China Daily / Swaran Singh

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin’in geçen hafta Hindistan’a yaptığı ziyaretten önce ilk “QUAD” toplantısı yapıldı. Austin’in ziyaretinden sonra İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiltere’nin Brexit’ten sonraki dış politikasının Hint-Pasifik etrafında odaklanacağını bildirmek için Hindistan’ı ziyaret edecek. Bu olaylar birlikte Hindistan’ın ABD liderliğindeki Hint-Pasifik stratejisine artan katılımını sadece desteklemiyor aynı zamanda yansıtıyor.

Hindistan’ın dünya görüşündeki artan sürüklenmenin nedeni olarak diğer konular arasında 2020’deki Çin-Hindistan sınır anlaşmazlığı da gösteriliyor. Hindistan’ın dünya görüşü diğer türlü, tarihsel bağlantısızlık politikasının yeni biçimleri olan, ikili “çoklu iş birliği” ve “stratejik özerklik” etrafında örülmüştü.

Anlaşılır bir şekilde, bu olaylar Çin dış politika analizcileri, özellikle Hindistan’ı takip edenleri arasında endişelere neden oldu. Ancak, sınırdaki son Çin-Hindistan askeri geri çekilmesi Hindistan’ın dış politikadaki tipik dengesine geri dönmekte olduğu umutlarını artırdı. Daha uygun bir şekilde, bu dengeye geri “dönüş” Çin liderinin BRICS zirvesine katılmak için bu yılın sonundaki çok beklenen Hindistan ziyaretinde yansıması bekleniyor.

Bunun yanı sıra 2,72 milyon can kaybına neden olan ve dünya çapında benzeri görülmemiş endişelere neden olurken Çin-Hindistan ilişkilerini de karmaşıklaştıran yeni koronavirüs salgını gerilemeye başlarken,  aşılama üzerindeki yeni odaklanma Çin’in Hindistan’a aktif ilaç malzemeleri sağlamasının ve Çin’in Hindistan’ın “dünyanın eczanesi” olmasına nasıl katkıda bulunduğunun merkezi önemini yeniden ortaya koydu. Ayrıca, Çin’de tıp okuyan binlerce Hint öğrenci var ve bunların çoğu şimdi eğitimleri ve öğretimlerine devam etmek için Çin’e dönmeye hazırlanıyor. Bu haliyle, sağlık hizmeti, sinerji oluşturan salgın sonrası Çin-Hindistan denklemlerindeki bir sonraki hayati “bağlantı” haline gelebilir.

Elbette bu, ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri ve Hindistan dâhil dünyanın büyük kısmının büyük makroekonomik daralmalar yaşarken,  Çin’in 2020’de 2,3 büyüme gerçekleştirerek, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı (GSYİH) şu anda 15,5 trilyon doları bulan salgın sonrası en güçlü ekonomik güç merkezi olarak ortaya çıktığını inkâr etmek demek değildir. Bu durum -Çin’in beklenenden daha erken ortaya çıkan Batı’nın egemen olduğu dünyadan sonraki Çin liderliğindeki dünya ile ilgili- yeni endişeleri tetikledi.

Fakat bu kaygılara rağmen, Çin’in ekonomik ilişkileri çok daha derin ve geniş olmaya devam ediyor. 2020’de bile, ABD-Çin arasındaki ticari gerginliklere ve karşılıklı suçlamalara rağmen, Çin’in ABD sağlık hizmetleri sektöründeki yatırımları yukarı doğru bir artış gösterdi. Bütün bunlar eski ABD Başkanı Donald Trump, görevdeki son gününe kadar Çin-karşıtı ticaret ve yatırım politikaları uygulamaya koyarken gerçekleşti. Ama Joe Biden yönetimi çoktan tonunu ve tenorunu değiştirdi. Ve ABD’nin Avrupalı müttefikleri Beijing ile ekonomik ortaklık kurma konusunda daha kabul edici bir tutuma devam ettiler.

ÇİN, HİNDİSTAN’IN EN BÜYÜK İTHALAT KAYNAĞI

Hindistan’a gelince, Çin bu ülkenin en büyük ithalat kaynağı olmaya devam ediyor ve bu durumun kısa zamanda değişme ihtimali yok. Geçen yıl Çin yatırımlarına konan bazı Hindistan yaptırımlarının, son “geri çekilme sonrasında” yeniden düşünülüyor olması çoktan, ilk önce küçük yatırımların yapılmasına izin vermek için kaldırılması ya da gevşetilmesi için değerlendirilmesi amacıyla bir komite kurulmasıyla sonuçlandı. Hindistan ayrıca binlerce Çin uygulamasının kullanımını da geçen yıl yasakladı, fakat her ne kadar ikili ticaret ve yatırımda küçülmeye tanık olunsa da, bunlar büyük oranda küçük ekonomik zararları olan sembolik şeyler.

Çin, Hindistan’ın elektronik ticaretinde ve eczacılık ile kimya sektörlerinde, başlangıç ve belirli altyapı projelerine derinden dâhil olmaya devam ediyor. Küresel büyümenin motoru olarak, iki ülkenin ikili ekonomik iş birliği daha da derinleştirilmelidir.

Aslında, bütün dünya geçen yılın Çin merkezli tedarik zincirlerinden kopma heyecanının ve çokuluslu şirketlerin üretim tesislerini Çin ışına çıkarmalarını beklemenin sınırlarını anlamaya başladı.  Bu yüksek girdili, düşük katma değerli üretimlerin bazıları zaten düşük emek maliyeti ve işe uygun ülkelerdeki daha maliyet etkin yerlere taşınıyordu. Çin’in artan kişi başına geliri, yüksek teknolojili sektörlere geçişi ve son teknoloji peşine düşmesi nedeniyle zaten bunun olması bekleniyordu.

Çin’in bu şekilde yeniden değerlendirilmesi zaten, Biden yönetiminin, ABD’nin Beijing dâhil ittifaklarını ve ortaklıklarını canlandırarak küresel liderliği yeniden ele geçirme çabasına yansıdı. Bu Hindistan’ın sınır gerginliği sonrası Çin ile “denge” arayışı ve değişen küresel güç profillerine daha uygun güven oluştura konusunda yeni bir evreyi başlatmaları için daha bilinen çevre şartları yarattı.

İki ülkenin çekirdek komutanlarının geri çekilme görüşmelerini Çin-Hindistan tartışmalı sınırındaki Pangong Gölü’nden Gogra Kaplıcalarına taşınırken -dışişleri bakanlıklarının Hindistan-Çin Sınır Sorunları danışma ve Koordinasyon Çalışma Mekanizmalarının düzenli denetimi ile birlikte- Çin ve Hindistan büyüleyici gayriresmi zirvelerini yeniden canlandırmaya biraz daha yaklaşıyorlar.

Geçen yıl kamuoyuna açıklanmayan bir şey, Çin ve Hindistan bütün dünyada sağlık hizmetleri desteği sağlarken, birbirlerinin çabalarını nasıl baltalamadıklarıydı. Bu bir kez daha dünyanın yükselen Asya devleri için yeterince büyük olduğunu gösterdi. Gelişmiş dünyanın büyük kısmını salgın hırpalarken, iki komşunun salgın sonrası küresel esnekliği yaratma konusunda tarihsel görevlerini yerine getirmek için, karşılıklı denklemlerini düzene sokmalarının zamanı geldi.