CGTN / Matteo Giovannini

Son yıllarda herkes, teknolojik gelişimin durmadığı ve bugün lider konumda olmanın uzun vadeli başarıyı gerekli biçimde garanti etmediği son derece dinamik bir iş ortamında yaşadığımız gerçeğinin farkına vardı.

Çin’in, büyük miktarda yetenek ve sermayenin varlığının yanı sıra geçici hükümet politikalarının uygulamaya konulmasıyla desteklenen kendisini teknolojik bir güç merkezine dönüştürmeyi amaçlayan kararlı arzusu, bugünün piyasa bağlamında nasıl yön belirleneceğinin ve sürdürülebilir kalkınma zeminini yaratmanın en önemli örneğini temsil ediyor.

Geçen hafta sonunda Çin hükümeti, Konut ve Kırsal-Kentsel Kalkınma Bakanlığı ile Sanayi ve Enformasyon Teknolojisi Bakanlığının ortak açıklamasında, altı kentin, “akıllı kent altyapısı ve akıllı bağlantılı araçların koordineli gelişimi için ilk grup pilot kentler olarak” belirlendiğini bildirdi.

Beijing, Shanghai, Guangzhou, Wuhan, Changsha ile Wuxi kentleri, uygulamaları alanında uzman bir grup tarafından gözden geçirildikten ve onaylandıktan sonra performanslı ve otonom araçlarda geleceğin yeniliğinin uygulanacağı seçilmiş test yerleri havuzunu temsil edecekler.

Bu kararda altı çizilmesi gereken en belirgin taraf, bu adımın, Alibaba’nın 2016 yılında trafik sıkışıklığını düzeltmek için yapay zekânın gücünü kullanarak tasarladığı bir sistemin Hangzhou City Brain’de başarılı biçimde uygulanmasında önemli bir ivmeyi temsil ediyor olmasıdır.

Bu bağlamda Çin, ülkenin zaten dünyanın akıllı kent pilot programlarının yarısından fazlasıyla tartışmasız küresel lider olduğu endüstri kesiminde ilerleme yönündeki taahhüdünü gösteriyor. Aynı zamanda bu karar hareketlilik, alışveriş deneyimi, iletişim yolları ve finansal hizmetlere erişim bakımından insanların yaşam kalitesini düzeltmede somut adımları temsil ediyor. Açıklanan pilot denemenin uygulanmasındaki önemli bir unsur, güçlü rehberlik ve denetim sağlaması beklenen iki bakanlığın eyalet dairelerinin önemli katılımıyla merkezi hükümetin talebiyle oluşuyor.

Benim görüşüme göre, bu son derece önemli bir husus, çünkü iki bakanlık çabalarını kendi yetkinliklerindeki özel alanlara odaklayarak ekip çalışması yapabilirler. Özellikle Sanayi ve Enformasyon Teknolojisi Bakanlığı altyapıyı inşa etme, büyük veriyi işleme ve inceleme gibi “zor” unsurların ilerlemesini izleyebilir. Konut ve Kırsal-Kentsel Kalkınma Bakanlığı da kırsal-kentsel kalkınmadaki uçurumun azaltılması ve yüksek kaliteli kalkınmanın desteklenmesi gibi “yumuşak” unsurlara odaklanabilir.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ZEMİNİ YARATMANIN EN ÖNEMLİ ÖRNEĞİ

Düşünülmesi gereken diğer ilgili unsur, programa dâhil olan her kentin yalıtılmış ve bağımsız pilot denemesi uygulayamayacağı, ancak aksine çabalarını dâhil olan diğer kentlerle iş birliği yapmaya ve bütünleşmeye teşvik edecek olmasıdır. Bu durum, kesinlikle daha yüksek verimliliğe, kentsel kümeler arasında becerilerin aktarılmasına ve en iyi uygulamalar olasılığına ve şehirleri çevreleyen bölgelerdeki kaynakların daha iyi kullanımına ve uygun tahsisine yol açacaktır.

Ayrıca, seçilen kentlerin ülkenin zengin doğu kıyılarına ait olmasına rağmen, bu kentlerin teknolojik gelişimi ve bütünleşmesinin potansiyel olarak merkezde ve sonunda Çin’in uzak eyaletlerinde yer alan kent merkezlerinin gelecekte katılımının yolunu açabileceğini fark etmenin değerli olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda, ilk kademe kentlerin teknolojik gelişimi Çin’in daha az gelişmiş bölgelerinin kalkınması ve ülkenin daha dengeli gelişimi için bir köprü olarak hizmet edecektir.

Daha homojen bir kalkınma süreci hedefine ulaşmada, gerekli olan bütün kaynakların aynı yöne ve aynı amaca yönlendirmeyi garanti altına almak amacıyla özel sektörün kontrol ettiği büyük miktardaki veri nedeniyle kamu sektörü ve özel sektörün tam iş birliği büyük önem taşımaktadır. Her bir tarafın koordineli yaklaşımın dolaysız sonucu, bir kentin değerli deneyiminin sosyal ve ekonomik ilerleme açısından sınırsız fırsatlarla ülkenin geri kalanında kolayca tekrarlanabilmesi ve desteklenebilir olmasıdır.

Çin, kendi sınırları içinde akıllı kent gelişimi modelini başarılı biçimde uygulayabileceğini dünyanın geri kalanına gösterecekse, daha sonraki doğal adım Dijital İpek Yolu’na ait ülkelerde benzer şekilde koordine edilmiş pilot denemenin sınır ötesi uygulamasıdır. Akıllı kent, birkaç yüzyıldır dünyanın geri kalanına sağladığı çok sayıda yenilik, bilimsel keşif ve icat nedeniyle Çin’in ileriye bakan bir ülke olması DNA’sının bir parçasıdır. Bu ifadelerle, akıllı kentlerin uygulanması, küresel kalkınmaya olan katkılarının zaten çok uzun listesi içinde sadece başka bir öge olabilir.