Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 100. yıl dönümü bugün Beijing’in Tian’anmen Meydanı’nda törenle kutlandı. ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri, Çin Cumhurbaşkanı ve Merkezi Askeri Komisyonu Başkanı Xi Jinping, törende bir konuşma yaptı.

Xi Jinping, tüm parti ve ülke halkının ortak ve devamlı mücadelesiyle Çin’de ortak refah toplumunun tam anlamıyla gerçekleştirildiğini ve şimdi ise Çin’in sosyalist modern ve güçlü ülke olma hedefinde azimle ilerlediğini belirterek, bunun Çin ulusu, Çin halkı ve ÇKP’nin büyük onuru olduğunu söyledi.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping dönemi ve ÇKP ile ilgili CRI Türk’e özel açıklamada bulunan uzmanların açıklamaları şöyle:

Gedik Üniversitesi ASEAN Araştırmaları Merkezi Müdürü Sibel Karabel

“Xi Jinping’in hem formal olarak hem de informal olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki en güçlü liderlerden biri olarak kabul edildiğini görüyoruz. Siyasi olarak ÇKP, ekonomik büyüme ve Çin’i dünya ekonomisine entegre ettikten sonra inovasyon ve küreselleşme ile bağlantılı olarak kazanımlardan faydalanmayı taahhüt ettiğini görebiliyoruz. Ekonomik büyüme ÇKP’nin meşruiyetiyle doğru orantılı. Baştan beri Çin’in politikalarında, ekonomisinin nasıl yol alacağına karar verici baş mekanizma. Çin, 1978’de dışa açılıma başladığı dönemde buradaki yatırımlarını iş gücü ile birleştirerek tarım istihdamını daha yüksek düzeyli bir istihdama çevirmeyle bu kalkınma modelini halkın kılmıştır. Bunu yapan ÇKP’nin ekonomideki kurmaylarıdır. Çin’in sistemi piramit bir sistem. ÇKP ekonomi düzenini kamu iktisadi teşebbüsler üzerinde götürüyor. Kalkınma modelini bunlar üzerine kuruyor. ÇKP’nin Çin üzerinde yadsınamaz bir etkisi var. Çünkü hem siyasi hem ideolojik hem ekonomik hem de sosyal sistem bu düzenek üzerinde kurulu. Çin’in sisteminde devlet adamları sonraki gelecek olan adayı deklare ediyorlar. Hu Jintao, 2007 yılında Xi Jinping’i aday olarak gösteriyor ve 2012 yılındaki devlet başkanlığına göre aday olan lider planını ona göre ayarlıyor. 2012 yılına gelindiğinde Hu Jintao, Xi Jinping’e üç unvanı birden devrederek görevinden ayrılıyor. Bunlar ÇKP Genel Sekreterliği, Merkezi Askeri Komisyonun Başkanlığı ve Çin Cumhurbaşkanlığı. Xi Jinping, üç unvanla göreve gelen nadir devlet adamlarından. Xi Jinping, hedefler belirliyor, bu hedeflerin gerçekleşmesi için net bir düzen planlıyor. Xi Jinping döneminde aşırı yoksulluk sıfırlanmış durumda ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi için politikalar oluşturuyor.

Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu

“Xi Jinping’in dünya kamuoyuna yönelik olarak seslendirdiği ilk proje Kuşak ve Yol girişimi. 2013 yılında bunu gündeme getirdi. Diğer İpek Yolu girişimleri kıyasla bunun daha dar bir altyapısının olacağı düşünüldü fakat Kuşak ve Yol girişimine bakıldığında sadece yakın komşular değil hemen hemen Asya ve Avrupa kıtasının tamamını ile Afrika kıtasının doğu ve kuzey kısımlarını kapsadığını söyleyebiliriz. Bu Çin’in uluslararası iş birliğine dayalı diplomasisinin sonucudur. Çin ikili diplomatik ilişkilere çok önem veriyor. Xi Jinping’in çok sayıda uluslararası toplantıya katıldığını ve Çin’in bunlara ev sahipliği yaptığını, aynı zamanda yeni girişler başlattığını görüyoruz. Xi Jinping’in dönemine genel olarak bakacak olursak, Çin’in diplomatik ilişkilerinin ivmesinin son derece hızlandığını görebiliriz. Bu anlamda Çin’in küreselleşmeye çok olumlu katkı yaptığını söyleyebiliriz.”

Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli

“1921’de ÇKP kurulduktan sonra toplumun her kesiminden katılım olmuştur. ÇKP’nin kuruluşundan hemen sonra üç önemli misyonu vardır. Birincisi partinin ve kadroların güçlendirilmesi, ikincisi iktidardaki milliyetçi partiyle mücadele ve üçüncüsü de Japon işgaline karşı yurtsever mücadeledir. 1921-1949 yılları arasında ÇKP, hem bir siyasi parti hem bir okul hem fiili bir devlet hem de silahlı kuvvetler olarak görev yapmıştır yani birçok görevi üstüne almıştır. ÇKP kuruluşundan 28 yıl sonra Çin Halk Cumhuriyeti’ni kuruyor, bugünkü devleti. ÇKP, 1949’dan itibaren Çin’deki toplumsal dönüşüme de öncülük etmiştir ve aynı zamanda Çin’in ekonomik kalkınmasına da öncülük etmiştir. ÇKP’nin tarihi aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti’nin de tarihidir. ÇKP’yi anlamadan Çin’in ne dış politikasını, ne savunma politikasını ne iç politikasını ne de ekonomi politikalarını anlamak mümkün değildir. ÇKP, dağınık Çin toplumunu birleştiren, onu bir partiden siyasi bir devlet haline sokan bir örgütlenmedir. Xi Jinping dönemi, Çin’i 21. yüzyıla taşıyan bir dönemdir. Ama bu dönemin iki önemli girişimi var. Birincisi, 2012 yılında ilan edilen Kuşak ve Yol İnisiyatifi, bir diğeri 2017 yılındaki ÇKP Kongresi. Xi Jinping tarafından bu kongrede ‘Xi Düşüncesi’ olarak adlandırılan ve anayasaya da geçen Çin’in yeni yol haritası… Bu yeni yol haritası Çin’in hedeflerini ortaya koyan bir yol haritası. Burada ilk defa Çin’in küresel bir güç olduğuna vurguda bulunuldu. Bu kongrede iki tarih belirlendi, biri 2021 yani ÇKP’nin yüzüncü kuruluş tarihi, bir diğeri 2049. Bu da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı. 2021 yoksulluğun ortadan kaldırılacağı bir yıl olarak hedeflendi ve gerçekten her yıl milyonlarca Çinli yoksulluktan kurtarılarak orta halli refah düzeyine doğru geçiş sağladı. ‘Made in China’ sürecini de başlattı bu, burada her şeyin yerli ve milli olması hedeflendi. Ana hedef ise dışa bağımlılığı azaltmak.”

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Gökten

“ÇKP ülke çapına politik iktidarını yaymayı ve politik birliği sağlamayı başaran ayrıca iktisat tarihinde görmediğimiz bir biçimde hızlı ve kesintisiz büyüme performansını da gösteren bir parti. 90 milyon civarında üyesi olan ve bunun üçte birinin kadın olduğu bir parti. Yine üyelerinin üçte biri ‘doğrudan üreticiler’ dediğimiz sınıflardan oluşuyor. Son yıllarda da burjuvazi dediğimiz katmanlardan da kontrol altında tutmaya çalışarak üye kabul etmekte. Devlet kurulduktan sonra kültür devrimi aşaması var. Kültür devriminden önce nasıl bir kalkınma stratejisi izleneceği yönünde yaşanan iç tartışmalar var. 70’li yılların sonunda ama esasen 90’lı yıllarla birlikte izlenen reform ve dışa açılma hamleleri var. Xi Jinping, Çin’i izleyen ve anlamaya çalışan birçok analist tarafından Mao’dan sonra en etkili lider olarak gösteriliyor. 2012 yılının sonundan itibaren siyasette önemli bir ağırlığı var. Nitekim Xi düşüncesi anayasada da yer aldı. 2008 krizi Çin için, ÇKP’nin karar birimleri açısından önemli bir gösterge oldu. Çin yönetimi bundan önemli mesajlar aldı. Artık uluslararası piyasalara, gelişmiş Batı dünyasının piyasalarına ve tüketim talebine bağımlı iktisadi yapının, Çin açısından belirli bir dönem için avantaj yaratsa da bu dönemin daha fazla sürdürülemeyeceğinin tespiti yapıldı. 2008 sonrası arayış aslında ‘çifte dolaşım’ kavramıyla ifade edilir oldu.”

