CGTN / Wang Peng

Kış yerini bahara bırakıyor ve her şey canlanmaya başlıyor.

Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkileri, inişli çıkışlı geçen dört yıllık tecrübenin ardından, zorlukların üstesinden gelebilir ve yeni bir sayfa açabilir.

İki ülkenin liderleri, ilk telefon görüşmesini, Çin Yeni Yılı öncesinde yaptılar. İki taraf, Çin ile ABD’nin karşılıklı anlayışı geliştirmesi ve yanlış anlamalardan ve yanlış hesaplardan kaçınması gerektiği konusunda anlaştı. İki lider, Çin ile ABD’nin birbirine samimi davranmasını ve çatışma ile karşı karşıya gelmekten kaçınmasını, ayrıca iki ülkenin, iletişim kanallarını açmasını ve değişimi ve iş birliğini ilerletmesini istediler.

Bu önemli ve tarihi görüşme, Çin-ABD ilişkilerinin bir dönüm noktasındaki yönünü belirledi. Bu doğru yönün rehberliği altında, Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin Dışişleri Bakanlığının Boğa Yeni Yılı münasebetiyle, Lanting Forumu Açılışı’nda, yurt içi ve yurt dışından vizyon sahibi insanları karşıladı.  

Dünya şimdi, “bir yüzyılda görülmemiş köklü değişikliklerle” karşı karşıya bulunuyor. Küreselleşme karşıtı, iklim değişikliği ve Covid-19 salgını gibi küresel krizler, bütün ülkelerde insanların hayatta kalması konusunda gerçek tehditler oluşturdular.

Ön yargıyı kontrol etmek, Çin ve ABD arasındaki stratejik karşılıklı güveni yeniden oluşturmanın ön koşuludur. 

Bu, her şeyden önce, her bir ülkenin diğerini ön yargı olmadan görebileceği anlamına geliyor. Bu bağlamda, özellikle ABD tarafında, ilerleme için çok fazla alan var. Wang Yi’nin işaret ettiği gibi; “Geçen birkaç yıl içinde, Çin-ABD ilişkileri, normal seyrinden uzaklaştı ve diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana en büyük zorluklarla karşılaştı.”

Bunun temel sebebi, önceki ABD yönetiminin, kendi siyasi ihtiyaçları dışında, Çin’in gelecekteki yolu ile siyasetini ciddi biçimde bozmasıydı ve bu temelde, ikili ilişkilere ölçülemez zarar veren Çin’i bastırmak ve kontrol altına almak için farklı önlemler almasıydı. Bu yüzden, ABD yönetimi de, bugün iyi niyetle ikili ilişkileri geliştirmeyi Çin kadar istiyorsa, eski dönemin pembe gözlüklerini çıkarmalı ve Çin-ABD ilişkilerine, yeni ve gerçekçi bir bakış açısıyla bakmalıdır. 

Bu amaçla, Wang, Lanting Forumu Açılışı’nda konuşmasının büyük bölümünü, ABD ve diğer Batılı ülkelerin, Çin’in, demokratik sistemi, insan hakları, barışçıl kalkınması, kazan-kazan iş birliği ve çok taraflılık diplomasisi hakkında sahip olma niyetinde oldukları yanlış anlaşılmaları ve ön yargıları giderme çabasına harcadı. Onun tüm engin sözleri ve uygun önerilerinin, yakından dinlenmesi ve çok iyi yorumlanması gerekiyor.

Kırmızı çizgiye riayet etmek, Çin ve ABD ilişkilerinin stratejik karşılıklı güvenini yeniden oluşturmanın güçlü bir garantisidir.

Konfüçyus’un sözleri şöyle; ‘’Başkalarının size yapmasını istemediğiniz şeyleri, siz de başkalarına yapmayın.” Bu sözler mantıklıdır ve altın bir kural olarak uluslararası davranışlara rehberlik etmelidir. Çin halkı, ABD yönetiminin içişlerine müdahale etmesini istemiyor.

