CGTN / Wu Changhua

Birleşmiş Milletler (BM) 26. İklim Değişikliği Konferansı (COP26) yeni bir yıllık gösterişli iklim şovu haline geldi. Resmi, özel ve iş dünyası liderleri bu hafta ve gelecek hafta Glasgow’da, iklim değişikliği ile kolektif olarak mücadele için çok taraflı bir sürece sokmak için toplandı.

Ama bu kez, farklılıklar olacak. Bilim insanları Yeryüzünde yaşamayı desteklemek için hayati olan gezegenin iklim sisteminin çöktüğünü doğrulayan daha fazla kanıt sunuyor. Kayıtlara geçen en sıcak on yıl insanlığa en yıkıcı bazı felaketlerin cehennemi ve korkularını yaşattı. Küresel temiz enerji devrimi iklimin ısınmasını yavaşlatmak ve insanlığın uyum ile dayanıklılık güç ve yeteneklerini geliştirmenin tek yolu olarak benimsendi.

Çin ve Çin halkı bugün dünyanın en büyük sera gazı (GHG) salımcısı olarak, bir aciliyet duygusu taşıyor, temiz ve iklime dayanıklı geçişini hızlandırma arzusu içinde. Son on yıldaki düşük karbon ekonomisine geçişine devam eden ekonomik büyümesini enerji ve kaynak tüketimi, karbon ile diğer kirletici salımlardan koparma yönündeki sert önlemlerinin yanı sıra fosil dışı yatık enerji kaynakları ile altyapısına yatırımlarının kanıtlarını ve yan faydalarını ortaya koydu.

“GÜVENİLİRLİĞİ OLAN DÜNYAYI BİRLEŞTİRİR”

Çin halkı iki şey öğrendi. İlk olarak, kısa dönemli ve hatta uzun dönemli geçiş her zaman acılıdır ama geçmemek yıkıcıdır. Geçişin maliyeti ya da getirisi sonsuza kadar devam etmez. Kararlılık, ısrar ve sebat cezalandırıcı bir durumu ödüle dönüştürür. Çin’in son on yılda yenilenebilir enerji geliştirmede, özellikle güneş ile rüzgâr enerjisi, elektrikli araçlar (Evs) ve akıllı enerji sistemleri, enerji depolamada başarılı oldu. Şimdi hem üretim hem de tedarik zincirinde önde gelen küresel bir aktör olan Çin bunları ülke içinde kullanabilir ve temiz enerjiye geçişe başlamaları için küresel piyasa ve diğer gelişmekte olan ülkeleri destekleyebilir.

İkincisi, eylem ve sonuçlarla desteklenen sorumluluk ve güvenilirliktir. Çin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni (UNFCCC) 1993’te onayladı ve tutumundan geri adım atmadı. Çin hükümeti şimdiye kadar çok taraflı süreçlerde verdiği sözlerin hepsini yerine getirdi. Antik bir Çin filozofu Guan Zhong bir keresinde, “güvenilirliği olan dünyayı birleştirir” demişti. Bu Çin kültürü ve toplumuna derinden yerleşmiştir.

Çin 1970’lerin sonunda reform ve dışa açılma politikalarını başlattığından bu yana mucizeler yaratmaya devam etti. Dünyanın en kalabalık ülkesi ve en gelişmekte olan ekonomisi olan Çin hızlı ekonomik büyümesini hızlı sanayileşme ve kentleşme içinde dengelemek için kararlı bir çabaya girişti. Akılda tutulması gereken önemli bir nokta, ülke sürekli yüz milyonlarca insanını aşırı yoksulluktan çıkarır, ekonomik faaliyetlerini yönetmek, güç sağlamak ve yürütmek için altyapısını kurarken, teknolojik ilerleme ve küreselleşme ile uyum içinde kalkınma paradigmasını değiştirmeye devam ederken, bütün bunlar son on yılın içine sıkıştırıldı.

ÇİN HIZLI EKONOMİK BÜYÜMESİNİ DENGELEMEK İÇİN KARARLI BİR ÇABAYA GİRİŞTİ

Avrupa ve Kuzey Amerika’daki sanayileşmiş uluslar sanayileşmelerini ve kentleşmelerini tamamladılar ve karbon salımlarını 1980’lerde en üst düzeye çıkardılar. Bugün COP26’da bu ülkelerin politikacıları 2030’da salımlarını yarıya indirme ve 2050’de karbon nötrü sağlama hedeflerinin reklamını yapıyor. Aynı zamanda, bu politikacılar Çin’i 2030’dan önce salımlarını azaltmaya başlama ve 2060’tan önce karbon nötre ulaşma hedefleri ile “yeterince şey yapmamakla” suçluyorlar.

Burada birinci sınıf matematik yeteneklerini görüyor musunuz? Avrupa ülkeleri ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için salımların azaltılmaya başlaması ve yarıya indirilmesi arasında 50 yıllık ara ve net-sıfır karbona ulaşmak için de buna ek olarak 20 yıl daha. Henüz salımlarını azaltmaya başlamamış olan Çin için ise, salımları azaltmaya başlama ve karbon nötr arasında aşırı sıkışık bir 30 yıl. Lütfen, adalet, eşitlik ve insan hakları sorunlarını aklınızda tutun. Bu noktayı vurgulamamın nedeni şu; enerji bir sistemdir ve geçiş sadece salım sorununu çözmeyi değil aynı zamanda enerji güvenliğini, tedarik zinciri ile erişimi ve ödenebilirliği garanti altına alan bütünleşmiş bir sistem değişikliği gerektirir.

