Çin’de bin yıl önce çeşitli ülkelerden gelen tüccarları heyecanlandıran bir kent vardı, yabancı iş insanları onun ismini duyunca sanki altın yığınının çıkardığı bir sesi işitmiş gibi oluyorlardı…

1271 yılının yaz mevsiminde İtalyan tüccar Jacob D’ancona, 1 yıl 4 ay süren deniz yolculuğundan sonra çok düşlediği bu kente vardı. Bu kentin o kadar zengin, işlek ve kalabalık olduğunu duymuştu, ancak binlerce kere hayal etmesine rağmen, gemiden indiğinde yine de çok şaşırdı…

1271 YILINDA ÇİN NASILDI?

D’ancona’nın kaleme aldığı Işıkların Kenti (The City Of Light) başlıklı kitabın “1271 Yılının Çin’i” bölümünde D’ancona’nın Çin’deki tecrübeleri aktarıldı. Bakalım neler yaşadı?

“Çin topraklarına ayak bastık, Zayton kentine ulaştık. Bu kenti yerliler Quanzhou olarak tarif ediyor. Burası, sıra dışı bir kent, aşırı büyük ticaret boyutuna sahip ve ülkenin esas ticaret bölgelerinden biridir.

Hizmetçilerimin yanı sıra, gemimin dolup taşıdığı biber, sarısabır ağacı, sandal, kafur, parfüm, değerli mücevher, hurma ve kumaş gibi ürünleri götürdüm.

O yıl Keçi Yılı’dır. Çinliler her yılı farklı hayvan ismiyle adlandırıyor.

Kentin sokaklarında o kadar yağ lambası ve meşale var ki, gece bile kent çok parlak aydınlatılıyor, çok uzaktan kent görülebiliyor. Bu nedenle kent Işıkların Kenti lakabını kazanmıştır.

Burası kocaman bir liman, Sinchalan’dan (bugünkü Guangzhou) daha büyük. Yabancı gemiler Çin Denizi’nden limana giriyor. Yüksek dağlarla çevrelendiği için Zayton, rüzgâr ve fırtınalardan iyi korunan bir liman konumunda. Buradaki geniş su alanı sayısız yük gemileriyle doludur.

Ulaştığımız gün limanda en azından 15 binden fazla gemi bulunuyor, bazıları Arap ülkelerinden, bazıları Hindistan, bazıları Sri Lanka, bazıları küçük Java, bazıları ise kuzeydeki uzak ülkelerden geldi. Tabii bu gemiler arasında ülkemizden ve Fransa’dan gelenler de yer alıyor.

Evet, burada park halindeki bu kadar fazla gemiyi daha önce hiç bir limanda görmedim, Venedik’ten daha fazlaydı. Bir de Çin’in ticari gemileri, insanın hayal gücünü aşan büyüklükte, bazıları 6 katlı göndere sahip ve bin kişi kapasiteli.

Bu gemilerin mucize gibi navigasyon haritası, geometriciler ve yıldızbilimi anlayan personeli bulunuyor. Bu gemiler, istenen her yere ulaşabiliyor.

Buradaki nehirlerde giden gelen gemiler o kadar kalabalık ki, kendi gözüyle görmeyen hiç kimse inanmazdı. Her iş insanı büyük veya küçük bir ticaretle uğraşıyor ve para kazanma yöntemi bulabiliyor. Bu kentin pazarları aşırı büyüktür.

Kentte dünyanın dört bir köşesinden gelen ürünler bulunabiliyor. Yerlilerin çoğu kaliteli ipek ve diğer kaliteli ürünleri imal edip satıyor, bizden baharat, tahta ve kumaş alıyorlar.

Sonuçta anlatacağım gibi, Zayton’da insanlar Aragon, Venedik, İskenderiye gibi yerlerden gelen tüccarları, siyahi veya İngiliz tüccarlarıyla karşılaşabiliyor. Zayton o kadar kalabalık ki kentin nüfusu tam olarak bilinmiyor, bazılar 200 bini aştığını söylüyor. Kentte yüzden fazla dil konuşuluyor.

