Çin Genel Gümrük İdaresi, yılın ilk yarısında dış ticaretin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27,1 oranında artarak 18 trilyon trilyon 70 milyar yuana ulaştığını açıkladı.

Bu artış ile tarihin en yüksek seviyesine ulaşılırken, söz konusu dönemde, 2019 yılının aynı dönemine göre de yüzde 22,8 yükseliş kaydedildiği belirtildi.

Çin’de dış ticaret alanında kaydedilen bu başarı, Çin’in Covid-19 salgınıyla mücadele ile ekonomik ve toplumsal gelişme arasında sağladığı eşgüdüm ve dengenin daha da sağlamlaştığını gösterdi. Bu, yıl geneli için dış ticaretin istikrarlı gelişmesine de olumlu bir zemin hazırladı.

Meselenin özüne bakıldığında, Çin’in dış ticarette kaydettiği başarıların arkasında birçok unsurun bulunduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle, Çin ekonomisinin istikrarlı ilerlemeye önem veren temel niteliği, dış ticaretteki istikrarlı artışa da güçlü bir dayanak sundu.

Reuters’te yer alan haberlerde, Çin’in diğer ülkelere göre salgını daha erken önlediği için henüz 2020 yılının ilk aylarında salgının getirdiği etkilerden kurtularak güçlü bir canlanma gerçekleştirdiği belirtildi.

Yılın ilk yarısında Çin’de sanayi katma değeri, sabit sermaye yatırımları ve tüketim mallarının perakende satışı gibi başlıca ekonomik endekslerin tamamında iyi yönde bir ivme görüldü.

Üretimde talep sürekli artarken, piyasadaki başlıca girişimcilerin canlılığında yükseliş görülüyor. Tüm bunlar, dış ticaretin dinamizmini sürdürmesi için de elverişli bir ortam oluşturuyor.

Çin’in haziran ayına dair dış ticaret verileri de beklentilerin üzerinde seyrederek olumlu bir tablo ortaya koydu. Mayıs ayı sonlarında Guangzhou ve Shenzhen kentlerinde görülen Covid-19 vakalarının Çin’in en yoğun konteyner limanlarından Yantian Limanı dâhil bazı limanları etkileyebileceğinden, bunun da dış ticaretin haziran ayı performansını geriletebileceğinden endişe ediliyordu.

Ancak veriler, haziran ayında gerçekleştirilen toplam ithalat ve ihracatın geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22 artarak 3 trilyon 290 milyar yuana ulaştığını ortaya koydu.

Böylece Çin’in dış ticaretinde 2020 yılının haziran ayından bu yana sürekli artış kaydedildi. Bazı basın organları, 13 aydır art arda kaydedilen artışı “beklenmedik” bir durum olarak değerlendirdi. Ancak, Çin’in haziran ayındaki dış ticaret performansının öngörülen bir gelişme olması gerekiyor. Zira, Çin’in salgınla mücadeledeki muazzam gücü çoktan ispat edildi ve bu durum dış ticaretin istikrarına büyük bir güvence sağladı. Örneğin, Guangdong’da görülen vakalara rağmen Yantian Limanı’nın işleyişi 26 Haziran itibarıyla tamamen normale döndü.

Öte yandan, Covid-19 karşısında aşılama çalışmalarının dünya genelinde genişletilmesi ve küresel ekonominin yavaş yavaş toparlanmasıyla birlikte artan talep de Çin’in dış ticaretinin canlanmasını hızlandırdı. Birçok uluslararası örgüt, yıllık küresel büyüme tahminlerini yükseltti. Ekonomik canlanma küresel ticarete de güç kattı. Yılın ilk yarısında Çin’in ABD’ye yaptığı ihracat yüzde 31,7 artarken, AB’ye yaptığı ihracat yüzde 25,5, ASEAN ülkelerine yaptığı ihracat ise yüzde 27,8 yükseldi. Çin’in Latin Amerika ve Afrika ülkelerine ihracatı ise sırasıyla yüzde 47 ve yüzde 27,7 arttı. Bu gelişmeler, Çin’in küresel endüstri ve tedarik zincirindeki önemli konumunu da pekiştirdi.

2021 yılının ilk yarısında Çin’de ithalat fiyat endeksi 108,5 olarak belirlendi. Fiyatların ithalat artışına katkı oranı ise yüzde 35,4 oldu.

Çin hükümeti, kısa süre önce emtia tedarikinde ve fiyatlarında istikrarı korumak için bir dizi tedbir aldı.

Çin’in dış ticaretinin istikrarı, sadece Çin için değil, tüm dünya için yararlı. Çin, küresel tedarik zincirinin istikrarını korurken, Çinli dış ticaret firmaları da küresel salgınla mücadelede kritik bir rol üstleniyor.

Çin hükümetinin sağladığı verilere göre, yılın ilk yarısında, Çin 112 ülke ve bölgeye 500 milyon dozun üzerinde aşı ihraç etti. Çin’in dünyaya sağladığı toplam aşı miktarı, küresel ölçekte toplam aşı üretiminin altıda birini oluşturdu. Böylece Çin, küresel salgınla mücadele işbirliğine ve ekonomik canlanmaya önemli katkılar sağlamış oldu.

Covid-19 salgını birçok ülkede hâlâ etkisini sürdürüyor. Jeopolitik unsurların etkileri de göz önünde bulundurulduğunda, dış ticaret hâlâ istikrarsızlık ve belirsizlik unsurlarıyla karşı karşıya bulunuyor. Tüm bunlara rağmen, Çin’in dış ticaretinin iç unsurlardan kaynaklı dinamizmi sürekli yükseldi, uygulanan politikaların getirdiği olumlu etkiler de daha açık şekilde görüldü.

Bu gelişmelerin, Çin dış ticaretinin istikrarlı artışına yardımcı olacağı gibi, Çin’in tüm ticaret ortaklarının ortak gelişmesine ve küresel ekonomiye yararlı olacağına kesin gözüyle bakılıyor.