Çin İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 46. Toplantılarına 5 konu üzerine birer yazılı açıklama gönderdi.

Çin’in Covid-19’la mücadelede insan hakları korumasıyla ilgili açıklamada, Çin’in mücadele sürecinde halkın can güvenliği ve sağlığına öncelik verdiği, aynı zamanda halkın kendini geliştirme, çalışma ve eğitim alma haklarını güvence altına aldığı, özellikle yaşlı ve engellilere yönelik koruma çalışmasına büyük önem verildiği belirtildi. Çin, küresel mücadelede insanlığın kader ortaklığının tesisi doğrultusunda deneyimlerini paylaştı, yurtdışına tıbbi uzmanlarını gönderdi ve acil malzemeler tedarik etti.

Tibet Özerk Bölgesi’ndeki yoksulluğun bertaraf edilmesiyle ilgili açıklamada, uzun bir zaman zarfında bölgenin altyapı tesislerinin temeli zayıf olduğu ve yer yer yoksulluk yaşandığı hatırlatıldı. Ülkede uygulanan yoksullukla mücadelede isabetli tedbirlerin alınmasıyla bölgede ilerlemeler kaydedildiği, mutlak yoksulluğun kaldırıldığı, bölgede ekonomik dinamizm arttığı ve kamu hizmetleri seviyesi yükseldiği vurgulandı.

Yaşayan Budaların olağan reenkarnasyonuyla ilgili açıklamada, bu konunun Çin’in egemenliği kapsamında içişleriyle ilgili olduğu, hukuk çerçevesinde dini protokol ve tarihi kurallara bağlı kalınması gerektiği belirtildi. Özellikle yaşayan büyük budanın reenkarnasyonunun teyit edilmesi için önce yurt içinde arayış yapılması, altın vazodan kura çekme ve merkezi hükümetten onay dâhil kuralların şart olduğu kaydedildi. Açıklamaya göre, uygulamalar dini çevre ve Tibet Budizmine inanan vatandaşların yasal haklarını korumayı amaçlıyor.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde sözde “soykırım” uygulandığı yalanıyla ilgili açıklamada, geçen yıllarda Xinjiang’da Uygur nüfusunun istikrarlı şekilde arttığı ve Çin hükümetini Xinjiang’da “soykırım” uygulamakla suçlamanın tamamen bir iftira olduğuna işaret edildi. Batılı politikacı ve “araştırmacılar” hem ideolojik önyargı hem de kasten karalama amacıyla Çin’in nüfus politikasını eleştiriyor. Çin hükümetinin uyguladığı etnik eşitlik politikası, Xinjiang halkını refah ve istikrara kavuşturacak.

Xinjiang’da “zorla çalıştırma” söylemiyle ilgili açıklamada, Çin’deki işletmelerin Uygur vatandaşları “ciddi kontrol altına aldığı” ve diğer azınlık vatandaşlarla birlikte “zorla çalıştırdığı” iddiasının da gerçeklere aykırı olduğu, bazı batılı ülkelerin “zorla çalıştırma” etiketiyle Çinli işletmelere yaptırım uygulamasının sadece bu işletmelerin itibarını zedelemekle kalmayıp aynı zamanda Xinjiang’daki emekçilerin yaşam ve istihdam gibi haklarını tehdit ettiğine dikkat çekildi.