China Daily / Chen Yuyu

Çin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) 2020 yılında yüzde 2,3 oranında büyüyerek 101,59 trilyon yuana (15.66 milyar dolar) ulaştı, böylece birçok sektörde beklenenden daha iyi sonuçlar elde etti ve 100 trilyon yuan eşiğini geçti. Çin, şimdi küresel ekonominin yüzde 17’sini oluşturuyor ve kişi başına GSYİH’si 11 bin dolara yaklaşarak, ülkeyi üst-orta gelire sahip ülkeler arasına soktu ve yüksek gelirli ülkelerle olan fark daralıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 4,4 oranında daralacağını tahmin etti. Küresel ortalamaya göre yüzde 6’dan daha fazla olan Çin’in yüzde 2,3 oranındaki ekonomik büyümesi, Çin ekonomisinin direncini ispatlıyor.

Çin’in GSYİH’si 1978 yılında sadece 367,9 milyar yuandı. Bu, Çin’in GSYİH’sinin, reformların ve açılımın başlamasından bu yana yaklaşık 40 kat arttığı anlamına geliyor. Hızlı büyüme oranı ayrıca Çin’i, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ardından dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline getirdi.

Son 40 yılda, yaklaşık 70 ülkenin GSYİH’si yüzde 1 ila yüzde 2, ABD dâhil 20 ila 30 ülkenin GSYİH’si yüzde 2 ile yüzde 3 arasında ve 20 ülkenin ise GSYİH’si yüzde 3 ila yüzde 5 oranında büyüme kaydetti. Sadece iki ülkenin GSYİH büyümesi yüzde 5’i geçerken, bu iki ülkeden biri olan Çin’in GSYİH büyümesi yüzde 8 civarında seyretti.

ÇİN KÜRESEL EKONOMİNİN YÜZDE 17’SİNİ OLUŞTURUYOR

Kişi başına GSYİH ve kişi başına harcanabilir gelir arasında bir ilişki vardır, daha yüksek kişi başına GSYİH, daha yüksek harcanabilir gelir ve yüksek yaşam standartları anlamına gelmektedir. Son 40 yılda, Çin’in kişi başına GSYİH’si hızla büyüyerek, yaklaşık 11 bin dolara ulaştı. ABD ile Japonya gibi yüksek gelirli ülkelerle karşılaştırıldığında, Çin’in kişi başına GSYİH’si çok geride kalmasına rağmen, 11 bin 312 dolar olan küresel ortalamayı yakalıyor.

Bunun yanı sıra, yaklaşık 11 bin dolar olan Çin’in kişi başına GSYİH’si ekonomide reformların ve açılımının başlamasından bu yana 27 kat arttı, başka bir ifadeyle, Çin halkının yaşam standardı 27 kat iyileşti. İnsanların harcayacak daha fazla paraya sahip olması tüketimin büyümesi için iyidir. Ve üretim tarafında, ulusal ve kişi başına GSYİH’nin büyümesi, imalatçıların daha fazla mal ürettiği -hizmet sağlayıcıların daha fazla hizmet sunduğu- ayrıca sağlıklı piyasa rekabetinin, onları, malların ve hizmetlerin kalitesini iyileştirmeye teşvik ettiği anlamına gelmektedir.

Çin’in gerçek kişi başına geliri, son 40 yılda, aşağı yukarı her 7 ila 10 yılda ikiye katlandı, böylece ülkenin talep yapısı her 7 ila 10 yılda değişti, oysaki ABD’de, gerçek kişi başına gelir kabaca her 30 yılda ikiye katlandı. Bu, ABD’de her 30 yılda talep tarafında olan durumun Çin’de, 7 ila 10 yılda olduğunu gösteriyor.

ÇİN’İN KALKINMA MODELİ SAYESİNDE MUTLAK YOKSULLUK SONA ERDİ

Ayrıca, Çin’de gelir dağılımı son yıllarda daha da eşit hale geldi. 2013-2019 yılları arasında yapılan çalışmalar, yüksek gelir grubunun yıllık ortalama gelir büyümesinin yaklaşık yüzde 7,9 ve düşük gelirli grubun ise yüzde 8,4 olduğunu ortaya koydu. Buna karşın, son 40 yılda ABD dâhil dünyanın birçok ülkesinde zengin ile yoksul arasındaki uçurum büyüdü ve orta sınıf olarak adlandırılan kesimin geliri esas itibarıyla yükselmedi. Çin’in kalkınma modeli sayesinde, farklı grupların gelirleri daha dengeli oranda büyüdü ve ülke, mutlak yoksulluğu ortadan kaldırabildi ve kapsayıcı kalkınmayı destekledi.

Bununla beraber, etkili ekonomik performansına rağmen, Çin ve gelişmiş dünya arasındaki açıklık görmezden gelinemez. Örneğin, Çin’in, yaklaşık 11 bin dolar (ya da satın alma paritesine göre 15 bin dolar) olan kişi başına GSYİH’si, ABD’nin kişi başına GSYİH’sinin sadece dörtte biri kadar. Bir başka deyişle, Çin ve gelişmiş ülkeler arasında hala büyük bir açık var.

ÇİN SON YILLARDA AR-GE SEKTÖRÜNÜ GÜÇLENDİRDİ

Dahası, ABD için, gelişmiş tarım teknolojisi ve çok yüksek toplam faktör verimliliği nedeniyle, işgücünün sadece yüzde 1 tarımsal sektörde faaliyette bulunuyor ve onlar gıda güvenliğini sağlayabiliyorlar. ABD, dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biriyken, geçen yıl aralık ayında toplanan Merkezi Ekonomik Çalışma Konferansı, Çin’in toplam gıda güvenliğini sağlama almak için tohum ve ekilebilir arazi sorununu çözmeye ihtiyacı olduğuna dikkati çekti.

Sanayi açısından, ABD’nin temsil ettiği ülkeler, yüksek araştırma ve geliştirme kapasitelerine sahip işletmeleriyle temel araştırmada çok büyük başarı göstermekteler. Aslında, Çin, gelişmiş ülkeleri yakalamak için son yıllarda Ar-Ge sektörünü güçlendirdi, ancak tarihsel sebeplerden ortaya çıkan açığın kısa sürede kapanması mümkün değildir. Yine de Çin, bilim ve teknolojik kalkınmada ileri seviyelere ulaşmakta kararlı ve sürdürülebilir ekonomik büyümesi sayesinde bu amacına ulaşacak.