Çin’in en üst yasama ve siyasi istişare organları olan Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) ile Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın (ÇHSDK) “İki Toplantı” adıyla anılan yıllık toplantıları, uluslararası toplum için Çin’deki siyasi ve ekonomik durumun gidişatını anlamak ve Çin tarzı demokrasinin işleyişini gözlemlemek için oldukça önemli.

Çin Başbakanı Li Keqiang, 13. Çin Ulusal Halk Meclisi’nin 4. Toplantısı’nın ilk gününde 2021 yılı için Hükümetin Çalışma Raporu’nu sundu. Raporda ekonomiye ilişkin veriler öne çıkarken rakamsal hedefler de açıklandı. Geçen yıl rakamsal hedefler raporda pandeminin sert geçmesi nedeniyle yer almazken bu yıl rakamsal hedeflere yer verilmesi dikkati çekti.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Gökten, Hükümetin Çalışma Raporu’nu değerlendirdi.

ÇİN GÜÇLÜ DEVLET VE ETKİN YANIT VERME KAPASİTESİNE SAHİP

Ulusal Halk Kongresi ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın en yüksek yasama ve danışma organı olduğunu belirten Doç. Dr. Kerem Gökten, Çin Başbakanı Li Keqiang’ın gerçekleştirdiği açılış konuşmasına vurgu yaptı.

Toplantının ilk gününde Li Keqiang’ın yıllık çalışma raporunu sunduğunu söyleyen Doç. Dr. Gökten, şunları kaydetti:

“Yaklaşık olarak 3 bin kişinin katıldığı toplantılar yıllık olarak gerçekleştiriliyor. Başbakanı Li Keqiang konuşmasında, geçen yılın zorluklarından bahsetti. ‘Geçen yılın zorlukları’ dediğimizde de Covid-19 pandemisi gündeme geliyor. Bunun insani boyutları var. Dünya genelinde yaklaşık 3 milyon can kaybı var, 120 milyonun üzerinde insan enfekte olmuş durumda. Tabii bir de iktisadi sonuçları var. Önemli ülkelerde bazı çeyreklerde iki haneli küçülme rakamlarına rastladık. Bunlar önemli sorunlar olarak dikkati çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bunu tam olarak ortaya koymuş değil ama Çin pandeminin çıkış ülkesi olduğu için biraz uluslararası baskı gördü. Ancak devletin hızlı reaksiyon kapasitesi yılın ikinci kısmında Çin’in imajını onardı hatta bazı değerlendirmelere göre, Çin’in imajı pozitife geçti. Çünkü Çin, güçlü devlet ve etkin yanıt verme kapasitesiyle tedarik zincirlerini kısa sürede toparlayabildiği için, dünyaya kısa sürede tekrar mal sunabildiği için Batı ülkeleriyle kıyaslandığında bu imaj sorununu gidermişe benziyor. Yine de gelişmiş ülkelerden düşmanca söylemler varlığını sürdürüyor.”

“ÇİN BÜYÜME TAHMİNİNİ MÜTEVAZI TUTTU”

Ekonomi ile ilgili gelişmelere de değinen Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, pandemi koşulları nedeniyle olağanüstü bir yıl yaşandığını dile getirdi.

