CGTN / Sun Chenghao

21 Şubat eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Richard Nixon’ın Çin ziyaretinin 50. yıl dönümü. Nixon’ın Pasifik Okyanusu’nun iki yakasının el sıkışmasıyla sonuçlanan yarım yüzyıl önceki ziyaretinden bu yana iki ülke ideolojideki farklılıklarına rağmen giderek ortak stratejik çıkarlar temelinde bir araya geldi ve tarihte ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açtı.

50 yıl sonra Çin ile ABD arasındaki ilişkiler iki ülkenin de beklentileri ötesinde değişti. Biden yönetimi, selefi Donald Trump’ın ayak izlerini takip ederek, Çin’i “stratejik rakip” olarak görmeye devam etti. Bu arada ABD Başkanı Joe Biden, müttefiklerini birleştirerek ve kuralları koyarak Çin’i kısıtlamak için bir stratejik ortam yaratma umudu ile Obama yönetiminin politikasına devam etti. Bu, ABD hükümetinin kısa süre önce açıkladığı en son Hint-Pasifik Stratejisi’nde görülebilir.

Çin-ABD ilişkilerinin benzeri görülmemiş zorluklar yaşadığı inkâr edilemez. Bu hayati tarihsel kavşakta, iki ülkenin geçen 50 yıldaki ilişkilerin tarihinden ders çıkarması ve deneyimlerini ikili ilişkileri yönetmenin planlanması politikasına uygulaması daha da önemli.

İNİŞ ÇIKIŞLARINA RAĞMEN ÇİN-ABD İLİŞKİLERİ HER ZAMAN İLERLEDİ

İlk olarak, iniş çıkışlarına rağmen Çin-ABD ilişkileri her zaman ilerlemiştir. İki ülke arasında 1972’den bu yana ne sıcak ne de soğuk bir savaş çıktı. Çin ve ABD ayrıca, ikili ilişkileri genel diplomatik gündemin birinci sırasına yerleştirerek ilişkilere büyük önem vererek, birbirlerinin hayati çıkarlarına uygun davranarak ve siyasi alanda birbirlerine saygı göstererek, aktif etkileşimler yoluyla sorunları ele alma konusunda değerli tecrübeler kazandı.

İkincisi, Çin ile ABD’nin çıkarları derinden birbirine geçmiştir ve birbirinden kopmak gerçekçi değildir. Geçen 50 yılda, iki ülke ticaret, finans, kültür ve diğer alanlarda yakın bir ilişki yürüttü ve bu ikili ilişkilerin istikrarı için sağlam bir temel oluşturdu. Örneğin, ekonomi ve ticarette Çin-ABD ticaret hacmi Covid-19 salgınına rağmen artmaya devam etti. Finans sektöründü, ABD’de Çin’e karşı sert davranılmasını isteyenler daha sıkı finansal yaptırımlar konmasını ve sermayenin daha fazla kopmasını tavsiye etti ama ABD girişimleri halen Çin finansmanının dışa açılmasını en önemli dış fırsat olarak görüyor.

Üçüncüsü, Çin ile ABD riskleri ve krizleri yönetme konusunda ortak bir anlayışa sahip, bu da ikili ilişkilerin sürekli ve sürdürülebilir gelişmesine katkıda bulundu. İki ülke karşılıklı şüpheyi ve yanlış hesaplamaları azaltmak için krizler karşısında her türlü diyalogdan yararlandı. Aynı zamanda, koordinasyon ve risk yönetimi ikili düzeyin ötesine geçti ve dünyanın terörizmle, finansal krizlerle ve diğer uluslararası risklerle mücadelesine başarılı biçimde yardım etti.

ÇİN VE ABD ORTAK ÇIKARLARA SAHİP

Çin-ABD ilişkilerinin geçmişten daha kötü ve daha karmaşık hale gelmesine rağmen, insanlar geleceğe olan güvenlerini kaybetmemelidir. İstikrarlı ikili ilişkiler beklenebilir. ABD tarafı Çin politikasını tanımlamak için “rekabet, iş birliği ve çatışmayı” ileri sürdükten sonra, ayrıca kopma peşinde koşmama, Çin sisteminde değişiklik olmaması ve iki taraf arasında çatışma olmaması kavramını ortaya koydu, bu da Çin’e ekonomik, siyasi ve stratejik düzeylerde bir ölçüde garanti vermeye eşittir. Çin ile ABD ortak çıkarlara sahip ve iş birliği yapmaları gerekiyor. İki ülke arasındaki ticaret 2021’de yüzde 28,7 artarak 755,6 milyar dolara çıktı, güçlü bir büyüme ivmesini sürdürdü ve Çin’in aynı yılki rekor 6 trilyon dolarlık dış ticaretine yüzde 12’lik bir katkıda bulundu. İkili ekonomik ve ticari ilişkiler gelecekte de istikrar sağlayıcı bir rol oynamaya devam edecek.

Bunlara ek olarak, iki ülke Covid-19, iklim değişikliği, enerji güvenliği ve nükleer ilahların yayılmasının önlenmesi gibi konularda ortak temellere sahip. İki ülke arasındaki rekabeti giderek azaltmak için bu alanlarda iş birliğinin derinleştirilmesi gerekiyor. En önemlisi Soğuk Savaş döneminin aksine, üçüncü taraf aktörler bugün barış güçleri olarak güçlüler. Biden yönetiminin Çin’i sınırlandırma çabaları bölgesel ülkeler tarafından iyi karşılanmıyor. Ekonomik küreselleşme dünya sanayi zincirlerini yakından birbirine bağlı hale getirdiği için, hiçbir ülke Çin ile ABD arasında bir taraf tutmaya ya da onları ABD stratejik rekabetinin bir aracı haline getirecek büyük güç rekabetine girmeye istekli değil. Bu Çin-ABD ilişkilerinin gelecekteki yönünü büyük ölçüde belirleyecek.