Çin Gümrükler Genel İdaresi tarafından açıklanan son verilere göre, yılın ilk üç çeyreğinde mal dış ticaretinde gerçekleştirilen toplam hacim geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22,7 artarak, 28 trilyon 330 milyar yuanı buldu. Bunlardan ihracat, yüzde 22,7 ve ithalat da yüzde 22,6 artış kaydetti. Çin’in dış ticaret boyutlarında üç çeyrekte de hızlı büyüme korundu. Bu da Çin’in dış ticaretindeki olumlu eğilimin değişmediğini gösterdi.

Çin’de yılın ilk üç çeyreğinde dış ticarette gösterilen iyi performansın, ekonomideki toparlanmanın dış ticaretin büyümesine sağladığı sağlam temelden kaynaklandığını söylemek mümkün. Yılın ilk 8 ayında Çin’de belli başlı ekonomik endekslerin hepsinde büyüme muhafaza edildi. Yurt içindeki üretim ve tüketim talepleri dış ticaretin artmasına güçlü bir destek verdi. Çin ekonomisinde görülen olumlu eğilim uluslararası piyasaya da daha çok pozitif beklenti ve uzun vadeli güven verdi; bu da dış ticaretin istikrarlı şekilde toparlanmasına yarar sağladı.

Bununla beraber, etkili politika araçları da çok önemli. Çin hükümeti, yılın başından bu yana dış ticaretteki istikrarı koruyacak bir dizi politika ileri sürdü. Bunlar arasında, dış ticaret alanında yeni iş modellerinin geliştirilmesinin hızlandırılması, sınır ötesi ticareti kolaylaştırma reformunun derinleştirilmesi, sınır kapılarındaki iş ortamının iyileştirilmesi, serbest ticaret pilot bölgelerinde ticaret ile yatırımı kolaylaştıracak reform ile inovasyonun ilerletilmesi gibi önlemler mevcut. Söz konusu politikalar verimli sonuçlar vermeye başladı bile.

Örneğin, yeni dış ticaret biçimlerinin ve modellerinin geliştirilmesini teşvik edecek önlemlerin uygulanmasıyla, yılın ilk üç çeyreğinde Çin’in sınır ötesi e-ticaret hacmi yüzde 20,1 yükseldi.

Bunun dışında, serbest ticaret pilot bölgeleri gibi yüksek seviyeli dışa açılma platformlarının rolü de sürekli destekleniyor. Çin’in gümrüksüz bölgelerinde gerçekleştirilen dış ticaret hacmi yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 26,3; serbest ticaret pilot bölgelerindeki dış ticaret hacmi yüzde 27,6; Hainan eyaletinde duty-free mağazalarındaki tüketim hacmi ise yüzde 120,8 arttı. Belli ki, Çin’de alınan güçlü tedbirler işletmelerin özgüvenlerini artırırken, dış ticaretin uzun vadeli gelişmesine de daha fazla dinamizm sağladı.

Öte yandan, dış ortamın iyileşmesi de Çin’in dış ticaretine destek veriyor. Son dönemde küresel ekonomi ve ticaret toparlanırken, dış talep de gittikçe artıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminine göre, bu yıl küresel ekonomik büyüme yüzde 5,9 olacak. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ise, bu yıl küresel mal ticaretinin yüzde 10,8 oranında yükselmesini beklediklerini açıkladı. Bu bağlamda, yılın ilk üç çeyreğinde Çin’in Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ve Afrika’ya yönelik ihracatı ayrı ayrı yüzde 20 oranında, Latin Amerika’ya yönelik ihracatı da yüzde 40 oranında büyüdü.

Dünyanın en büyük mal ticareti ülkesi olan Çin’in dış ticaretinin istikrarlı olarak toparlanması, küresel endüstri ve tedarik zincirlerinin istikrarının korunmasında büyük önem taşıyor. Çin’in dış ticaretinde yılın başından bu yana sergilenen performans, dünyanın önemli ekonomileri arasında öne çıkıyor. Yılın ilk altı ayında Çin’in dış ticaret ile ihracat ve ithalat hacimlerinin uluslararası piyasadaki payı sırayla 0,8; 0,9 ve 0,8 puan artarak, yüzde 13,2; yüzde 14,5 ve yüzde 12’ye ulaştı.

Söz konusu oranlardaki yükseliş, sadece küresel piyasanın Çin imalatına talebinin ve bağımlılığının artması anlamına gelmiyor, aynı zamanda dışarıya daha da açılan Çin piyasasının kalkınma yararlarını yabancı işletmelerle paylaştığını da yansıtıyor. Çin’in ithalat hacmi yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 22,6 artarak yeni bir rekora imza attı. Bu da Çin’in dev iç piyasasının küresel talebin artışına yaptığı katkıların bir göstergesi.

Çin Gümrükler Genel İdaresi’nin tahminine göre, yılın dördüncü çeyreğinde ithalat ve ihracatın artış hızı düşebilir ama yıllık bazda hızlı büyüme bekleniyor.

Çin ekonomisinin olumlu büyüme eğiliminin uzun vadede değişmediği, bunun dış ticaretin istikrarlı ve kaliteli şekilde artmasına destek verdiği ve bütün bu gelişmelerin küresel ekonominin toparlanmasına güç katacağı öngörülebilir.