Olağanüstü koşulların geçerli olduğu geçen yıl Çin’in büyüme hedefi paylaşmadığını ifade eden Gökten, “2020 yılında Çin yüzde 2,3 büyümüş durumda. Çin, dünyanın büyük ekonomileri arasında büyümeyi başaran tek ülke oldu. Buna bazı Batılı analistler son 42 yılın en düşük büyüme oranı dese de dünyanın içinden geçtiği süreç ve piyasaların yaşadığı yıkımlar ortada, dolayısıyla Çin bu olağanüstü ortamda yine suyun üstünde kalan, küresel ekonominin büyüme merkezi olma özelliğini her şeye rağmen kaybetmemiş durumda. Şimdi bir hedef konuldu. Malum 2021 yılı 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın da başlangıcı oluyor. Yüzde 6’nın üzerinde bir büyüme hedefi konulmuş durumda. Aslında bu IMF beklentilerine baktığımızda düşük görünüyor. Çünkü IMF, Çin ekonomisinin baz etkisiyle birlikte yüzde 8’in üzerinde büyüyeceğini tahmin ediyor. IMF böyle tahmin ederken Çin’in bunu biraz daha mütevazı tuttuğunu görüyoruz. Özetle, Çin devleti büyümeyi daha niteliksel tutuyor. 2000’lerin başında niceliksel büyüme politikası vardı fakat şimdi yüksek kaliteli, teknoloji odaklı bir kalkınma anlayışının benimsendiğini görüyoruz. ‘Made in China’ 2025 de aslında bunun uzantısıdır. Çin artık ağır sanayi yerine daha yüksek basamaklardan, teknoloji yoğun sektörlerden katılmaya çalışıyor. Bunun için kritik sektörlerde Ar-Ge yatırımları destekleniyor. Dolayısıyla büyümeye niteliksel bakıldığı için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyümesi tek kriter olmaktan çıktı.” diye konuştu.

ÇİN YENİDEN DENGELENME SÜRECİNE GEÇTİ

Çin’in 2021 yılı için 11 milyonluk bir istihdam hedefi belirlediğini aktaran Doç. Dr. Kerem Gökten, geçen yılki hedef olan 9 milyonluk istihdam hedefinin pandemiye rağmen tutturulduğunu bildirdi.  2021’de 11 milyon yeni iş yaratılacağı ve kentsel işsizliğin de yüzde 6 dolayından yüzde 5,5’e düşürüleceğinin hedeflendiğini anımsatan Gökten, bütçe açığı konusuna da dikkat çekti.

Bütün devletlerin ekonomiyi canlandırma amacıyla çeşitli paketler açıkladığını belirten Doç. Dr. Gökten, şöyle konuştu:

“Bu paketler, Çin’in bütçe açığını milli gelire oran anlamında biraz artırdı, yüzde 3,7’ye çekti. Bu çok istenmiyor çünkü Çin’de bir borçluluk kaygısı var. Hanehalklarının, şirketlerin ve yerel yönetimlerin borçluluk oranları biraz yüksek. ‘Bunun yeniden finansmanında bir problem olur mu?’ diye, iktidar biraz daha temkinli yaklaşıyor. Bütçe açığını yüzde 3,2’ye çekmeyi planlıyorlar. Yerel yönetimin borçlanma imkânlarını sınırlandırmaya çalışacaklar anladığım kadarıyla. Covid-19 bonosu diyebileceğimiz özel bonolar çıkarılmayacak artık. Yani Çin artık yeniden dengelenme sürecine geçti.”

Çin’deki nüfus artışının düşüklüğüne vurgu yapan Doç. Dr. Kerem Gökten, Çin’de yaşlanan nüfus nedeniyle işgücünde kayıplar yaşanabileceği yönünde kaygılar bulunduğunun altını çizdi.

Çin Başbakanı Li Keqiang’ın net oran belirtmemekle birlikte uygun bir nüfus artış hızının hedeflendiğini söylediğini ifade eden Gökten, “Bu doğum kontrolüne yönelik kısıtlamaların daha da gevşetileceğine yönelik değerlendirildi. Bu arada yaşlanan nüfusla alakalı bir husus daha var. Bu da emeklilik sistemiyle ilgili. Kadınlar ve erkekler arasında birçok ülkede olduğu gibi Çin’de de emeklilik yaşı farklılaşıyor. 55’e 60 mesela bu rakamlar Çin’de ancak bunun eşitliğe aykırı olduğu eleştiriler var. Bu genel bir eleştiri sadece Çin’e özgü değil. Çin böylece hem eşitlik yönünde bir adım atmayı tasarlıyor hem de işgücüne katılımı artırmaya çalışıyor. Yani kadın işçilerin 55 yaşında bir kenara çekilmemesi birkaç yıl daha işgücü piyasasında olması, hem iktisadi hem de sosyal roller açısından amaçlanıyor.” dedi.

