Bundan tam 10 yıl önce Tunus’ta başlayan ve Yasemin Devrimi diye adlandırılan ayaklanmaları konuşuluyordu.  Gündemde “Çin’de de Yasemin Devrimi olur mu?” sorusu vardı. O günlerde bu soruya şöyle yanıt vermeye çalışmıştım:

“Beijing’de, 1990’lı yılların başında 4 Haziran günü, yani Tiananmen olaylarının yıl dönümü yaklaştığında, özellikle de üniversitelerde güvenlik önlemleri artırılırdı. Bu durum, aynı yoğunlukta olmasa da halen sürüyor. O günlerden birinde Pekin Üniversitesinin yurtlarında kalan yabancı öğrenciler, Çinli öğrencilerin kaldığı binanın önüne gelerek eylem yapmaya çağırmış, bunun üzerine iki taraf arasında tartışma çıkmıştı. Bir Çinli öğrenci eyleme katılmama nedenini izah ederken, ‘Evimizde sofraya yıllarca et gelmedi, daha yeni yeni et yemeye başladık’ diyerek kendi sorununun farklı olduğunu anlatmaya çalışmıştı.

1980’lere gelindiğinde Çin’de açlık sınırında yaşayanların sayısı resmi rakamlara göre 250 milyondu. Bu sayının şimdi 30 milyon civarında olduğu ifade ediliyor.

Tunus’ta başlayan, Mısır ve Libya’da devam eden iktidar karşıtı gösterilerle birlikte dünya kamuoyunun gözü Çin’e çevrildi. ‘Tunus’ta başlayan Yasemin Devrimi Çin’de de gerçekleşebilir mi?’ sorusu gündeme geldi. Bununla ilgili ilk çağrı Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) yayın yapan bir internet sitesinden geldi. Çince yayın yapan avukatlık sitesi, Beijing ve Shanghai da dâhil olmak üzere ülkenin 13 şehrinde demokrasi talep edilen gösteriler düzenlenmesini istedi. İnternet sitesinin çağrısında göstericilere ‘Yemek, iş, ev ve dürüstlük istiyoruz’ şeklinde slogan atmaları önerildi. Bu çağrı 20 Şubat günü Beijing’in alışveriş merkezi olan Wangfujin caddesindeki McDonalds lokantasının önünde 100 kadar kişiyi bir araya getirdi. Ancak kalabalık, polisin müdahalesiyle dağıldı.

ÇİN, SOVYET DERSİNİ İYİ ANLADI

‘Çin’de Yasemin Devrimi olur mu?’ sorusuyla ilgili yorum yapan en üst düzey resmi yetkili Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (ÇHSDK) üyelerinden Zhao Qizheng oldu. Bunun gerçekleşemeyeceğini ileri süren Çinli yetkili, ‘Çin’de böyle bir devrimin olacağını düşünmek gerçekçi değildir ve gülünçtür.’ diye konuştu. ÇHSDK Ulusal Komitesi’ne bağlı Dış İlişkiler Komitesi’nin başkanı olan Zhao bir grup yabancı gazeteciyle yaptığı sohbette, Çin’in hızlı ekonomik kalkınma sürecinde gelir dağılımındaki eşitsizlik ve bölgeler arası dengesizlik gibi sorunlarla karşılaştığını, ancak Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve Çin hükümetinin bu sorunlara gözünü kapamadığını, aksine kararlılıkla araştırıp çözdüğünü savundu.

Benzer sorular Çin Dışişleri Bakanlığının olağan basın toplantılarında Sözcü Ma Zhouxu’ye de yöneltildi. Sözcü Ma, ‘Çin’de Yasemin Devrimi olasılığı var mı?’ şeklindeki soruya doğrudan yanıt vermedi ve ‘Çinlilerin çoğunluğunun siyasi istikrar ve uyum istediğini’ söyledi. Ma, 22 Şubat’taki basın toplantısında ‘Çinlilerin çoğunluğu barış ve mutluluk içinde yaşamak ve çalışmak istiyor, bunu hiçbir kimse veya güç değiştiremez.’ derken, internet üzerinden Çin’in 13 şehrinde protesto gösterisi çağrısı yapılmasıyla ilgili olarak, ‘Bunlar diplomatik konular değil.’ demekle yetindi. Bakanlık Sözcüsü 24 Şubat’taki basın toplantısında ise benzer sorulara sadece, ‘Bu konuda söyleyeceklerimi geçen toplantıda açık şekilde söyledim, ekleyecek bir şey yok.’ yanıtını verdi.

ABD’den yayın yapan aynı internet sitesi daha sonra halkı şeffaflık ve ifade özgürlüğü için her pazar günü önceden belirlenmiş yerlerde akşamüstü yürüyüşleri yapmaya çağırdı.

Çin’de son dönemde yılda 90 bin civarında gösteri yapılıyor. Fakat bunların hükümet karşıtı gösteriler olduğunu söylemek pek doğru olmaz. Bu gösterilerde genellikle işten çıkarılan veya evleri istimlak edilen vatandaşlar haksızlığa uğradıklarını ifade ediyor ve taleplerini dile getiriyor.

Sovyetler Birliği yıkıldığında Türk gazetelerinin birinin manşetinde ‘Bugün Moskova, yarın Pekin’ yazıyordu. Aradan 20 yılı aşkın süre geçti, bu öngörü gerçekleşmedi.”

BUGÜN YOKSULLUKLA MÜCADELEDE ZAFER

Çinliler geçen 11 Şubat gecesi geleneksel Boğa Yılı’na girdiler. Bayram günlerinde Çin basınında şöyle bir haberi vardı:

“Mükellef bir sofrada tavuk eti ve tofu (soya peyniri) çorbası eksik olamaz.” Çin’in Sichuan eyaletindeki Atulier köyünde sıradan bir ailenin yeni yıl arifesi adeti budur. Böylesine ciddi bir kutlamanın nedeni, Çin’in Ay takvimine göre Boğa Yılı’nın başlangıcının, köydeki yoksulların yoksulluktan kurtulduktan sonraki ilk Bahar Bayramı olması.

Atulier köyünün bağlı olduğu Liangshan ili, Çin’in yoksulluğun azaltılması çalışmaları için ana savaş alanı. Son beş yılda 353 bin 200 kişi, eyalet çapındaki yoksulluğun azaltılması çalışmaları kapsamında yeniden yerleştirildi. 2020’nin sonunda, Çin’in son 52 yoksul ilçesindeki bin 113 köyün tamamı yoksulluktan kurtarıldı. Kırsal bölgelerde yaşayıp Çin’in mevcut standartlarına göre yoksul kabul edilen yaklaşık 100 milyon vatandaşın hepsi son 8 yıl içinde yoksulluktan kurtarıldı ve 832 ilçeden yoksulluğun izleri silindi. Çin hükümeti, halkı tatmin edici bir yoksulluğu azaltma karnesi verdi ve aynı zamanda küresel yoksulluğun azaltılmasına önemli katkılarda bulundu.

2021 Bahar Bayramı, Çin’in planlandığı gibi yoksulluğu azaltma hedefine ulaşmasından sonraki ilk Bahar Bayramı. Dolayısıyla bu yılki Bahar Bayramı’nın, hayatlarını değiştiren yoksullar ve diğer Çinliler için unutulmaz olduğu muhakkak.

1,4 milyar Çinlinin enerjisi, bu bayramda yoksulluğun azaltılmasının bir son değil, ortak refah için yeni bir başlangıç ​​noktası olduğunu gösteriyor.

Kaynak: Pencere TV / Kamil Erdoğdu