CGTN / Danilo Türk (Eski Slovenya Devlet Başkanı, Dünya Liderlik İttifakı ve Club de Madrid Başkanı ve Çin Renmin Üniversitesi Chongyang Finansal Araştırmalar Enstitüsü yerleşik olmayan üst düzey araştırmacısı)

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping insanlık için ortak bir geleceğe sahip topluluk vizyonunu Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 2017’deki 19. Kongresi’nde açıkladı. Dört yıl sonra, bundan sonraki adımları tartışmak için iki önemli neden var.

İlk olarak, Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dünya dönemi sona erdi. Amerikan tek taraflılığı eski Başkan Donald Trump ile zirveye çıktı ve yeni birçok kutuplu dünya şimdi doğuyor. Bu durumda, uluslararası sistemle ilgili kavramsal bir anlayış -insanlık için ortak bir geleceğe sahip toplum- gerekli.

İkincisi, uluslararası iş birliğinin mevcut biçimlerine dikkatli bir bakış, ortak bir gelecek vizyonunun ona dayanarak daha da geliştirileceği oluşturucu öğelerin zaten var olduğunu ortaya çıkarabilir.

Küresel sisteme bir bakalım. Uluslararası sistem, Birleşmiş Milletler (BM) gibi her şeyi kapsayan küresel bir çerçeveye mi yoksa bir dizi ittifak, ortaklık ve bölgesel düzenlemeye mi dayanmalıdır? Şu anda, bütün çok taraflı iş birliği biçimleri mevcut.

Devletlerin ortaklıkları ortaya çıkıyor. Bunların bazıları ortak değerlere ve “kafadarlığa” dayanıyor -bu ideolojik yakınlık ve ortak jeopolitik çıkarları ifade eden moda bir terim. Bu gruplaşmaların sorumluluklarını anlaması önemli- sadece kendi üyelerinin değil, aynı zamanda bir bütün olarak uluslararası sistemin sorumluluklarını da.

ABD VE ÇİN KÜRESEL ISINMA KONUSUNDA ORTAK BİR DİL ARAYIŞINDA

Jeopolitik hesaplar veya değer temelli düşüncelerin istikrarsızlık yaratmasına ya da uluslararası sistemi zayıflatmasına izin verilmemelidir. Küresel istikrar ve denge hepimizin gelecekteki gelişmesinin gerekli koşulları arasında yer alıyor. Bu gerçekten küresel ve evrensel bir örgüt olan BM’nin önemini vurguluyor. BM’nin kurucu ilkeleri, üyeliğin genel olması, programları, finansmanı ve kurumları ve önemli biçimde benzersiz küresel toplayıcı gücü vazgeçilmez.

BM dönemimizin sorunlarını daha etkin biçimde ele alabilmesi için güçlendirilmeli. Gezegenimizin durumu bugün küresel iş birliği için bol ihtiyaçlar ve fırsatlar sunuyor. Covid-19 salgınını yenmek herkes için 1 numaralı öncelik. Aynı zamanda, dünya küresel ısınma, biyoçeşitliliğin azalması ve kirlenme gibi üçlü bir gezegensel krizle karşı karşıya. Bu sorunlar ancak küresel bir eylemle çözülebilir ve BM böyle bir eylem için vazgeçilmez bir forumdur.

Doğal olarak, liderlik gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin’in küresel ısınma konusunda ortak bir dil arayışında olmaları cesaret verici. Bütün dünya onları liderlik yapmaya cesaretlendirmeli. BM sistemi, eylemler için etkili bir çerçeve sunmalı. Bu küresel olarak ortak bir geleceğin temel oluşturucu ögesidir.

Çin’in ortak bir gelecek vizyonunun derinlemesine uluslararası düzeyde tartışılmasının ikinci nedeni mevcut başarılı uluslararası iş birliği modelleri ve sundukları yeni fırsatlarda bulunuyor.  Kuşak ve Yol İnisiyatifi önemli bir örnek. Bu girişimin şimdiye kadar gösterdiği ilerleme zaten önemli bir deneyimin yanı sıra gelecek için fırsatlar sunuyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin Afrika’daki gelişmesini ele alalım. Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Bostwana’nın bu yıl ocak ayındaki katılımları ile, 55 Afrika ülkesinden 46’sı Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne katılmış oldu. Bu iş birliği, altyapı geliştirilmesi, modern telekomünikasyon, ek imalat endüstrileri ve bankacılığın yanı sıra ham maddeler ve tarım dahil bütün ekonomik faaliyet çeşitlerini içeriyor. Ekonomik iş birliğinin bütün alanlarında çok fazla potansiyel var. Doğal olarak, Afrika ülkelerinin politika seçimleri ve kalkınma öncelikleri belirleyici olacak. Afrika ülkelerinin Afrika Birliği çerçevesinde Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı (AfCFTA) gibi yeni düzenlemeler ile iş birliklerini güçlendiriyor olmaları cesaret verici.

KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ AFRİKA’NIN ÇIKARLARINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUYOR

Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin Afrika’daki geleceği Afrika ülkelerinin arzularına, kalkınma ihtiyaçlarına ve AfCFTA gibi ticari düzenlemelerine son derece bağlı olacak. Ek olarak, Afrika ülkeleri zaten değişik ortaklarla iş birliği yapıyor. Bunlardan biri, Avrupa Birliği (AB). AB, Afrika ile iyi kurulmuş bağlara sahip ve aynı zamanda gelecek için yeniliklerini gerekli olduğunu düşünüyor. Afrika ülkelerinin ihtiyaçları ve vizyonlarının Çin ile Avrupa’nın Afrika’nın kalkınmasına katkıları ile bütünleşmesine gerek var mı?  Afrika’nın önceliklerine dayalı hem Çin hem de AB’nin katılımı ile bir “üçlü ilişki” mi geliştirmeleri gerekiyor?

Kabul etmek gerekir ki, bu şimdi uzun bir hedef gibi görünüyor, ama gelecekte yeni iş birliği biçimleri daha fazla anlamlı olacak. Avrupa’nın bakış açısından, AB’nin birçok Afrika ülkesi ile yaptığı Avrupa Ortaklık Anlaşmaları’nın ilgili ülkelerde endüstriyel değer yaratılması ve ekonomik ve toplumsal kalkınmayı desteklemek için sürekli gözden geçirilmesi zorunludur. Bu anlaşmalar yeni doğan endüstrileri korumalı ve AfCFTA’nın başarılı biçimde uygulanmasına izin vermelidir. Aynı zamanda, Kuşak ve Yol İnisiyatifi içinde geliştirilen projeler de aynı felsefeden ilham alıyor.

Çin ile Avrupa yaklaşımlarının, Afrika ülkelerinin politika öncelikleri ve kalkınma ihtiyaçları temelinde bütünleşmesi doğaldır. Afrika geleceğin kıtası ve insanlık için ortak bir gelecek vizyonunun büyük bir kısmı Afrika’daki başarı düzeyine dayanıyor.

Uluslararası iş birliğinin gelişen gerçekleri hem küresel hem de bölgelere özgü ortak bir küresel gelecek vizyonunun gerçekleştirilmesini tanımlayacak. Hiçbir tek ülke tek taraflı olarak başarılı olamaz. Tek taraflılık neyse ki kısa ömürlü oldu. İş birliği ile ortaklık alternatifleri zaten mevcut ve test ediliyor, yeni fırsatlar sürekli ortaya çıkıyor. Çin’in insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk vizyonu güçlü özendiricilerin yanı sıra değerli pratik deneyimler sunuyor. Bunların herkesin yararına kullanılması gerekir.