“SAVAŞÇI KURT” ELEŞTİRİSİNE YANIT

Çin Başbakanı Li Keqiang’ın çalışma raporunda, teknoloji yatırımlarının özendirilmesi, vergi indirimleri uygulanması, tarım alanında genetiği değiştirilmiş tohumlar gibi hakkında teknolojik yenilikler yapılması konularında bilgilendirmeler yaptığını hatırlatan Doç. Dr. Kerem Gökten, mikro ölçekli şirketlere destek verileceğini ve yeşil ekonomiye yönelik adımların atılacağını kaydetti.

Uluslararası kamuoyunda Çin’in, yeşil enerji konusunda daha cesur olması gerektiği yönünde eleştirildiğini aktaran Gökten, dışişlerine de değinmek gerektiğini vurgulayarak Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamaları ile ilgili şunları ifade etti:

“Dışişleri Bakanı’nın pazar günü bir toplantısı oldu. Çin’in dış politikada yükselen performansı, diplomaside yükselen sesi ‘Savaşçı Kurt Diplomasisi’ diye eleştiriliyordu. Ama Bakan, ‘Burada Savaşçı Kurt, yok.’ dedi. Çin’in koronavirüs sürecinde küresel iş birliğinde neler yaptığını, neler yapacaklarını, Hong Kong, Taiwan, Uygur ve Güney Çin Denizi gibi ana çıkar başlıkları olarak bunlar üzerine yaklaşımlarından bahsetti. Her ne kadar Batı’yı ve Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) eleştiren ya da onları uyarmaktan geri durmasa da Bakan’ın konuşmasına ılımlı, yapıcı bir tonun hâkim olduğu genel yorum olarak söylenebilir.”

ÇİN, DÜNYA EKONOMİSİ İLE İLERİYE YÖNELİK BAĞLANTILARINI GÜÇLENDİRMEK İSTİYOR

Bu yıl Çin tarihinde ilk kez teknoloji, 14. Beş Yıllık Plan’da ayrı bir bölümde yer alıyor. Bu alanda yapılacak yatırımlara da yüzde 75 vergi muafiyeti uygulanacağı belirtiliyor.

Çin’deki teknoloji yatırımlarının desteklenmesi konusu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten, Çin’in teknoloji alanında bir süredir gerçekleştirdiği atılım olduğunu bildirdi.

Gelişmiş ülkelerde Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 2,5-3’e ulaştığını söyleyen Gökten, “Çin burada bazı ülkeleri yakaladı, yüzde 2’nin biraz üzerine taşıdı. Fakat anlaşılan 2021 yılıyla başlayacak olan yeni beş yıllık kalkınma planında bunu daha da yükseltmeye yüzde 3’e doğru yaklaştırmaya çalışacaklar. Burada daha önce de belirttiğim bir amaç var; küresel değer zincirlerine daha üst basamaklardan katılmak. Çin, dünya ekonomisi ile ileriye yönelik bağlantılarını güçlendirmek istiyor. İleriye yönelik şu anlama gelir; Çin başkasının girdisini kullanmayacak. Şimdi Çin başka ekonomilerin çıktıları için girdi sağlayacak. Bu ileriye dönük katılım anlamına gelir. Çin bu küresel değer zincirlerinden daha fazla yarar elde etmek adına ileriye doğru katılımı güçlendirmeye çalışıyor. Bunun da yolu teknoloji yatırımlarından geçiyor diyebiliriz.” dedi.

“KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ” YENİDEN DÜNYA GÜNDEMİNE GELECEK

Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin pandemi sürecinde sekteye uğradığı iddialarını değerlendiren Doç. Dr. Gökten, Kuşak ve Yol’un on yıllarca sürecek bir bakış açısına sahip olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yıllık duraklamalar, konjonktürel gerilemeler duraklamalar olur ancak bu projenin önemli ölçüde akamete uğradığı anlamına gelmeyecektir. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda Kuşak ve Yol’a ayrılan kaynakların arttığını, bunun yine dünya gündemine geldiğini göreceğiz. Çünkü bu uzun soluklu on yıllarca sürecek bir inisiyatif olarak gözüküyor. Dolayısıyla bir yıllık gerilemeleri büyütmek doğru değil.”