CRI Türk Dış Haberler Servisi

Çin Halk Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde meşru statüsüne kavuşmasının 50. yılını kutluyor. Beijing yönetiminin BM’ye üyeliğinden bugüne kadar geçen sürede uluslararası platforma yaptığı katkıları okuyucularımız için derledik:

ULUSLARARASI SİSTEMİN İYİLEŞTİRİLMESİ

Çin Halk Cumhuriyeti uluslararası sistemin muhafaza edilmesinde ve iyileştirilmesinde her yıl giderek öne çıktı. 1950’li yılların başında “barış içinde bir arada yaşama” prensibin 5 bileşenini dünyaya duyuran Beijing yönetimi geride kalan 50 yılda 600’ün üzerinde çok taraflı anlaşmaya imza attı. Çin meşru statüsünü elde etmesinden bu yana tüm tartışmalarda çok taraflılık, uluslararası hukuk ve merkezinde BM’nin olduğu uluslararası sistemden yana taraf oldu.

Çinli liderler 50 yıl boyunca birçok kez BM sahnesinde yer alarak görüşlerini paylaşmaktan çekinmediler. Üç Dünya teorisinden “ortak bir geleceği paylaşan insanlık cemiyeti” fikrine kadar çok sayıda başlık uluslararası toplumun gündeme Çinli liderlerin inisiyatifi ile getirildi. Bu fikirlerin isimleri değişse bile mantık aynı kaldı. Sosyal farklılıkları azaltmak, farklı kalkınma modellerine saygı göstermek, her kültürün kendine özgü olduğunu kabul etmek ve her iki tarafın da kaybettiği çekişmelerden uzak durmak bu politikaların sac ayaklarını oluşturdu.

DÜNYA BARIŞI İÇİN SORUMLULUK

Çin Halk Cumhuriyeti, 29 barış gücü misyonuna bu zamana değin 50 binin üzerinde gözlemci transfer ederek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ülkeleri arasında birinciliğe yerleşti. 24 görevlisini barış gücü misyonlarında kaybeden Çin’in 24 bin personeli hâlihazırda bu alanda görev yapıyor.

BMGK üyesi olan Çin sadece barış gücü misyonlarına katılmakla kalmayıp, aynı zamanda ihtilaflı başlıklarda arabuluculuk rolüne talip olmaya devam ediyor. Filistin sorununda iki devletli çözümü savunan Beijing yönetimi, İsrail ve Filistin arasındaki müzakerelere ev sahipliği yapabileceğini kamuoyuna duyurmuştu. Benzer şekilde Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang ise Orta Doğu ziyaretleri kapsamında 5 maddelik bir rol haritası açıklayarak başta İran-Suudi Arabistan gerilimi olmak üzere bölge genelinde tansiyonu düşürmek için sorumluluk alacaklarının altını çizmişti.

ORTAK KALKINMA VE REFAH POLİTİKASI

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin 15 yıldır küresel büyümeye en büyük katkıyı sağlıyor. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yarımı öngören Güney-Güney iş birliği kapsamında bu zamana değin 166 ülke ve uluslararası kuruma 400 milyar yuanlık yardım yapılırken, 120 ülkeye BM Binyıl Kalkınma Hedeflerine (MDG) ulaşması için 600 binden fazla yardım çalışanı gönderildi.

Bununla beraber BM Kalkınma Programı (UNDP) çatısı altında Çin’de Yoksulluğun Azaltılması Merkezi açıldı. Merkezde şimdiye kadar 136 ülke ve kuruluştan yoksullukla mücadele çalışanı yararlandı.

2030 HEDEFLERİNE İÇERİDEN KATKI

Çin diğer ülkelere yaptığı yardımlar kadar yurt içindeki atılımı ile de küresel yoksulluğun yüzde 70 azaltılmasını öngören 2030 BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne katkı sağlıyor. 1979’da BM’den kalkınma yardımı kabul eden Çin, aradan geçen süre zarfında 750 milyon yurttaşını mutlak yoksulluktan kurtardı ve ülke çapında sağlık, sigorta, eğitim ve ulaşım sistemi kurdu.

Dünyanın en büyük üretim üssüne dönüşen Çin’de 1979’da kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) 180 dolar iken bu rakam 12 bin dolara çıktı. 2025 yılına geldiğinde Çin’de bu rakamın ikiye katlanarak 25 bin doları bulması bekleniyor.

KÜRESEL SORUNLARA KÜRESEL YANIT

Çin, iklim değişikliği, küresel finansal krizler ve yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını gibi tüm insanlığı ilgilendiren alanlarda da sorumlu bir aktör olarak öne çıkıyor.

Beijing yönetimi iklim değişikliği konusunda Paris Anlaşması’nın başından beri destekçisi olurken, ülke içinde ekosistemle uyumlu bir değişime yöneldi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, BM Genel Kurulu’nun 75. Oturumu’nda Çin’in 2030 yılından önce CO2 emisyonlarını en üst düzeye taşıma ve 2060’tan önce karbon nötr hale gelme sözü verdi.

İnsanlığın bir başka ortak düşmanı olan Covid-19’a karşı da Çin’in mücadelesi küresel düzlemde belirleyici etki yarattı. Salgın sırasında Çin,150’den fazla ülke ve 13 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım malzemesi sağladı. Covid-19’a karşı aşının geliştirilmesi ile birlikte ise bugüne değin 90’dan fazla ülkeye ve uluslararası kuruluşa 438 milyon doz Çin’in geliştirdiği aşılar ve ham madde sevk edildi.