Yüksek surlarla çevrelenen kentin her kulesi önünde bir pazar var. İpek pazarı, baharat pazarı, sığır ve sığır arabası pazarı, at pazarı, hububat pazarı, pirinç pazarı, keşi pazarı, balık pazarı bulunuyor. Diğer pazarlarda farklı mallar, örneğin meyve, taze çiçek, kumaş, kitap, porselen ve mücevherler satılıyor. İnsanlar, bu pazarlarda açılan dükkânlarda istediği ürünü bulabiliyor. Güneş tekrar doğurunca kadar dükkânlar hep kalabalık olur…”

ESKİDEN DOĞUNUN BİRİNCİ LİMANI, BUGÜN BİR MİRAS KENTİ

“Dünyanın 10 kıtasından insanlar pazarları geziyor”, “Denizde 10 bin ülkeden tüccarlar seyahat ediyor”… Bu cümleler, dünya ülkelerinden gemilerin Quanzhou kentinden çeşitli malları taşıyıp denize açılmasını anlatıyor.

İtalyalı tüccar D’ancona’nın günlüğünden Quanzhou’nun ve Çin’in dünyadaki ticaret konumunu anlayabiliriz.

10 ile 14 yüzyıllarda Doğu’nun birinci limanı olarak adlandırılan Quanzhou, Song (960-1279) ve Yuan (1271-1368) hanedanları dönemindeki deniz ticaret merkezi ve kadim Deniz İpek Yolu’nun başlangıcıydı. Kent ile 100’den fazla ülke ve bölge arasında ticaret ilişkisi bulunuyor, çeşitli kültürler burada uyum içinde birlikte gelişiyor.

Fujian eyaletinde bulunan tarihi liman kenti Quanzhou’nun bin yıl tarihinden bugüne 56 dini mekân kaldı. Xijie caddesi eski kentin damarıdır. Burayı mutlaka gezmek tavsiye edilir. Etrafındaki sokaklarda sıkça çeşitli dini kültürlerin simgelerine rastlamak mümkün. Kaiyuan Tapınağı’nın batı tarafında Hristiyan Quanxi Kilisesi, güney tarafında İmparatoriçe Tapınağı, Qingjing Camii gibi dini mekânlar yer alıyor. 2 kilometrekare alanda yerli yabancı çeşitli dinler uyum içinde yaşıyor.

Bugün, Işıkların Kenti tekrar bir parlak dönemine kavuştu.

Quanzhou, 25 Temmuz’da UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dâhil edildi.

QUANZHOU ANTİK LİMANI KALINTILARI DÜNYA MİRASI LİSTESİ’NDE

UNESCO 44. Dünya Miras Komitesi Toplantısı, 16-31 Temmuz günleri arasında Fujian eyaletinin Fuzhou kentinde çevrim içi olarak düzenlendi. Toplantıda “Quanzhou: Song ve Yuan Hanedanları Döneminde Küresel Deniz Ticaretinin Merkezi” adlı başvuru projesi kabul edildi ve Quanzhou, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edildi.

22 kalıntıya sahip olan Quanzhou, tarihi Deniz İpek Yolu’nda, özellikle Çin’in Song ve Yuan hanedanları döneminde dünyanın en büyük limanlarından biriydi.

Quanzhou, antik Deniz İpek Yolu’nun başlangıç noktası ve farklı medeniyetler ile dinlerin kaynaştığı önemli bir merkez olarak kabul ediliyor.

Bugün, 11 bin 200 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Quanzhou, 8 milyondan fazla nüfusun yanı sıra, çok sayıda kültürel kalıntıya ve dini mekâna ev sahipliği yapıyor.

Söz konusu gelişmeyle birlikte, Çin’in listedeki miras sayısı 38’i kültürel, 14’ü doğal ve dördü karma olmak üzere 56’ya ulaştı.

QUANZHOU’DAKİ TARİHİ KALINTILAR

Quanzhou antik liman kalıntıları arasında liman, batan gemi, porselen fırını, porselen ve deniz ticaretiyle ilgili kalıntılar, dış temas ve kültürel iletişimin bıraktığı kültürel kalıntılar bulunuyor. Budizm, Daoizm, İslamiyet, Katoliklik ve Nesturilik gibi dinlerin mekânları, bir dönemde Quanzhou’da görülen etnik, kültürel ve dini entegreyi yansıtıyor.

22 kalıntı arasında idari yönetim kuruluşu ve tesislerinin kalıntısı, dini binalar ve heykeller, kültürel anıt mekânları, porselenler ve metalürji üssü, köprü, rıhtım ve kulelerden oluşan su ve kara yolu ulaşım ağı, Quanzhou’ya özgü deniz ötesi ticaret sistemi ve çoklu toplum yapısını simgeliyor.

