Çin Halk Cumhuriyeti’nin yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi (UHK) 5 Mart-11 Mart tarihlerinden Beijing’de toplandı. UHK yılda bir kere toplanır ve toplantı tarihi, yasama görevi olmayan bir Danışmanlar Meclisi ile eş zamanlıdır. Bu nedenle Çin siyaset takviminde bu günler “iki oturum dönemi” olarak adlandırılır. 

UHK’nin toplantı (“Genel Kurul”) süreleri bir-iki haftayı geçmez. Ama, bir sonraki oturuma kadar boşluk bırakılmaz. Genel Kurul’un 200 civarında üyeden oluşan Yürütme Kurulu (“Standing Committee”) vardır. İki oturum dönemi arasındaki görevleri bu “Kurul” devralır. Sürekli toplantı halindedir; yasal düzenlemeleri kesinleştirir.

UHK’nin Mart 2021 toplantısının ana gündem maddelerinden biri, 2021-2025 yıllarını kapsayan 14’ncü Beş Yıllık Plan oldu. Gözden geçirelim.

14’NCÜ BEŞ YILLIK PLAN: EKONOMİK ÖNCELİKLER

UHK’nin ilk oturumuna Başbakan Li Keqiang, Devlet Konseyi (Bakanlar Kurulu) adına 14’ncü Beş Yıllık Plan (2021-2015) taslağını sundu. Bu belge uzun bir başlık taşıyor: “Ulusal ekonomik ve sosyal gelişme için 14’ncü Beş Yıllık Plan’ın ana hatları ve 2035’e dönük uzun vadeli hedefler”.

Bu başlık, sunulan belgede beş yıllık planın “ana hatları”nın içeriğini ifade ediyor. Ayrıntılar, somut hedefler biçiminde daha sonra yıllık planlarda yer alacaktır. Nitekim Başbakan Li, aynı oturuma, 2021 ulusal ekonomik ve sosyal plan metnini de ayrı bir taslak olarak sundu. Bu belge UHK’da tartışıldı; onaylandı. Beş Yıllık Plan’ın 2021 dilimi (hedefleri) böylece kesinleşti.

2021-2025 Beş Yıllık Plan’ın bir öncülü de var. Bu, 2015’te ortaya atılan “Made in China 2025” programıdır. 13’ncü Beş yıllık Plan’ın imalat sanayiine ilişkin kesiminde yer alan bu sanayi programı, yüksek teknoloji içeren üretim kollarının öncelikli gelişimini hedeflemekteydi.

Program, robot üretimi ile başlayıp, elektrikli taşıtlarla son bulan; on endüstriden oluşan (ve iki yılda bir revizyondan geçecek) bir liste çerçevesinde uygulanmaya başlamıştı. İlk önce Avrupa Birliği (AB) Ticaret Komiserliği, “Made in China 2025” programını Çin’den kaynaklanan bir ekonomik hegemonya tehdidi olarak algıladı; önlemler tasarlamaya başladı. Trump yönetimi de Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşını, teknoloji alanına taşıdı; genişletti.

Çin, teknoloji savaşında ilk başta savunmaya geçmiş; “Made in China 2025” programını görünürde askıya almıştı. Öyle anlaşılıyor ki, üç yıl sonra bu program güncelleştirilmiş, genişletilmiş ve 14’ncü Beş Yıllık Plan’ın ekonomik önceliklerini belirlemiştir.

Bu sefer, yapay zekâ ile başlayıp, derin yeryüzü, deniz, uzay, kutup araştırma/sondajları (“deep earth, sea, space and polar exploration”) ile son bulan yedi öncelikli alan belirlenmiştir. Yeni liste, önceliklerin bir “sanayi programı” olmanın ötesine; teknoloji ve bilim politikası alanlarına taşındığını   göstermektedir. Yasama Meclisi’ne sunulan Beş Yıllık Plan, “teknolojide kendine yeterlilik, ulusal gelişmenin stratejik bir hedefidir” ifadesini açıkça içermektedir.

Trump ve AB’nin teknoloji alanına taşıdığı “ekonomik savaş”ın Batı ekonomilerine maliyeti gecikerek anlaşıldı. AB ile Çin arasındaki yatırım anlaşması, Trump’ın yenilgisi kesinleşince, 2020 sonunda imzalandı. Biden Yönetimi ise, Çin’in 2008 sonrasında yürüttüğü kapsamlı altyapı yatırımlarını ve son 5 Yıllık Plan’da yer alan öncelikleri örnek alan arayışları gecikmeden başlatmıştır.

NİCEL HEDEFLER

Mart 2021 oturumlarında UHK tarafından onaylanan 2021 Planı, bu yıl için “yüzde 6’yı aşan” bir büyüme hedefi belirlemiş. Bu “alt sınır”, IMF, DB ve OECD’nin Çin için öngördüğü yüzde 8 civarındaki büyüme öngörülerine göre ılımlıdır.

