Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını” programına konuk oldu. Atlı, yuan’daki hızlı değer artışını ve Asya’daki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Geçen hafta Aysa piyasalarına bakıldığında en önemli gelişmenin Çin para birimindeki değer artışı olduğunu ifade eden Altay Atlı, yuan’ın dolar karşısında son üç yılın en değerli konumuna ulaştığını belirtti.

31 Mayıs Pazartesi günü 1 doların 6,3684 yuan’dan işlem gördüğü bilgisini veren Atlı’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bu Mayıs 2018’den beri yuan’ın en değerli seviyesi oluyor. Nisan başından bu yana değerlenen bir yuan görüyoruz. Bu artışın tam bir yıldır da devam ettiğini söyleyebiliriz. 31 Mayıs 2020’deki işlem değeri 7,1362 olarak görmekteyiz. Bir yıldır aralıksız devam eden bir değer kazanma süreci var.

Yuan’ın değer kazanması Çin ekonomisini yakından ilgilendiriyor ama tabii ki küresel ekonomiyi de etkiliyor. 2005 yılına kadar Çin sabit bir kura sabitti. O dönemlerde sabitlendiği değerin çok düşük olduğu eleştirileri getiriliyordu. Değeri düşük tutulan yuanın Çin’e ihracatta avantaj sağladığı düşünülüyordu. 2005’te Çin dalgalı kura geçti. Burada kontrollü bir dalgalanma söz konusu. Merkez Bankası her gün piyasa koşullarına göre Çin yuan’ının değerini belirliyor gün içinde de yüzde artı, eksi 2 oynamasına izin veriliyor.

Çin son bir yıldır önemli bir ekonomik performans sergiliyor, yuan’ın da değer kazanması buna paralel olarak gelişen bir durum. Son aylarda Çin ekonomisini en çok etkileyen husus emtia fiyatlarının hızlı şekilde artması. Bunun içinde ham maddeler, madencilik ürünleri var. Bir taraftan ihracatın güçlü devam etmesi lazım ama değer kazanan yuan, ihracat için iyi bir haber değil. Diğer taraftan da artan emtia fiyatlarında yuanın güçlü olması da bir avantaj sağlıyor Çin’e. Dolayısıyla bir ikilem var.

Merkez Bankası, ‘Artan değer karşısında bizim bir müdahalemiz olmayacak, yuanın değerini piyasa belirleyecek.’ dedi. Bu bir açıdan da güven veren bir açıklama. İhracatta olumsuz bir etki oluşurken emtialarda dışa bağlı olan durum nasıl ilerleyecek bunu göreceğiz.

JAPONYA’DA İLK ÇEYREKTE KÜÇÜLME YAŞANDI

Japonya ekonomisinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 oranında küçüldüğü açıklandı. Geçen yılın son çeyreğine göre ise yüzde 1,3’lük bir küçülme söz konusu. Japon ekonomisi de bütün dünya gibi olumsuz bir süreç yaşadı. Japon ekonomisinde 2020’nin ikinci çeyreğinden itibaren ufak bir toparlanma görmüştük. 2021 yılıyla birlikte bunun tekrar negatife geçtiğinizi görüyoruz.

İlk çeyreğin genelinde tüketim zayıf. Sanayide de bir zayıflama var. Birçok belirsizlikler var. Hem tüketimi hem üretimi etkileyen konu pandemiyle mücadele. Mücadele şu anda Japonya’da çok da iyi gitmiyor gibi görünüyor. Halkın sadece yüzde 3’ü aşılanabildi. Aşı konusunda beklentileri karşılamayan bir gidişat var. Ocak ayındaki kısıtlamaların martta tekrar uzatılması ve şimdi yeniden uzatılması söz konusu. Bir de olimpiyatlar yapılacak mı yapılmayacak mı hâlâ belli değil. İptal edilirse prestij kaybı ve ekonomik kayıp olacak. Tokyo Olimpiyatları iptal edilirse bunun ekonomiye maliyetinin 13-15 milyar dolar olacağı belirtiliyor. Yapılırsa da pandemiyle mücadelenin zarar görmesi söz konusu. Özellikle Tokyo’da yaşanalar arasında olimpiyat karşıtlığı giderek artıyor.”