Şimdi birkaç kalıntıyı tanıyalım.

Jiuri Dağında rüzgâr dilemek için taş oymaları. Bu taş oymaları, deniz ötesi ticaretten sorumlu devlet yetkilileri, imparatorluk ailesinin üyeleri gemilerin denize açılması için rüzgâr dileme töreni yapmalarını anlatan taştan oyma eserleridir.

İmparatoriçe Tapınağı. Burası, yabancı işadamları ve malların Quanzhou’ya girdiği ilk duraktı, aynı zamanda denize çıkacak insanların deniz tanrısı Mazu’ya tapıp Jin Nehri boyunca rıhtıma ulaştığı veya deniz yolculuğuna başladığı ilk duraktı.

Kaiyuan Tapınağı. Burası, Song ve Yuan hanedanlarında Quanzhou’daki en büyük ve en yüksek konuma sahip Budist tapınaktı.

Lao Zi heykeli. Bu heykel, Daoizm’in kurucusu Lao Zi’nin taştan heykelidir, Çin’de mevcut olan en büyük Daoist heykel konumunda.

Qingjing Camii. Burası, Çin’de nadir rastlanan, granit ve diyabezlerle inşa edilen bir cami. Mevcut kalıntı, Batı Asya’da yaygın olan cami özelliklerini gösteriyor.

İslami kutsal türbeler. Min Kayıtları adlı kitaba göre, Tang hanedanının Wude döneminde (618-626) Hz. Muhammed’in 4 elçisi Çin’e gelmiş. Biri Guangzhou, biri Yangzhou, ikisi ise Quanzhou’da İslamiyet’i yayıyor. Bu iki kişi vefat ettikten sonra Linshan Dağı’nın güney yamacına gömüldü. Müslümanlar tarafından saygıyla karşılanan iki türbe, İslamiyet’in Çin’e girişinin tarihi kanıtlarından biridir.

Cizao Fırını. Burası, Song ve Yuan döneminde Quanzhou’nun banliyösünde kurulu, ihraç porselenlerin üretildiği bir yerdi. Fırın, Quanzhou’nun esasını dış ticarete yönelik el sanatları endüstrisi oluşturan endüstri yapısını yansıtıyor.

Luoyang Köprüsü. Çin tarihindeki en ünlü taş köprülerden biri olan Luoyang köprüsü, 834 metre uzunluğunda. Luoyang Nehri’nin ağzında inşa edilen bu köprü, Quanzhou’nun nakliyat ağının gelişme tarihindeki bir kilometre taşı olarak, kent ile Fujian eyaletinin kuzeyi ve diğer bölgeler arasındaki kara yoluyla nakliyat temasını güçlendirmişti. Luoyang Köprüsü’nden sonra Quanzhou’da 300 yıl süren köprü inşası yapıldı, su ve kara yolu taşıma sisteminin tesis edilmesine katkıda bulunuldu.

Anping Köprüsü. Quanzhou’nun 30 kilometre güneybatısında yer alan köprü, Çin’de bulunan en uzun deniz üstü aşık tarzındaki taş köprü niteliğinde. Köprü, 2 bin 255 metre uzunluğunda.

Shihu Rıhtımı. Doğal koşullardan yararlanarak inşa edilen bu rıhtım, bulunduğu köyün ismini taşıyor. Bu rıhtım, Quanzhou Limanı’nın iyi koşullarını gösteriyor.

Liusheng Pagodası. Burası, yabancı gemilerin Quanzhou Körfezi’nin ana kanalından iç nehir limanlarına gitmesine yön veren bir işaretti. Bu pagodanın aynı zamanda denizdeki tüccarları koruma rolü olduğuna inanılıyordu.

Quanzhou bugün 4 uluslararası düzeydeki ve 34 ulusal düzeydeki mirasa sahiptir. Kentin ekonomik gücü tarihten beri korunuyor. 2020 itibarıyla kent ekonomik gücü bakımından eyaletin ilk sırasında yer alıyor. Kentin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) ve vergi gelirinin yüzde 80’den fazlası özel ekonomilerden sağlanıyor. Dünya genelinde 9 milyon Quanzhoulu göçmen yaşıyor ve Quanzhou ile dünya arasında köprü rolü oynuyor.