Global Times / Qian Feng

Çin her zaman diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini izliyor. Bu değişmedi, değişmeyecek. Yine de Çin’in bu ilkeye dayanan yenilikçi diplomasisinde yeni bir eğilim ortaya çıkıyor; Çin’in komşu ülkelerindeki sıcak sorunlarla yapıcı biçimde ilgilenmek.

Bunun canlı bir uygulaması, Çin’in, güneydeki eyaletinin başkenti Guiyang’da yapılan   4. Çin-Afganistan-Pakistan Üçlü Dışişleri Bakanlığı Diyalog toplantısında Çin’in önerilerinde görülebilir.

Çin’in Afganistan’da barış ve uzlaşmayı destekleme önerileri, girişimleri ve perspektifi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) müdahaleci dış politikası ile tam bir zıtlık içinde.

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen hafta perşembe günü yapılan üçlü toplantıda, 5 fikir ve öneri sundu. İlk olarak, Çin temel “Afganistan’ın liderliğinde, Afganların sahip olduğu” ilkesine uyuyor. Bu Çin’in diğer ülkelerin zorluklarının çözülmesi için çözüm arayışlarının ön şartı olan, Çin’in diğer ülkelerin egemenliğine saygı gösterme geleneğini yansıtıyor.

Afganistan sorununa esas olarak askeri araçlarla müdahale eden ABD’nin aksine, Çin bütün ilgili tarafları Afganistan ve halkının çıkarlarını ilk plana koymaya ve ortaklaşa, ülkenin ulusal koşullarına uygun bir yönetişim ve kalkınma modeli aramaya çağırıyor.

ÇİN ORTAK GÜVENLİĞE BÜYÜK ÖNEM VERİYOR

ABD’nin taktikleri, iki tarafı tekrar müzakere masasına oturmaya zorlayan, Taliban’a saldırılar düzenlerken Afganistan hükümetine baskı yapmanın bir kombinasyonu idi. Ne yazık ki, böyle bir metot Afganistan ve ülkede yaşayan halkın çıkarlarına gözünü kapatıyor.

İkincisi, Wang Çin’in Afganlar arası görüşmelerin ivmesini korumak istiyor, Afganlar arası siyasi diyaloğun uygun bir zamanda yapılmasını istiyor ve bunu desteklemek için bütün imkânları ve desteği sağlayacak. Bu Çin’in Afganistan’a ulusal uzlaşma ve takvim için uygun bir yol haritası sunmaya istekli olduğunu gösteriyor.

Fakat öte yönden, barış görüşmelerini desteklemek için çok az şey yapan ABD süreci bozuyor. Örneğin, sadece Taliban’a karşı hava saldırıları değil, aynı zamanda ABD’nin Afganistan’daki askeri varlığını uzatmak bakımından da Doha anlaşmasını ihlal ettiği ileri sürülüyor.

Üçüncüsü, Çin Taliban’ı yeniden siyasi ana akımın içine çekme önerisini sundu. Çin, Afgan hükümetinin Taliban’ın geçmiş farklılıkları terk etmeye teşvik etmek ve iki tarafın orta yolda buluşması için daha cazip bir barış görüşmeleri planı sunacağını ümit ediyor. Bu ülkenin gelecekteki siyasi çerçevesini de etkileyebilir. Bu öneri Çin’in Afganistan İslam Emirliği’nin yeniden doğduğunu görmek istemediği ama ülkenin ılımlı bir İslam politikası sürdüreceği ve terörizmle sert biçimde mücadele edeceğini umduğu mesajını veriyor.

Dördüncüsü, Çin ortak güvenliğe büyük önem veriyor. Bölgeyi bir bütün olarak görüyor. Çin Pakistan’ın ABD ve Taliban arasında barış anlaşmasının imzalanmasında ve Afganlar arası müzakerelerin başlatılmasında benzersiz bir rol oynadığını kavrıyor.

ÇİN’İN DİĞER ÜLKELERİN EGEMENLİĞİNE SAYGI GÖSTERME GELENEĞİ

Çin, Pakistan’ın avantajlarını iyiye kullanacağını ve yeni yapıcı çabalar göstereceğini umuyor. Çok uzun olmayan bir zaman önce Çin, “Çin + Orta Asya” Dışişleri Bakanları Toplantısı’na ev sahipliği yaptı ve toplantıda bütün tarafları Afganistan konusunda ortak bir bildiri yayınlamaya teşvik etti.

Bu kez Wang, Çin’in Şanghay İş Birliği Örgütü’nün Afganistan’da ulusal uzlaşmada daha büyük bir rol oynamasını destekleyeceğini belirtti. Bu, zaman zaman bölgesel konularda başkalarını suçlamayan, aynı zamanda Afganistan’dan çok uzakta olan NATO’yu işin içine katan ABD izlediği yoldan büyük bir farklılık gösteriyor. Böyle bir tutum Afgan bilmecesini çözmeye yardım etmeyecektir.

Daha önemlisi, Çin sorunun köklerini anladı. Afganistan’daki 40 yıllık savaşın en büyük nedenlerinden biri zayıf ekonomik durumudur. Afgan halkının kötü yaşam koşulları ülkenin aşırılıkçılığın yataklarından biri haline gelmesinin hayati nedenlerinden biridir.

Wang, Çin’in ekonomik vi ticaret iş birliğinin ve Afganistan ile bölgedeki ülkeler arasındaki bağlantıların düzeyini yükseltmek ve bunun Afganistan’ın bağımsız kalkınma kapasitesini artırmasına ve düzenli olarak bir barış ile kalkınma çevriminin erdemini kavramasına yardımcı olması için, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru çerçevesinde iş birliğini artırması gerektiğini önerdi. Bu iyi bir devrenin başlangıcı olabilir.

Çoğunlukla siyasi baskıyı artırmak ya da askeri olarak müdahale etmekle ilgili olan ABD’nin Afganistan politikası ile karşılaştırıldığında Çin, Afganistan’ın uzun dönemli barış ve güvenliğinin temellerini atmayı umuyor. Bu Çin’in küresel yönetişimle ilgilenme biçiminin planı. Bu biçim sadece bölgesel zorlukların belirtilerine odaklanmıyor, aynı zamanda kökendeki nedenlere de odaklanıyor.

Çin büyük bir sorumlu ülke olarak, bölgesel sorunlarla yapıcı biçimde ilgilenerek, yenilikçi pratiklerine devam edecek. Çin, ABD’nin sıfır toplamlı oyunu yerine, kazan-kazan durumuna daha fazla katkıda bulunacak.