China Daily / Angele Kedaitiene

Çin ve Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğiyle mücadele iş birliğinde köklü bir tarihi geçmişi vardır. 2005 yılında resmileşen iş birliği mekanizması birkaç kez güçlendirildi. Örneğin, AB ile Çin arasında, temmuz ve eylül ayında yapılan görüşmelerin gündeminde iklim değişikliği de bulunuyordu, sonuncusu Almanya Başbakanı Angela Merkel tarafından düzenlendi ve iki taraf, küresel ısınmayla mücadelede ortak taahhütlerini takip etmek için “Üst Düzey Çevre ve İklim Diyaloğu” düzenlemeyi kabul etti.

Çin ve AB ayrı ayrı karbon nötr hedeflerini belirledi. Çin liderliği, İki Toplantı’da, ülkenin 2060 yılından önce karbon nötr olmayı başaracağı sözünü yineledi. Diğer taraftan, AB, Avrupa Yeşil Anlaşması sayesinde, 2050 yılından önce karbon nötr olma hedefine ulaşacağını taahhüt etti.

İki taraf, geçiş dönemi iklim değişikliği hedeflerini de belirlediler. Çin, 2030 yılından önce karbon emisyonlarının zirveye ulaşacağı sözünü verirken, AB, 1990 yılı seviyesiyle karşılaştırıldığında 2030 yılına kadar karbondioksit emisyon seviyesini yüzde 60 oranında azaltmak için önlemlerini aldı. Bu iddialı hedefleri dolayısıyla, Çin ile AB, iklim iş birliğini daha da derinleştirmelidir.

AB, Çin’in emisyon hacimlerini kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) göre yüzde 18 oranında düşürmek, kömür kullanımını azaltmak ve yenilenebilir enerji kullanımı, temiz ve yeşil teknolojilere yatırımları artırmak gibi 14. Beş Yıllık Planı’nda (2021-2025) yer verdiği iklimle ilgili taahhütlerinden memnuniyetini dile getirdi. 

ÇİN İLE AB İKLİM İŞ BİRLİĞİNİ DAHA DA DERİNLEŞTİRMELİ

Avrupa Komisyonu İklim eylemi Genel Müdürü Mauro Petriccione, “Şimdi bir şeyler yapmak için acele etmeliyiz, çünkü şimdi yapacağımız şeyler 30 yıl içinde ne yapacağımızı belirleyecek. Sanayi, enerji, sistemler ve yeni iş modellerine yatırım şimdi yapılmalı, 10 yılı içinde değil. On yıl çok geç.” dedi.

Çin-AB iş birliği, iklim değişikliğiyle daha iyi mücadele etmek için daha fazla yatırım yapmayı da gerektiriyor.

İlk olarak, Çin, en büyük karbondioksit gazı emisyonu yayıcı, ancak aynı zamanda en büyük enerji finansörü ve en büyük enerji piyasası. Ve karbon nötr olma hedefini başarmak için Çin’in, büyük yatırımlar yapması gerekiyor. Bazı tahminlere göre, Çin’in, karbon nötr olma hedefine ulaşmak için 5,5 trilyon dolar harcama yapmasına ihtiyaç olacak. AB ise, 2030 yılına kadar 1 trilyon Euro (1,18 trilyon dolar) harcamayı planlıyor. Fakat yapılması gereken çok fazla şey var. Örneğin, Çin ile AB, yeşil ve sürdürülebilir finans konusunda küresel girişim başlatabilir ve diğerlerini bu girişime katılmaya davet edebilir.

İkincisi, Çin yeşil teknoloji dönüşümü süreci devam ediyor. Çin zaten, e-arabalar konusunda öncülük ediyor ve güneş ve rüzgâr enerjisinde büyük bir güç. AB, yenilikçilikte lider konumdayken, Çin geçmişte yakalamaya çalışıyordu. Ancak, araştırma ve geliştirmede yatırımların artmasıyla AB ile aynı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) biraz gerisinde, bu durum değişebilir. Bu bakımdan, temiz teknoloji, Çin-AB iş birliği için büyük bir potansiyele sahip büyüyen bir piyasa.

ABD’NİN ROLÜ ÇİN-AB İKLİM İŞ BİRLİĞİNİ ETKİLEYECEK Mİ?

Üçüncüsü, Çin ve AB, iklim değişikliğinin sosyoekonomik etkilerini değerlendirmek amacıyla küresel bir platform kurmak, ekonomik büyüme, istihdam ve sosyal refah ile iklim değişikliğinin etkisinin azalmasını uyumlu hale getirmek için birlikte çalışabilirler. Avrupa Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı ve Avrupa Yeşil Anlaşması’ndan sorumlu Frans Timmermans’a göre, yeşil dönüşüm adil ve kapsayıcı olmalı. Benzer şekilde Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin karakterli ekolojik dönüşümün, dürüst ve adil olması anlamına geldiğini vurguladı.

Dördüncüsü, ileri teknoloji ve yeşil endüstri gerektiren kritik ham madde piyasasında, daha iyi iş birliğine ihtiyaç bulunuyor. AB, kritik ham madde ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını Çin’den yapıyor. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi, 2020 ve 2050 yılları arasında bu maddelere olan talebin ikiye katlanacağını, rüzgâr tribünleri ve e-araç üretiminin ise yüzde 15 kadar artabileceğini tahmin ediyor.

Beşincisi, Çin, Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi AB üyesi ülkelerde ulusal enerji dönüşümünün önemli bir itici gücü haline geldi. Çin-AB Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) görüşmelerinin tamamlanması ve Covid-19 salgını sonrası yeşil yatırıma olan ihtiyaç, Çin ve AB ülkeleri arasındaki iklim iş birliğini daha da güçlendirebilir.

Bunun yanı sıra Çin ile AB zaten, karbon ticareti piyasalarında, emisyon ticaretinde, karbon fiyatlandırmada ve karbon sınırı ayarlama mekanizmalarında iş birliği yapıyor. Ancak, ABD’nin rolü Çin-AB iklim iş birliğini etkileyecek mi?

ABD Başkanı Joe Biden’ın, 22 Nisan’da “Liderlerin Dünya Günü İklim Zirvesi”ne ev sahipliği yapması bekleniyor. Bu dinamikleri değiştirecek mi? Gerekli değil. Clean Energy Wire’dan Sören Amelang söylediği gibi; “Yeni ABD yönetimi iklim liderliği için çaba gösterse de AB ile Çin arasındaki ilişkiler, karbondioksit emisyonlarını azaltmak için küresel çabalarda anahtar olmaya devam edecek.’’