Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Manşet” programına konuk oldu. Gökten, Çin Komünist Partisi (ÇKP) 19. Merkez Komitesi 6. Genel Kurulu toplantısı sonunda yayımlanan bildiriyi değerlendirdi.

6. Genel Kurulun bu yılki son oturum olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kerem Gökten, 197 üyeden oluşan yapının yenileneceğini ve yeni politbüronun belirleneceğini kaydetti.

“XI JINPING DÖNEMİNDE ÇİN BÖLGESEL VE KÜRESEL BİR GÜÇ HALİNE GELDİ”

6. oturumda ÇKP’nin 100 yılının muhasebesinin yapıldığını bildiren Gökten’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Karar belgelerinin 1945, 1981 ve 2021 yılında alındığını görüyoruz. Partinin tarihsel sürece yönelik çözüm belgeleri bunlar. Önceki iki karar belgesi partinin iki tarihi ve ölümsüz liderinin imzasını taşıyordu. Xi Jinping de onlara denk bir statü edindi artık ve düşüncesi anayasaya eklendi. Onun döneminde bir karar belgesi çıkması olağandı.

Mao Zedong’un devletin kuruluşu, Çin’in tek bir otorite altında birleşmesi ve bağımsızlık yönleriyle öne çıktığını görüyoruz. Soğuk Savaş koşullarında dünya sisteminden kopuş stratejisi izleniyor. Kendine yeterlilik prensibi var. Ülkenin kendi ayakları üzerinde durabilmesini artırmaya yönelik ve toplumun özgüvenini artırmaya yönelik bir çizgi ve tabii kolektivist bir çizgi egemen.

Deng Xiaoping döneminde ise iktisadi canlanma, reform ve dışa açıklık politikası, üreticilerin güçlendirilmesi, Çin’e özgü sosyalizm anlayışının geliştirildiğini görüyoruz.

Xi Jinping döneminde Çin’in bölgesel ve küresel bir güç haline geldiğine, Çin rüyası anlayışının ortaya atıldığını, güçlenen Çin’in Mao’nun 1960’lardaki hedefinin gerçekleşmesi anlamına geldiğini söylemek mümkün.

ÇİN MUTLAK YOKSULLUĞA KARŞI BİR ZAFER KAZANDI

Önceki karar metinleriyle, şimdiki arasında fark var. Üçüncü karar metni ilk ikisinden şu anlamda ayrışıyor; 1945 yılındaki metinde iç savaş koşulları vardı, devlet daha kurulmamıştı, iç savaş döneminde yapılması gerekenler, özeleştiriler Mao tarafından gündeme getirilmişti. 1981’de de reforma nasıl geçelim, Kültür Devrimi’nin etkileri nelerdi, gibi toplumsal maliyetleri yüksek ve özeleştiri gerektiren durumların üzerinde durulmuştu. Ancak 2021 karar metninde koşullar o günlere göre belirgin bir şekilde iyi olduğu için Çin açısından, erişilen başarılar ve geleceğe yönelik bir perspektif ele alındı, öne çıkarıldı, farklılığı bu. Gelecek hedefi çizilirken de son zamanlarda sıkça gündeme gelen iki yüzyıl hedefini, iki yüzyıl hedefi derken 2021 ve 2049 hedeflerini kastediyoruz. 2025 ve 2035 ara hedeflerine de vurgu yapıldığını görüyoruz.

2021 hedefi ÇKP açısından ulaşılan bir hedef, orta halli refah toplumuna erişildi. Ülkenin mutlak yoksulluğa karşı bir zafer kazandığını görüyoruz ve bu aslında insanlığa da önemli bir katkı. ÇKP’nin 200 milyon insanı yoksulluktan çekip çıkardığını görüyoruz. Çin’i yoksul bir Asya ülkesi olmaktan kurtardığını vurguluyor parti.

SOSYOEKONOMİK EŞİTSİZLİKLERLE MÜCADELE

Artık ikinci yüzyıl hedefine odaklanma zamanı, bu da Xi’nin etrafında kenetlenerek gerçekleşiyor. Ona üçüncü dönem liderlik imkânını da tanıyarak 2049’a gelişmiş ve büyük modern sosyalist ülke hedefine yürüme söz konusu. Parti risklere karşı daha güçlü olabilmek için parti içi reform vurgusu yapıyor. Pandemi sonrası toparlanmanın iyi düzeyde olduğu vurgulandı, Covid-19’a karşı mücadelenin başarılı olduğu, Batı’da görünmeyen bir yanıt verme kapasitesinin geliştirildiği fikri işleniyor. Çin Halk Demokrasisinin, Çin’e özgü sosyalizmin başarısı olarak da pandemi ile mücadele ifade ediliyor. Partinin Xi döneminde Marksizm’i ve Leninizm’i Çin’in özgün koşullarına uyarlama çabası var, bu Mao’dan beri devam ediyor. Bunun yanı sıra dış politikadaki bağımsızlığa müdahale, ülkenin egemenlik haklarına karşı dış müdahalenin tanınmayacağı vurgusu yapıldı. Hong Kong, Taiwan gibi meselelerde net bir kararlılık sergilendi.

Son olarak alt metinlerde ortak refah kavramının öne çıktığını görüyoruz. Bu ortak refah kavramı sadece Xi tarafından kullanılmadı, daha önceki iki ölümsüz lider tarafından da bu kullanılmıştı. Xi ortak refah kavramını biraz daha Mao’ya yakın bir anlamıyla ele alıyor. Çin özel sektörüne bir mesaj veriyor. ‘Önce zenginleşmenize izin verdik ancak şimdi ortak refaha katkı zamanı, sosyoekonomik eşitsizlikleri giderme zamanı.’ deniliyor. Devletin verdiği mücadeleye özel sermayenin de katkı koyması gerektiği, yüklü bağışların alındığı bir dönem başlamıştı zaten, kongrede de ‘sizin de katkı yapmanız gereken dönem başladı’ vurgusunu görüyorum açıkçası.

Çin’de krizlere yanıt verme kapasitesi yüksek bir devlet var. Merkezden yerel yönetimleri hızlıca koordine edebilecek şekilde örgütlenebildiğini tahmin ediyorum. Ülkenin en ücra noktalarına kadar etkin bir şekilde müdahale edebilecek bir güvenlik örgütlenmesi de oldukça etkili. Bunun dışında devletin toplumsal refah için kullanabileceği imkânları var. Bu imkânlarla gerektiğinde etkin bir şekilde müdahale edilebiliyor. ÇKP’nin hem bu imkânları var hem de maddi birikimi var. Mesele insan gücünün ve sermayenin etkin sevk ve idaresinde bitiyor.”