Aydınlık Gazetesi Editörü Özgür Altınbaş

“Xi Jinping döneminde yolsuzlukla mücadelede çok önemli bir konu. Xi, konuşmalarında hep şunu vurgular ‘kaplanlarla ve sineklerle mücadele’ sinekler biraz daha alt düzey üyelerini kapsarken, kaplanlar daha üst düzeyde görev alan yöneticilere işaret ediyor. Burada Xi’nin yolsuzlukta mücadelesi Çin’in gelişimini ekonomik ve toplumsal anlamda hızlandırdı. Batı medyası bunu teyit ediyor. Foreing Policy dergisi, ‘Xi’nin yolsuzlukla mücadelesi Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) zora sokuyor’ dedi. Çünkü Amerika’da bir yolsuzluklardan faydalanan bir ülke. Makalenin devamında ‘Xi döneminde ABD olarak Karanlıkta kaldık’ satırlarına yer verilmesi dönemin önemini artırıyor. Yoksullukla mücadele Çin’in dünyaya bıraktığı en büyük miras, 1970’lerde Çin’de nüfusun yüzde 60’ı aşırı yoksulluk içindeyken bu rakamın bugün sıfırlanmış durumda. Xi, halkın arasında çiftçiler ile işçiler ile bugünlere gelmiş bir lider. Zaten halk ile aynı tastan su içmiş bir lider yoksullukla mücadele edebilir. Harvard Üniversitesi’nin bir anketine göre, Xi döneminde ÇKP’ye olan güven artmış durumda. Çin’deki arkadaşlarıma sorduğum zaman, yoksullukla ve yolsuzlukla mücadelede Xi’ye güven duyduklarını görüyorum.”

Çin Halk Cumhuriyeti’nde yaşamını sürdüren Kamil Eray Topak

“1949’da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti’nin modern bir yaşama adım atmasını sağlayan politikaların ÇKP’nin reformist kadrolarından geçtiğini araştırmak beni daha derinlere sürükledi. ÇKP tarihini araştırırken bir yandan da Xi Jinping dönemi ÇKP başarılarına canlı şahit olmaya başlamıştım. Çünkü yükselen bir Çin söz konusu dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve birçok alanda Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geride bırakıyor. Sizce dünyayı elinde tutup istediği gibi oynatmak isteyen bir emperyal güç bu statüsünün yok olmasını sadece izlemek ile yetinir mi? Batı’nın anlattığından çok farklı bir ÇKP ve Çin gördüm. Halk ile bütünleşmiş bir partiden bahsediyoruz. ÇKP’nin halktan büyük destek görmesinin bir diğer nedeni ise, halkın partide sözünün geçiyor olmasıdır. Az önce belirttiğim gibi halk doğrudan parti kararları üzerinde etkili. Bugün hangi Batı demokrasisinde böyle bir sistem mevcut? Batının sözde demokrasisi sermaye çıkarlarına hizmet eden bir neoliberal sistemi insanlara dayatıyor. Oy verme nezaketi ile insanları yönetimde söz sahibiymiş gibi gösteriyorlar. ABD’de yaşanan son olaylar bu söylediklerimi kanıtlayacak niteliktedir. Seçimle gelen ve büyük bir sermaye olan Donald Trump, Beyaz Saray’ı nasıl terk etti? Kavga ve iç isyana teşebbüsle. Bu arada Batı’nın Çin’de “tek parti” söylemine kulak asmamak lazım. Tam tersi tek parti olmadığı gibi 8 parti var, Çin’de. Ancak ÇKP ezici çoğunlukla iktidarı elinde tutuyor. Çin tarzı sosyalizm ile halkını kucaklıyor ve halkının sesi olmaya çalışıyor. Bu yüzden istikrarlı bir şekilde destek görüyor.”

