China Daily / Jasna Plevnik

Dünyanın birçok yerinde yeni koronavirüse karşı aşılama tam kapasite devam etse bile, etkili bir küresel karşılık ve dengeli aşı dağıtımında eksiklikler var. Bu nedenle, duamızı eksik etmemeliyiz ve aşıların, yaşamları kurtarmanın ilk amacına hizmet etmede kullanılmasını, jeopolitik ve büyük şirket yarışlarını kazanmak için suistimal edilmemesini umuyoruz.

Fransa Pasteur Enstitüsü, aşılarla ilgili klinik deneylerden vazgeçtiğini açıkladığında, ulusal siyasetçiler bunun Fransa için “ulusal aşağılama” olduğunu söylediler. Bu, politik olarak tarafsız bir konu olan aşı konusunun, nasıl bir devlet prestiji konusu ve gücü sorununa dönüşebildiğini ve uluslararası ilişkileri etkilediğini gösteriyor. Öyleyse, kulağa sıkıcı bir beylik laf gibi gelse de, milyarlarca kez tekrarlamalıyız: Küresel güçler ile çokuluslu şirketler arasındaki rekabeti düşünmeden, bilimsel ve aşı hakimiyeti için insanların yaşamına öncelik verilmelidir.  

Şüphesiz ki, hiçbir ülkede insanlar aşı rekabeti istemez. İnsanlar, aşıların hangi ülkeden geldiğini umursamazlar, onların tek kaygısı aşıların güvenli, etkili ve ulaşılabilir olup olmadığıdır. Örneğin, ekonomist Dubravko Radoševi, Çin yapımı aşılara tamamıyla güveniyor. Radosevi, “Güvenim, Çin’de tıp alanındaki araştırmalara, özellikle viroloji, bu alandaki çalışmalarıyla bilinen Wuhan’daki enstitünün yanı sıra Wuhan’daki üniversite ve tıp fakültesindeki araştırmalara dayanıyor.” dedi.

Sırbistan, Avrupa’daki diğer birçok ülkeye nazaran nüfusunun çoğunu aşıladı. Sırp halkı, Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ya da Rusya’nın yaptığı aşıları seçebilir. Ancak Sırbistan 1,1 milyon doz aşının çoğunu, Çin şirketi Sinopharm’dan alırken, ABD ve Rus aşıları birlikte toplam aşı miktarının yüzde 7’sini oluşturuyor.

MACARİSTAN BAŞBAKANI VICTOR ORBAN EN FAZLA ÇİN AŞISINA GÜVENDİĞİNİ SÖYLEDİ

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaşayan birçok Sırp, komşu ülkelerden birçoğunun yaptığı gibi, aşılanmak için Sırbistan’a dönme niyetinde, çünkü AB üyesi ülkelerde aşılama oranları, ABD’li şirket Pfizer ve Britanya-İsviçre şirketi AstraZeneca’nın yavaş aşı tedariki yüzünden nispeten düşük seyrediyor. 

Belki de Sırbistan’ın her tür aşıya açık olmasından ilham alarak Almanya Başbakanı Angela Merkel, Almanya’nın, yavaş giden aşılama programını desteklemek için Çin aşısı almayı düşündüğünü söyledi. Ve Türkiye, Sinovac aşısına acil kullanım onayı için yeşil ışık yakarken, Macaristan, Çin aşısını onaylayan ilk AB üyesi oldu. Aslında Macaristan Başbakanı Victor Orban, en fazla Çin aşısına güvendiğini belirtti.

Bununla birlikte bazı Avrupalı medya kuruluşları, Çin’i, virüsü yaymakla ve Çin aşılarının etkililiğini şüpheli olmakla itham eden bazı büyük güçlerin jeopolitik ve ideolojik oyunlarını daha fazla devam ettirmekten vazgeçmedi. Aşılar sadece, etkililiği ve güvenlik bakımından incelenmelidir; aşılarının üretildiği yer yargılamaya gölge düşürmemelidir. Aşıları, bilimden ve insan sağlığından ayırmak dünyayı, geçen yıl salgının zirvesinde olduğu döneme göre daha fazla savunmasız bir yer haline getirecektir. 

AŞILARI BİLİMDEN VE İNSAN SAĞLIĞINDAN AYRILAMAZ

Birçok kişi, 27 üyeli AB’nin, aşı tedariki konusunda AstraZeneca ile tartışmasını Avrupa kurumlarının zayıflığı olarak görüyor. İsveç, Danimarka, Finlandiya, Litvanya, Letonya ve Estonya, Avrupa Komisyonu’ndan, gerekli sayıda aşı dozunu hızla tedarik etmesi için Pfizer-BioNTech şirketine baskı yapmasını istedi. Almanya ile İsviçre, AstraZeneca aşısının etkililiğini sorguladı ve Almanya maliye bakanı, Avrupa Komisyonu başkanını, aşı tedariki konusundaki beceriksizliği nedeniyle eleştirdi.

AB, şu anda yaptığıyla karşılaştırıldığında, yeni ve daha fazla aşı geliştirmesi kapasitesine sahiptir. Ancak şu anda Çin, küresel aşı cephesinde güçlü görünüyor. Avrupa’da birçok kişi, Çin hükümetinin önleme ve kontrol önlemlerinin, virüsü kontrol altına almada küresel standartlara uygun olduğunu düşünüyor ve diğer ülkelere tıbbi yardım yapmasını takdir ediyor. 

Çin’in, Çin yapımı aşıları küresel kamu malı ilan ederek, salgına karşı küresel mücadeleyi güçlendirme çabaları ve politikaları, küçük bir grup zengin ülkenin aşıların çoğunu satın alması alanını daralttı. Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) desteklediği COVAX programı çatışı altında, bu yıl düşük ve orta gelirli ülkelere on milyonlarca doz Covid-19 aşısı sağlama sözü verdi. Dolayısıyla, Çin ilaç şirketleri aşı üretim kapasitelerini artırdı.

ÇİN İLAÇ ŞİRKETLERİ AŞI ÜRETİM KAPASİTELERİNİ ARTIRDI

Bununla birlikte Çinli entelektüel güçler, birçok Avrupa ülkesinde Çin aşısına güvenin artmasına yardımcı oldu. Çin Bilimler Akademisi, Çin Sosyal Bilimler Akademisi, Devlet Konseyi Geliştirme ve Araştırma Merkezi ile onun küresel ağı SiLKS ve diğer kuruluşlar, dünyanın dört bir tarafında sayısız yerde ev sahibi ülkelerin iş birliğiyle salgın önleme ve kontrolü konusunda video konferanslar düzenledi. 

Salgın ve küresel önleme ve kontrol önlemleri konusunda bilgi vermek için “17+1” (17 Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri artı Çin) düşünce kuruluşlarının günlük katılımı, Avrupa’nın bu bölgesinde insanlara, küresel kamu sağlığı krizini daha iyi anlamasında yardımcı oldu. 

Ülkeler arasında, ülkeler ve aşı üreticileri arasındaki aşı yarışı durmazsa ve tüm taraflar, küresel sağlığı düzeltmek için birlikte çalışmaya başlamazsa salgını kontrol altına alamayız. Bu yüzden, ABD’nin, Çin ve AB ile yakında yeniden bağlantı kurarak, insanların yaşamını kurtarmak amacıyla, aşı üretimi ve tedariki konusunda bir uzlaşmaya varacağını umuyoruz.