Modern olimpiyat oyunlarına ilk kez 1932’de yalnızca bir sporcuyla katılan Çin, Tokyo 2020’de 298’i kadın, 133’ü erkek toplam 431 sporcuyla temsil ediliyor. Bu sporcuların 24’ünün önceki yıllarda kendi dallarında olimpiyat şampiyonluğu unvanı kazanmış olduğunu da belirteyim.

Bu yazıyı yazdığım saatler itibarıyla, oyunların bitimine beş gün kalmışken Çin’in 32 altın, 21 gümüş, 16 bronz madalyayla ilk sırada yer aldığını, ardından 24 altın madalyayla Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ve 19 altın madalyayla ev sahibi Japonya’nın geldiğini de not düşeyim. 8 Ağustos’ta oyunlar nihayete erdiğinde sıralamanın nasıl olacağına dair kesin bir şey söylemek kolay değil ama Tokyo 2020’nin birinci ülkesinin Çin olacağı sanki şimdiden belli gibi. Ne olursa olsun, kürsüye çıksınlar ya da çıkamasınlar, olimpiyatlara katılan her ülke ve her sporcu özel olarak kutlanmayı hak ediyor elbette.

89 yıl önce 10. Olimpiyat Oyunları’nda California’da Çin’i tek başına temsil eden kısa mesafe koşucusu 23 yaşındaki atlet Liu Changchun’un öyküsü hayli ilginç ve bugün bakıldığında insana “Nereden nereye?” dedirtiyor.

KUKLA HÜKÜMETİ DEĞİL ÇİN’İ TEMSİL ETMEK

1932’de Çin’in Mançurya bölgesi saldırgan Japon ordusu tarafından işgal edilmiş ve Bernardo Bertolucci’nin “Son İmparator” filminde de ayrıntılı biçimde anlatılan kukla hükümet kurulmuşken, Liu’dan olimpiyatlara bu hükümet adına katılması isteniyor. O ise “Ta Kung Pao” gazetesinde yayımlanan açıklamasında bu teklifi reddettiğini, olimpiyatlarda Japon işbirlikçilerini değil, ülkesi Çin’i temsil edeceğini ifade ediyor.

Milliyetçi parti Kuomintang yolculuk için gerekli parayı vermeyince, devreye yakın Çin tarihinde iz bırakmış şahsiyetlerden, “Genç Mareşal” olarak tanınan, yaşamı romanlara belgesellere konu olmuş Zhang Xueliang (1901-2001) giriyor. Japon işgaline karşı Çin Komünist Partisi ile (ÇKP) ittifak yapan, Kuomintang lideri Chiang Kai-shek’le çok inişli çıkışlı bir ilişkisi bulunan, devrim sonrasında hayli çalkantılı yıllar geçiren ve bugün ÇKP tarafından “vatansever” olarak tanımlanan Zhang, Liu’ya gerekli parayı veriyor, Çin adına ABD’ye gitmesini sağlıyor.

25 gün süren yolculuğun ardından California’ya varan Liu, 31 Temmuz 1932’de altı atletin yer aldığı ikinci eleme grubunda 100 metre koşuyor ama finale kalmayı başaramıyor. Benzer durum 200 metre koşusunda da tekrarlanıyor. Kaydolduğu 400 metre yarışına ise aşırı yorgunluk nedeniyle katılmaktan vazgeçiyor genç atlet.

1936 Berlin Olimpiyatları’nda bu kez yalnız değil, yanında başka Çinli sporcular da var ama Liu Xueliang yine elemeleri geçemiyor, finallere ve madalyaya uzanamıyor, fakat adını silinmez biçimde tarihe yazdırmış oluyor.

ANISINA HEYKEL DİKİLDİ, FİLM YAPILDI

Yaşamının geri kalanında spor öğretmenliği ve antrenörlük yapan, profesör olup çok sayıda imza atan ve Çin Olimpiyat Komitesi’nde başkan yardımcısı olarak çalışan Liu, 1983’te 74 yaşındayken yaşama veda ediyor. Çin’in ilk olimpiyat sporcusunun, bir yıl sonra 1984 Los Angeles Olimpiyatları’nda Çin’in ilk madalyasını kazanmasını ve devamında gelen büyük başarıyı görememesi, neresinden bakılsa hüzün verici.

2008 Beijing Olimpiyatları nedeniyle doğum yeri Dalian’da heykeli dikilen Liu Xueliang, bugün Çin’in spor kahramanlarından biri. Yine 2008’de çekilen, Hou Yong’un yönettiği “The One Man Olympics” adlı film de onun anısını yücelten bir eser olarak sinema tarihine geçmiş durumda.

Tunca Arslan