Ekonomist Hakan Topkurulu

“ÇKP şu anda dünyanın nitelik olarak en büyük komünist partisi. Öncelikle Çinli yoldaşlarımızı 100 yılda elde ettikleri büyük başarılardan dolayı tebrik ediyorum. Onların tecrübelerinden çok yararlanıyoruz. ÇKP’nin revizyonizme karşı mücadelesi 1950’lerden itibaren sosyalizme çok ciddi ideolojik katkılar sağladı. Avrupa merkezli sosyalist Marksist ideolojinin 1950’lerden itibaren emperyalizme karşı mücadele şekline dönüşmesinde Lenin’den sonra Mao Zedong’un çok büyük katkıları oldu. ÇKP’nin 100’üncü yıl dönümünü kutluyorum ve daha nice 100 yıllar diliyorum.”

Gazeteci Mehmet Ali Güller

“ÇKP, bir buçuk milyar nüfuslu Çin’in partisi olarak Türkiye nüfusundan daha fazla üyeye sahip bir parti. Konuştuğumuz ölçekler çok büyük. Üyeler, önemli sınavlardan geçiyor. Çin komünistlerinin tamamı taşra örgütlerinde en alttan başlayarak halk içinde çalışarak parti içinde faaliyet yürütüyorlar. Bildiğimiz, sıradan, üye yapmak için üye yapan partilerden farklı. Bir hizmet için oradalar. Bunun en son göstergesini nerede gördük? Salgın gibi meselelerde karantina döneminde evlere yiyecek taşıma görevine kadar üstlenmiş ÇKP üyeleri vardı. Daha Uzun Telgraf’ta şöyle diyor; Xi Jinping Çin’i Marksizm’e Leninizm’e geri döndürdü. ÇKP, Xi Jinping önderliğinde piyasa reformlarını dondurdu. (ABD’nin) Bir başka şikâyeti de şu; özel sektör tamamen ÇKP’nin kontrolü altında, diyor. ABD böyle tanımlıyor. Amerika, özel sektör ÇKP’nin kontrolü altında, diye şikâyet ediyor. Bizim solcular da ‘özel sektör var, demek ki, orası sosyalizm değil’ diye eleştiri yapıyor. Lenin’den Stalin’den vazgeçtiği oranda Sovyetler Birliği Komünist Partisi (SBKP) o kadar çözülmeye başladı. Resimleri vardı ama fikren vazgeçmeye başladılar. Benzerini biz Türkiye’de yaşamıyor muyuz? Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Türk devriminin partisi de Atatürk’ten vazgeçtiği oranda O’nu sadece bir sembol olarak değerlendirdiği ama O’nun devrimci fikirlerinden 6 ok programından uzaklaştığı oranda Türkiye de kendi devrimini adım adım kaybetmeye başlamış oldu. İşte ÇKP’nin özgünlüğü bu. Mao’dan vazgeçmediği için ÇKP, kendisinden sonra gelen ve yenilenen her fikrin köklerini Mao ile birleştirerek hareket ettiği için kendi devrimine sahip çıkabildi. Kendi kurucu devrimci değerlerinden vazgeçenlerin çözüldüğü ama onda ısrar edenlerin sürekli geliştiği bir tablo var önümüzde.”