İstanbul Gedik Üniversitesi ASEAN Araştırmaları Merkezi Müdürü Sibel Karabel, CRI Türk’te Güçlü Özgan ve Barış Mutlu’nun hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Karabel, Çin-Balkan ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerinin bugünü ve geleceği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Sibel Karabel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

  • Kuşak ve Yol’da Balkanların jeopolitik ve ekonomik açıdan son derece önemli bir yeri var.
  • Çin’in Balkanlarda altyapı konusunda yatırımları çok fazla.
  • Sırbistan, özellikle Adriyatik Limanları ile Kuşak ve Yol kapsamı içinde önemli bir noktada.
  • Balkanlar, Çin için hem Avrupa’ya açılan kapı hem de yapılan yatırımlarla herkesin faydalanmasının sağlanması yani ekonomik kalkınmanın bir parametresi olarak görülüyor.
  • Çin, 1955 Bandung Konferansı’ndan bu yana oluşturduğu uluslararası ilişkiler ve dış politikalar strateji bütünlüğü var. Bunlar ülkelerin iç işlerine karışmama ve kendi iç işlerine karıştırmama. Egemenlik haklarına saygı duyma gibi birçok prensibi Çin hiçbir şekilde esnetmiyor.
  • Çin ülkelere yatırım yaparken, herhangi bir altyapı için fonlama sağlarken, Avrupa Birliği’nin (AB) ‘siyasi koşulluluk’ denilen ilkesini Çin uygulamıyor.
  • Çin’in her yaptığı büyük olay oluyor. Çünkü Çin büyük bir güç. Malum büyük güç olmanın belirli avantajları ve dezavantajları var. Dolayısıyla attığı her adım büyük yankı uyandırıyor.
  • Balkanların, AB ile entegrasyonunda belirli sıkıntıları bulunuyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile Balkanlar AB’ye entegrasyon açından bir hoşnutsuzluk yaşıyorlar. Gerek kültürel, gerek etnik gerekse fonlardan yeterince faydalanamama anlamında. Aslında Balkanları Çin’e entegrasyona iten AB’nin bu tavrının olduğu da söylenebilir. 
  • Çin, Balkanlarda komünizm temelli olsa bile ideoloji ve siyaset ağırlıklı kesinlikle gitmiyor. Baştan itibaren de bununla gitmedi. ‘Ekonomik kalkınma, altyapı finansmanı’, Çin’in Balkanlardaki en önemli mottosu bu denilebilir.
  • Dünyanın herhangi bir ülkesi, Çin ile herhangi bir düzeyde ilişkiye girmek isterse bir defa ‘Tek Çin Politikası’na saygı duymak ve ‘Tek Çin Politikası’nı uygulamak durumunda.