavramsallaştırması, yalnızca bir kişinin güvenliğinin, yaşam tarzının, yasalar önünde eşit konumunun ve oy kullanma fırsatının korunmasıyla ilgili fiziksel, yasal ve siyasi boyutlarını içerir (ikincisi son yüzyılın erken dönemine kadar evrensel değildi.) Çin’in kavramsallaştırması, kültürel ve ekonomik boyutların birleştirilmesinin üzerine dayalı olmaktadır. İlk söylenen şey, “Çin ruhunun, Çin değerlerinin ve Çin gücünün sağlamlaştırılmasına ve daha güçlü kültürel güvenin oluşmasına” yol açarken, ikincisi aşırı yoksulluğun ortadan kaldırılması konusundaki maddi garantilerle ilgilidir. 

Beyaz Kitap, Çin’in bu sosyal sorunu nasıl sürdürülebilir bir şekilde ortadan kaldırdığını tek tek anlatıyor. ÇKP, eşit ve erişilebilir sağlık hizmetleri sağlar, yaşam kalitesini iyileştirir, istihdamı en üst seviyeye çıkarır, kamusal kültürel hizmetleri geliştirir, doğru bir eğitimi garanti eder, bütün vatandaşlarını kapsayacak şekilde sosyal güvenliği genişletir ve eko-çevreyi düzeltir. 

Amerikalıların ve Çinlilerin siyasi hakları arasında da önemli farklılıklar vardır. İlki sadece seçimlerde oy kullanır ve daha sonra bir sonraki döneme kadar siyasi süreçten uzak kalırken, ikincisi ise ülkesinin sosyalist danışma demokrasi sistemi nedeniyle bütün süreç boyunca aktif rol oynama hakkına sahiptir. 

AŞIRI YOKSULLUK ÇİN’DE ORTADAN KALDIRILDI ANCAK ABD’DE YÜKSELİYOR

Kısacası, bu insanların, kaynakların tahsisi ve uygulanması konusunda temsilcilerine tavsiyede bulunmasına izin vererek, toplumun öz yönetimini güçlendirir. Çin’in kişilerin bireysel üstünlüğüne ve liyakate dayanan yönetim biçimi siyasetçileri sorumlu tutuyor ve şeffaflığı sağlıyor, aksine Amerikan sisteminde hesap sorulamaz ve her zaman şeffaf değildir. 

Çin ve Amerikan sistemlerini karşılaştırdığımızda, Çin’de yaşayan insanların ABD’de yaşayanlara göre, daha fazla insan haklarına sahip olduğu ve onların daha iyi korunduğu açıktır. Şu anda ABD’de dolaşan yarım milyondan fazla evsiz insanın aksine, hiçbir Çinlinin en temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda endişelenmesine gerek yoktur. 

Aşırı yoksulluk Çin’de ortadan kaldırıldı, ancak ABD’de yükseliyor. Siyasetçiler Çin’de sorumlu tutuluyor, ancak Amerika’daki siyasetçiler, her halükârda son derece nadir biçimde California’dakine benzer yaklaşan valilik seçimi gibi daha önce geri çekme seçimi olmadığı sürece bir sonraki seçime kadar Amerikan halkına nadiren cevap vermek zorunda kalıyorlar. 

Amerikalıların insan hakları, hükümetleri Çin’de olduğu gibi bu kavramı ekonomik boyutuyla birleştirirse büyük ölçüde düzelir. Yaşam, özgürlük ve mutluluğu arama hakları, hükümet tarafından garanti edilen sağlam maddi temeli olmaksızın korunamaz. Geçimini sağlamak için mücadele eden kimseler, bir sonraki seçim döneminde kime oy vermeyi planlamaktan ziyade kendilerinin ve ailelerinin acil ihtiyaçlarını gözetirler. Bu ısrarlı meydan okumalar, onları mutluluk ve saygın bir yaşam için temel insan haklarından yoksun bırakıyor. Amerikan Rüyası bu yüzden, insanların ekonomik haklarını ihmal ettiği sürece her zaman eksik kalmaya devam edecek.