Spor yorumcusu Mert Aydın, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Aydın, spor ve spor kültürü konularında değerlendirmelerde bulundu.

Sporu dünyadaki her kategoriden insanın aynı şeyi düşündüğü ender olaylardan biri olarak tanımlayan Mert Aydın, herhangi bir büyük takımın maçı sırasında ve sonrasında her yaştan insanın yorum yapabildiğini kaydetti.

Yine sporun entelektüeller için ise hayatın içinde karşılaşamadıkları insanlarla ortak konu üzerinde düşünme ve bilme fırsatı doğurduğunu ifade eden Aydın’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sadece ofsaytı, tacı ve korneri bilerek uluslararası futbolu ya da sporu yorumlayamazsınız. Dünyada neler olup bittiğini bilmezseniz, ekonomik, siyasi anlamda yapacağınız her yorum güdük kalacaktır. Ermenistan ile Azerbaycan bir maç yapsa gündemden, her şeyden sıyrılıp o maçı izlemenizin hiçbir anlamı yok. Herkes okusun değil ama en azından benim gibi bu işi yapanların dergi ve kitap okumaları gerekiyor. Türk spor medyası olarak bundan bir süredir kopuk durumdayız.

“ULUSLARARASI FUTBOL PİYASASI ÇİN’DEN KOLAY KOLAY VAZGEÇMEZ”

Benim editörlüğünü yaptığım dergiye siz yıllar önce Çin futboluyla ilgili bir yazı yazmıştınız. Çin’in 2002 Dünya Kupası’na katılması hepimizde ‘acaba’ duygusunu uyandırdı. Her ne kadar Japonya ve Güney Kore kupayı düzenlediği için Asya kontenjanında boşluk olsa da, Çin’den daha önde ülkeler vardı aslında ama Çin onların önüne geçti. Daha sonrasında bir lig oldu, bir şeyler oldu, SARS hastalığı sırasında birkaç Türk oyuncu gittiler, geldiler. Sonrasında da birkaç yıl önce dünya futbol piyasasını sarsan bir giriş yaptılar.

Çin, sadece emekliliği gelen oyuncuları değil, Oscar gibi Hulk gibi Avrupa’nın önde gelen liglerin oynayan oyuncuları çok büyük paralara aldı. Bahsettiğimiz paralar çok büyük ve seyirci sadece oyuncu için geliyor. Genç Çinli oyuncular nasıl gelişecek? Bunu biraz daha yumuşatmaya çalışıyorlar şu anda. Uluslararası futbol piyasasının Çin’den kolay kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum. Çünkü Çin’de çok büyük bir piyasa var.

Japonya ve Güney Kore, sağlam ulusal ligler oluşturdular. Çin’in en başta sağlaması gereken belli seviyede bir yerel lig oluşturmak. Birtakım yıldızlar transfer edilmeli ama son dönemde olduğu gibi abartılı biçimde değil daha ülkenin kaynaklarına uygun yapılmalı. Mutlaka bir plan yapılıyordur bunun için. Ne futbol Çin gibi büyük bir gücü kaybetmek ister ne de Çin böyle önemli bir kaynağı elinden kaçırmak ister. İkisinin bir şekilde doğru yolda buluşacağını düşünüyorum.

“ÇİN KÜLTÜREL OLARAK HAYATIMIZIN İÇİNDE OLAN BİR ÜLKE”

Oscar ya da Hulk Avrupa’da başka bir takıma gidebilecekken ‘verilen büyük parayla daha sonra Avrupa’ya döneriz’ mantığıyla Çin’e gitti. Şimdi anladığım kadarıyla o paralar verilmeyecek. O nedenle giden Avrupalı sayısı ve Türkiye’den giden oyuncu sayısı çok fazla olmayacaktır. Bizim oyuncularımızın büyük çoğunluğu çok evcil kalıyorlar. Gittikleri ülkeye uyum sağlama konusunda zaman zaman sorun yaşıyorlar. O yüzden de Çin çok uygun olmayabiliyor. Futbolcularımızın bu konuda genel bir problemi var.

Çince çok farklı bir dil. Burak Fransızca bilmiyor ama ortak birtakım kelimeler var. Futbolun kendi içinde dilinde ortak kelimeler var. Çince de bu böyle olmayabilir. Bu konuda Türk futbolcusunun genel bir tembelliği olduğunu söyleyebiliriz.

Çok klişe olabilir ama ‘Yurtta barış, dünyada barış’ derim, hep. Orta Asya’da iki millet arasında başlayan ilişkilerini düşündüğümüzde Türkiye ve Çin’in birlikte yapabileceği şeyler olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şeyin çözülemeyeceğini düşünmüyorum, sorunların karşılıklı anlayışla halledilebileceğini düşünüyorum. Ayrıca Çin kültürel olarak hayatımızın içinde olan bir ülke ve böyle bir kültürden faydalanmak gerekir.”