China Daily / Dmitri Trenin

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un pazartesi ve salı günü yaptığı Beijing ziyareti, üst düzey Çinli ve Amerikalı üst düzey yetkililerin Alaska, Anchorage’da yeni yaptığı yüksek düzeyli görüşmelerin akabinde gerçekleşti. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken görüşmelerden önce Japonya ve Güney Kore’yi ziyaret ederken, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin Yeni Delhi’de Hint yetkililerle görüşmeler yaptı.

Bundan önce, ABD Başkanı Joe Biden, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ülkeleri ile ilk kez çevrim içi bir zirve yaptı. Dış politika cephesinde, Biden yönetimi kendi dönemine, müttefiklerini ve ortaklarını ABD’nin Çin’i kontrol etme gündemini uygulamaya yardımcı olmaları için seferber etmeye çalışarak, Çin üzerine açık bir odaklanma ile başladı. Bu ortamda Çin ve Rusya’nın tartışacağı çok şey var.

Her iki ülke de ABD’nin artan baskıları altında ve ABD’nin, insan hakları ve demokrasi adına, egemenliklerini tehdit eden bir kampanyası ile karşı karşıya. Her iki ülke de ABD’nin ekonomik yaptırım ve değişik başka kısıtlamalarının hedefi ve ABD müttefiklerinin ve komşularındaki askeri üslerle karşı karşıya. Daha önemlisi, Moskova ile Beijing temel bir, ABD’nin egemen olmadığı dünyanın olması gerektiği görüşüne sahip. Her ikisi de Birleşmiş Milletler (BM) merkezinde bir dünya düzenini destekliyor, egemenlik ile stratejik bağımsızlıklarını kutsal olarak görüyor ve karşılıklı ikili ilişkilerini geçen 30 yılda olağandışı bir şekilde iyi yönetti.

Rusya ve Çin, bu yıl 20. yılına giren bir anlaşma ile birbirine bağlı. Onların ilişkisi bir stratejik ortaklık ve yakın koordinasyon ilişkisi. Ancak, ortaklıkları ve iş birlikleri derinleşti. Bu büyük ölçüde kendi dinamikleri üzerinde gerçekleşti: ortak sınır, ekonomik tamamlayıcılık ve uygun siyasi iklim, ama uluslararası ortam da bu bağların giderek sağlamlaşmasına katkıda bulundu.

Biden yönetiminin, Çin’in ABD’nin küresel egemenliğinin birincil rakibi olduğu ve Rusya’nın ABD liderliğindeki dünya düzenine büyük bir tehdit olduğu anlayışına dayanan politikaları Moskova ile Beijing’in jeopolitik, jeoekonomik ve güvenlik konularında daha da yakın biçimde çalışmasını bir zorunluluk haline getirdi.

ÇİN VE RUSYA ORTAK BİR MEYDAN OKUMA İLE KARŞI KARŞIYA

1970’lerde ABD, Çin, Rusya ve kendisi arasındaki üçlü ilişkiyi kendi avantajına kullanabildi. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, ABD küresel egemenliği üstlendi ve bu türden bir jeopolitik geometriye gerek görmedi. Asıl olarak, yükselen Çin’i kendi sistemine entegre etmeyi umdu ve ülke inişte olduğu için Rusya’yı göz ardı edebileceğini düşündü.

Bugün, Biden ve ekibi, ABD’nin halen muazzam gücüne ve Asya ile Avrupa’daki bir dizi müttefik ve ortağının desteğini harekete geçirme ve rakiplerini zayıflatma yeteneğine güvenerek, Washington’ın küresel liderliğini yeniden sağlamak için Çin ve Rusya ile uğraşıyor.

Ama dengenin diğer tarafı şimdi özellikle, her biri Washington’ın politikalarını asıl olarak düşmanca gören Moskova ve Beijing arasında özellikle yakın bir ilişki gösteriyor. Elbette bir Rusya-Çin bloku ortaya çıkmayacak, belki de ABD’nin her iki ülkeye de doğrudan saldırması dışında ki, bu büyük nükleer güçler arasında düşünülemez bir şey. Bunun yerine, iç istikrarı güçlendirme tekniklerinden algılanan ABD askeri tehditlerine karşı koyma tekniklerine kadar, ulusal güvenlik alanında daha büyük iş birliği olacak.

Rusya ile Çin silahlı kuvvetlerinin uyumluluk ve birlikte çalışabilmesini, daha sık ve daha gelişmiş ortak tatbikatlar yoluyla geliştirmek baka bir ihtilam olabilir. Siber ve uzay güvenliği konusundaki Çin ile Rus görüşlerinin mantıklı biçimde yakın olmasıyla birlikte, bu alanlarda da daha fazla iş birliği beklenebilir. Rusya-Çin arasındaki ortak ay programı konusundaki son anlaşma bu yöne işaret ediyor.

Uluslararası diplomasi alanında Çin ile Rusya ortak bir meydan okuma ile karşı karşıya. ABD şimdilik bazı Asya ve Avrupa ülkelerinin Çin ya da Rusya hakkındaki korkularından, Beijing ve Moskova’ya karşı bölgesel koalisyonlar kurmak için yararlanabildi. Bu korkuların kaynakları ve esasları ne olursa olsun, bunları yok etmek ve böylece Soğuk Savaş tipi bir cephe hattının yeniden ortaya çıkmasını önlemek için proaktif biçimde çalışmak Rusya ile Çin’in çıkarınadır.

Elbette, bazı düzeltmeye çalışmanın gerçekten değmeyeceği özellikle zor durumlar vardır ama Rusya’nın Almanya ve Çin’in Hindistan’la olan ilişkisi gibi çeşitli kilit ilişkilere kesinlikle daha fazla önem verilmelidir. Bu ayrıca Beijing’in Avrupa ile Moskova’nın Hindistan ve Vietnam ile ilişkilerinin fiilen diğer stratejik ortağa yardım edeceği yerdir. Rakibin koalisyon stratejisini etkisizleştirme o zaman savaşmadan kazanılan bir başarı olacaktır.