Televizyon haber bülteninde, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle Türkiye’de 10 milyon kişinin şehirlerarası yolculuğa çıkıp yer değiştireceğini duyunca aklıma ister istemez Çin’deki bayramlarda yaşanan şaşırtıcı hareketlilik geldi. Bizdeki gibi dokuz-on güne varan Çin bayram tatillerinde bu sayının 300 milyona vardığı, ülke çapında muazzam bir yolculuk trafiği yaşandığı, yüz milyonlarca Çinlinin bir kentten diğerine gidebilmek için garları ve havaalanlarını doldurduğu bilinir.

İster bizim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelen 1 Ekim gibi ulusal, ister Bahar Bayramı, Ay Bayramı, Ejderha Kayığı Bayramı gibi geleneksel bayramlar olsun, tarihsel anıları, sosyal iletişimi, ailevi ve toplumsal bağları, kültürel canlılığı, yaşam sevincini diri tutan özel süreçleriyle benzerine çok az rastlanabilecek bir “bayram ülkesidir” Çin. Çok renkli etnik çeşitlilik de düşünüldüğünde, Çin’de kaç bayram olduğu sorusuna yanıt vermek ise çok kolay değil. Hatta, “Önemli bayramlar her üç günde bir kutlanır, sıradan bayramlar ise her gün!” şeklinde esprili bir yaklaşımları vardır, Çinlilerin.

BAYRAMLARI ARAŞTIRMA MERKEZİ

Wang Xuewen, “Çin Kültüründe Bayramlar” (Kaynak Yayınları, çev: Suzan Taşdemir, 2020) adlı kitabında “Şu anda Çin’in ulusal olarak önemli kültür varlıkları listesinde 110 bayram bulunmaktadır. Listedeki diğer pek çok öğe ise bayramlarla yakından ilişkilidir.” diyor ve şunu da ekliyor:

“Hükümet, bayram kültürünü korumak ve kayıt altına almak için tasarlanmış bir dizi araştırmayı desteklemektedir. Çin geleneksel bayramlarının ilk büyük ölçekli derlemesi ve bir ulusal kültür kitapları ve kayıtları projesi olan Çin Bayram Yıllıkları bu araştırmalara bir örnektir.”

Beijing Üniversitesinde “Çin Bayramları Araştırma Merkezi” bulunduğunu, Shandong Üniversitesi ve Yunnan Üniversitesinde de benzer birimlerin faaliyette olduğunu belirteyim.

Wang kitabında Kurban Bayramı’na da özel bir bölüm ayırmış doğal olarak. Çin’de İslamiyete inanan 10 etnik grup (Uygur, Hui, Kazak, Özbek, Tacik, Tatar, Kırgız, Salar, Dongxian, Bao’an) belirten yazar, bu etnik grupların farklı tarihi ve kültürel geçmişleri olduğunu, farklı bölgelerde yaşadıklarını, farklı dönemlerde İslamiyet’e inanmaya başladıklarını ve bu nedenle Kurban Bayramı’nı farklı şekillerde kutladıklarını da vurguluyor.

HOHHOT’A TRENLE 11 SAAT

Bayramların, bir ülkeyi, halkını, kültürünü tanımak için en iyi fırsatlardan biri olduğuna kuşku yok. Buna şöyle bir ek yapabilirim: Bayram yolculukları da öyle!

2006 Ağustos ayında Çin’deki uzun bir bayram tatilinde Beijing’den İç Moğolistan Özerk Bölgesi’nin başkenti Hohhot’a yaptığım 11 saatlik tren yolculuğunu unutmam mümkün değil bu nedenle.

Çin’de tren yolculuğuna çıkmak, bir yabancı için hem çok keyifli hem de çok öğreticidir. Bir gece boyunca aynı dili konuşmadığınız onlarca insanla birlikte daracık bir mekânda bulunmak, arada kısa da olsa bir şeyler konuşmaya çalışmak, jest yapmak ya da jest görmek gerçekten çok ey kazandırır insana. Kendinizi “Çin’in derinliklerinde” hisseder, Çin toplumunun kalbinin içinde yürüyor gibi olursunuz. Çin’deki tren yolculuklarının bilet fiyatlarına da yansıyan kategorilerine göre, ister “yumuşak yatak” ya da “sert yatak”, isterse “yumuşak koltuk” ya da “sert koltuk” yolcusu olun, bu duygu değişmez.

KOMPARTIMANDA YÜZLERCE YOLCU

O bayram tatilinde de Beijing’deki Batı Tren Garı’nı on binlerce insan doldurmuştu ve ortalık arı kovanı gibiydi. Koltuk kapasitesi 118 olan (iki de görevli koltuğu, 120) vagonumda ise “yüzlerce” insan vardı! Ben, “nasıl olsa bir yere oturur bu kadar insan” diye düşünür, bagaj raflarında hiç boş yer kalmadığı için sırt çantamı ayaklarımın dibine koymak zorunda kalmışken ve biraz da şaşkın şaşkın sağa sola bakınırken, tren hareket etmiş ve o zaman ayaktakilerin yolculuğu böyle tamamlamak zorunda olduklarını anlamıştım. Koridorda ve vagon bağlantı bölümlerinde diz çökenler, yere uzananlar, ayakta duranlarla başlayan yolculuk, tabii ki bir süre sonra iskambil oynamaya başlayanlar, hazır makarna yiyenler, koltukların altında, koridorda, tuvalet kapılarının önünde, lavaboların üstünde uyumaya çalışanlarla sürmüştü. Birbirlerine sarılmış vaziyette ayakta uyumaya çalışan genç sevgililer, kısa süreliğine de olsa ayakta duranlara yer verenler, üzerinden geçmeye çalışan kişinin ayağını kaldırarak yardımcı olmaya çalışanlar, bu sıkışık ve her şeye rağmen fazlasıyla neşeli ortamın en güzel manzaralarını oluşturuyorlardı. O yolculukta dikkatimi en çok çeken ve aklımda en net kalan şey ise onca kalabalığa rağmen 11 saat boyunca hiçbir tatsızlık çıkmaması, “yerime oturdun, ayağıma bastın” tartışması çıkmamasıydı. Tam tersine, neşe hâkimdi kompartımana.

O yolculuğa çıkma amacım, öncelikle Moğolistan Cumhuriyeti’nden “daha Moğol” olan İç Moğolistan bölgesini görmek, Hohhot’daki ünlü film stüdyolarını ziyaret etmekti ama doğrusunu söylemek gerekirse o tren yolculuğu Çin’de yaşanabilecek en güzel şeylerden biriydi.

Tüm Müslümanların Kurban Bayramı’nı kutluyor, neşeli yolculuklar ve iyi bayramlar diliyorum.

Tunca Arslan