Bu nedenle, Çin, diplomatik ilişkilerinin kurulmasından bu yana 40 yıldan fazla bir süredir, ABD’nin içişlerine asla karışmadı ve Çin’in, ABD’ye meydan okumaya ya da onu değiştirmeye niyeti yok. Aynı sebeple, dış güçlerin kendi iç işlerine müdahil olmasını istemeyen ABD yönetimi ve Amerikan halkı, bu önemli konuda Çin ile Çin halkına karşı çifte standart uygulamaktan kaçınmalıdır.

Çin’in ABD Büyükelçisi Cui Tiankai, konuşmasında, Çin’in, Taiwan, Hong Kong, Xinjiang ve Tibet dâhil olmak üzere toprak egemenliği ve bütünlüğüyle ilgili konularda fazla ödün verecek yeri olmadığını söyledi. Çin, kırmızı çizgilerini korumalı. Bu yüzden, ABD, gerçekten ikili ilişkileri başlatmak istiyorsa, bu kırmızı çizgilere riayet etmelidir. Sadece bu şekilde, Çin-ABD ilişkilerinin, iyileşmesi ve ilerlemesi sürdürülebilir olacaktır.

Gerçekle yüzleşmek, Çin ve ABD arasında stratejik karşılıklı güveni yeniden oluşturmak için uygun bir tutumdur.

Hiç kimse yoktur ki, ana vatanını sevmesin; hiç kimse yoktur ki ülkesinin, dünyada refah içinde, büyük ve ebediyen birinci olmasını istemesin. Bununla birlikte, ülkelerin yükselişi ve düşüşü, birçok çok faktör tarafından belirlenir ve bireylerin öznel iradeleriyle kolayca devredilemeyen nesnel yasalara sahiptir.

Bu nedenle, hem siyasetçiler hem de sıradan insanlar, gücün yükselişi ile düşüşü ve diğer konuları da kapsayan, kendi ülkelerinin ve diğer ülkelerin kalkınma gidişatı  konusuyla karşı karşıya kaldığında, nesnel gerçekler yerine arzuyu, mantık yerine duyguyu ve eylem yerine sloganı benimseme anlamına gelen “hüsnükuruntu” yaklaşımına nazaran gerçekçi bir tutuma sahip olmalıdır.

Seçimlerde, adayların, boş vaatlerde bulunarak insanların “hüsnükuruntusunu” ve karşılık vermesini etkili biçimde canlandırıp canlandıramaması, seçimleri kazanmanın anahtarı olabilir. Bununla birlikte, iktidara geldiğinde, bu tavrı hızlıca terk etmeli ve sosyal gelişmeyi ilerletmek ve ulusal çıkarları etkili biçimde korumak için iç ve dış politikaları, pragmatik ve mantıklı bir şekilde uygulamalıdır.

Geleceği sabırsızlıkla beklemek, Çin ve ABD stratejik karşılıklı güvenini yeniden oluşturmak için yol gösterici yöndür.

Çin ve ABD’nin vizyonu, geleceği planlamak için geçmişi yeniden gözden geçirmek ve geçmişten dersler çıkarmak için burada toplandı.

Bu amaçla, Wang Yi içtenlikle, dört yol önerdi;

Birincisi, “birbirinize saygı gösterin ve birbirinizin içişlerine karışmayın.” İkincisi, “diyaloğu artırın ve farklılıkları uygun biçimde yönetin.” Üçüncüsü, “karşılıklı çıkar iş birliğini yeniden başlatmak için aynı yönde hareket edin.” Dördüncüsü, “bütün alanlarda karşılıklı alışverişin yeniden başlaması için yolu açın.” Bu dört aşamalı yaklaşım, sadece, Çin’in, Çin-ABD ilişkileri konusundaki stratejik düşüncesini yansıtmaz, aynı zamanda uygulama seviyesinde pratiktir. 

Boğa Yılı münasebetiyle, Çin-ABD ilişkilerinin dev gemisi doğru yolda devam edebilir, istikrarlı ve kalıcı ilerleme sağlayabilir.