Dünyadaki diğer halklar gibi Çin ve 1,4 milyardan fazla nüfusu eylemlerini ertelemeyi göze alamaz. Çok fazla iklime karşı kırılgan bir ulus olan Çin halkı aşırı iklim olayları nedeniyle çok fazla kayıp yaşadı. Ama bilmecenin başka bir parçası daha var. Çin halkı ayrıca kendi arasında yeniliği sürdürmek ve insan ve doğa arasındaki uyuma dayalı bir Çin gündemini başarmak için 2035 sürdürülebilir kalkınma ortak vizyonunu oluşturdu.

ÇİN HALKI AŞIRI İKLİM OLAYLARI NEDENİYLE ÇOK FAZLA KAYIP YAŞADI

COP26’ya ulusal olarak belirlenmiş katkılarını (NDCs) artırdı. Bu her ne kadar birçok kişi tarafından iyi okunmasa ve hiç kimse tarafından anlaşılmasa da tarihteki en açık ve en iyi mimari tasarımdır. Bu katkılar enerji, sanayi, altyapı, değer zinciri ile bütün ekonomi ve toplumu karbonsuzlaştırmak için zamanı belirli hedefleri içeriyor. Çin, bütün hükümet politikalarının kalbinde salımları sınırlandırarak, karbonu net sıfıra indirerek ve doğayı koruyarak, dijitalleşme, yenilenebilir enerji ile temiz enerjiye dayalı ulaşım ve hareketliliği bir araya getiriyor bu da ekonomisinin ve toplumunun bütün birimlerinin bağlanabilmesine izin vererek, net sıfır karbon geleceği için sistemik dönüşümün tasarlanmış ve beklenen sonucunu başararak verimliliğini kanıtlıyor.

Ulusal enerji sistemi geçişi özellikle kömür olmak üzere fosil yakıtlardan fosil dışı yakıtlara geçiş için hayati öneme sahiptir. Şu anda, Çin’in nasıl stratejik yükselen teknolojiler, yeni altyapı gibi şeylere yatırım yapmaya ve ayrıca ortak refaha odaklandığınız daha iyi anlayabilirsiniz, çünkü bütün bunlar daha büyük bir sistem geçişinin parçalarıdır. Çin’in yeni sunulmuş NDC’lerinin tonlarca rakam ve yüzdeler içeren çok uzun bir belge olduğunun farkındayım. Bir sonraki okumanız için size küçük bir rehberlik yapmamam izin verin.

Büyük resimle başlayalım. Çin, Roma’da G20 Liderler Zirvesi açıklaması ile bir kez daha kanıtlanan, küresel ısının sanayileşme öncesi düzeylerden 1,5 derece üstüne yükselmesini azaltmakta dâhil, Paris Anlaşması hedeflerini destekledi. Çin 2060’ta net sıfır salım hedefine ulaşma sözü verdi. Bu “yüzyılın ortası gibi” anlatısı ile oldukça uyumlu bir hedeftir.

ÇİN’İN 2060 HEDEFİ

Çin halkı için eşit derecede önemli olan uyum ve dirençliliğin yanı sıra Çin 2030’dan önce hedefe ulaşmak için birbirine bağlı üç eylem sütunu yoluyla salımlarını azaltmaya devam edecek. İlk olarak, toplam enerji tüketim kontrolü ile enerji yoğun hedefler, karbon yoğun hedefler ve şimdi de salımları kısıtlama ile birlikte alanı daraltma yoluyla derin kopuş. İkincisi, enerji sistemi içinde kömürden fosil dışı yatıklara geçişi hızlandırma ve üçüncüsü biyoçeşitliliğin korunması ve esneklik getirilerine bağlı olan doğa temelli çözümlere yatırım.

Merkezi hükümet ayrıca ülke içindeki uygulamaya yön vermek için birkaç başka kilit belge daha yayınladı. Bunlar arasında 2030’dan önce karbon salımını kısıtlamak için yol haritası da var. COP26’da kapatılması gereken en büyük açığın iklim biliminin nasıl politika ve eyleme dönüştürüleceği olduğunu hepimiz kabul ediyorsak, Çin’in NDCleri ve uygulama planı ile yol haritası kesinlikle ülkeyi geçişi hızlandırmak için sağlam bir yola soktu.

Korku ve ümitsizlik, düşmanlık ile çatışma bir yanda ve arzu ile ilham, umut ve aşk öbür yanda COP’lara katılırken geçen yıllarda yaşadığım psikolojik deneyi yansıtıyor. Kendimin ve ailemin etrafındaki dünyanın yıkılmakta olduğunu anlatan günlük bildirimleri ve medya haberlerini okurken korktuğumu biliyorum. Ayrıca 2,7 derece ısı artışının ne demek olacağını da anladım. Ama çocuklarım ve torunlarımın hızlanan yok olmanın korkusunu yaşamalarını istemiyorum. Dolayısıyla, Çin’in gidişi değiştirme eyleminin geleceğine bahse giriyorum. Gelin insanlığın ortak kaderi için birlikte çalışalım.