Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan açıklamada, Çin’in egemenliğine ve çıkarlarına zarar verdikleri, kötü niyetli şekilde yalan ve dezenformasyon yaydıkları gerekçesiyle Avrupa’dan 10 kişi ve 4 kuruluşa yaptırım uygulayacağı bildirildi.

Bu adım, kendini “insan hakları öğretmeni” olarak sunmaya çalışan AB’nin Xinjiang’daki insan hakları durumu bahanesiyle aldığı tek taraflı yaptırım kararına bir karşılık olduğu gibi, Çin’in ulusal egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını koruma kararlılığını ve iradesini de yansıtıyor.

Çin’in açıkladığı yaptırım listesinde Çin’in iç işlerine defalarca müdahalede bulunan kuruluşların yanı sıra, Xinjiang meselesinde kötü icraatlarda bulunan bireyler de yer alıyor. Bu kişilerin girişimlerinin, Çin halkının onur ve şerefini zedelediği, Çin’in egemenliğini ve güvenlik çıkarlarını ihlal ettiği çok açık. Bu bağlamda, Çin’in yaptırım tedbirlerinin hedefi de belli.

AB’nin sözde Xinjiang’daki insan hakları durumu bahanesini kullanarak Çin’e yaptırım uygulamasının hemen ardından ABD, İngiltere ve Kanada da yalan ve sahte bilgilere dayanarak Çin’e yaptırım kararlarını açıkladı. Bu ülkeler “insan hakları” kisvesi altında Çin’in imajını karalayarak Çin’in kalkınmasını engellemeyi amaçlıyor.

Ancak bu tür siyasi şovlarla dünyayı kandırmak mümkün değil. Fransız yazar Maxime Vivas’ın “The End of Uyghur Fake News” (Yalan Uygur Haberlerinin Sonu) başlıklı kitabından, Xinjiang’ı ziyaret eden birçok ülkeden yetkili ile basın mensubunun yaptığı olumlu değerlendirmelere, 80’den fazla ülkenin BM İnsan Hakları Konseyi’nin oturumunda Çin’in Xinjiang politikasına verdiği desteğe kadar çok sayıda örnek, insanların doğal bir adalet duygusuna sahip olduğunu kanıtladı.

Xinjiang sakinlerinin istikrar, güvenlik, kalkınma ve ilerlemelerinin korunması, Çin’in insan hakları alanındaki başarılı örneklerinden biri.

Çin, Batılı ülkelere kendi insan hakları sorunlarını çözmeye öncelik verme, çifte standarda başvurmama ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeyi bırakma çağrısı yapıyor.