2021’ye ilişkin diğer makro-ekonomik hedeflere de değineyim: Kentsel işsizlik oranı yüzde 5,5’in altına çekilecek; enflasyon yüzde 3 civarında seyredecek; Ar-Ge ve savunma harcamaları yüzde 7 ve yüzde 8,6 oranlarında artacaktır.

2021-25 dönemi için, ortalama büyüme oranı gibi makro-ekonomik hedefler belirlenmemiş. Başbakan Li, bu yönelişi, “esnekliği koruma” gerekçesiyle savunuyor. Nicel ekonomik hedefler, 2021 örneğinde olduğu gibi yıllık planlarda yer alacaktır. Beş yıllık plan dönemi için gözlediğim tek nicel hedef, “beş yıl sonunda ortalama yaşam beklentisinin bir yıl uzaması” oldu.

Buna karşılık, UHK Yürütme Kurulu üyelerinden Lin Yifu, Dünya Bankası ölçütlerine göre kişi başına milli gelir düzeyi bakımından Çin’in “zengin ülkeler eşiğine 2025’te ulaşacağını” ileri sürüyor (Global Times, 10 Mart). Son yıllarda iki ekonomi arasında oluşan büyüme makası daralmazsa, toplam millî gelir bakımından Çin’in 2028’de ABD’yi aşacağı Batı çevrelerinde de öngörülmüştür.

UZUN VADELİ HEDEFLER

Beş Yıllık Plan taslağının “2035’e dönük uzun vadeli hedefler” de içerdiğine yukarıda değindim. Xi Jinping’in 2012’de yönetime gelmesi sonrasında Çin Komünist Partisi (ÇKP) Programı, Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası ve resmi belgeler, Çin toplumunun geleceği için (bazen “Çin’in yeniden gençleşmesi” ifadesiyle) uzun vadeli amaçlar, arayışlar oluşturmaya başladı. Üstelik çoğunda, “Çin’e özgü sosyalizm” terimini koruyarak; bazen de açarak, genişleterek…

Bu tutum, Trump ve Pompeo ikilisini, doğrudan doğruya ÇKP’yi hedef alan ideolojik bir soğuk savaş saldırısına yöneltmişti. İlk belirtilere göre, Biden da (üslup değişikliği içinde) aynı eğilimi izleyecektir.

14’ncü Beş Yıllık Plan’ın “uzun vadeli hedefleri” ve mart toplantısında tartışılması, bunları tarihlendiren, bazen yıldönümü kutlamalarıyla birleştiren; bir anlamda “ütopya”lar içeren   bir dil kullanıyor.

100 öncesini anan iki yıl dönümü, ÇKP tarihiyle ilgilidir: Parti’nin 100’ncü kuruluş yıl dönümü, 2021’dir. Yıl boyunca anılacak; 23 Temmuz’da törenlerle kutlanacaktır. Bu yıldönümü için belirlenen “mutlak yoksulluğun yok edilmesi” hedefinin gerçekleştiği mart toplantılarından önce duyuruldu.

İkinci yüzyıllık yıl dönümü ÇKP liderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti’nin 100’ncü kuruluş yılı olan 2049’dur. ÇKP programı ve 14’ncü Beş yıllık Plan bu tarih için, “müreffeh, güçlü, demokratik, kültürel olarak gelişmiş, ahenkli bir sosyalist toplumun inşası” hedefini belirlemiş.

ÇKP’nin kuruluşu ile iktidara gelmesi arasında 48 yıllık bir fark var. Kutlanacak yıl dönümlerinin orta noktası da 2035’tir. 14’ncü Beş Yıllık Plan, bu tarihi de kapsıyor; “2035’e gelindiğinde Çin, sosyalist modernleşmeyi büyük ölçüde başarmış olacaktır. Sosyalist modernleşme Batılı benzerlerinden farklıdır ve Çin halkının ulaşabileceği bir hedeftir. Bu tarihte Çin, temel teknolojilerde çığır açabilen, en yenilikçi ülkelerden biri olacaktır.” 

Biliyorum ki, sosyalist arkadaşlarım, devrimci gençler, bugünkü Çin’deki kapitalistleşmeye bakarak itiraz edecek; ÇKP’nin bu söylemini “bu nasıl bir sosyalizm?” diye sorgulayacaktır. Elbette haklıdırlar.

Üstelik, Beş Yıllık Plan Taslağı’nda geleceğin sosyalizmine ilişkin şu tasarım da yer alıyor: “Akıllı, paylaşılmış, ahenkli ve yeni bir dijital hayat, robot garsonları ve yüksek derecede otomatikleşmiş park yerlerini içerecektir.” (Xinhua, 5.3.2021)

Bu “tüketimci” ütopyanın bugünkü kapitalizmden etkilendiği açıktır. Yine de hoş görelim. En azından “paylaşılmış” bir tüketim dünyasını özlediğini dikkate alarak…

Üstelik, “sosyalist” sözcüğünde ısrar eden, “Batılı benzerlerinden farklı” olduğu vurgulanan bu gelecek tasarımı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), AB yöneticilerini, patronlarını bu kadar tedirgin ediyorsa, şimdilik bizlere “devam et” demek düşer.

SoL Haber Portalı / Korkut Boratav