Kuşak ve Yol İnisiyatifi ilk kez 2013 yılında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından dile getirildi. Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin temel amacı Asya ile Avrupa hattındaki önemli ekonomiler arasında bir ulaştırma altyapısı, ticaret ve yatırım bağlantısı kurmak. Çin’in başlattığı bu girişim, küresel ekonomiye ivme kazandıracak dönüşümün tarihi bir adımı olarak nitelendiriliyor.

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Furkan Kaya, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Kaya, programda Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin küresel etkilerini değerlendirdi.

KUŞAK VE YOL: “BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ’NE KARŞI BÜYÜK AVRASYA’NIN BİLEK GÜREŞİ”

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın dünyadaki büyük imparatorlukların yayılma noktası olduğunu ifade eden Furkan Kaya, bugün de hükmetme mücadelesinin Avrasya coğrafyasına doğru devam ettiğini aktardı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) çevreleme stratejisinde bugün Çin’in bulunduğunu belirten Kaya, “Fakat Çin’i ön plana koyarken diğer taraftan da Hazar ve Karadeniz havzasında da planlar geliştirildiğini görüyoruz. Çünkü buralar çok önemli geçiş güzergâhı. Ayrıca burası rakip devlet arasında da önemli bir tampon bölgedir. Dolayısıyla Yeni İpek Yolu’ndan, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nden bahsederken hem bunun ekonomik öneminden bahsetmemiz lazım hem de bunun uluslararası ilişkiler bölümünden bahsetmeliyiz. Karasal anlamda ‘İpek Yolu’ diyoruz ama ‘Deniz İpek Yolu’ olarak da kuzeydeki Arktik bölgesi bu hale gelmiş durumda. Çin’in başlattığı bu büyük proje aslında bir uluslararasılaştırma projesi. Çin’in kendi coğrafyasından öte bunu Orta Doğu, Afrika ve dünyanın geneline doğru yayma projesi. ABD, 1970’lerde Rusya’yı dengelemek adına aslında Çin ile iş birliği yapmayı denemişti ve China-Amerika diye bir kavram ortaya çıkmıştı. O dönemin Çin’i ile bu dönemin Çin’i bir değil. Çin, bugün dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü, hızla büyük bir askeri güç olma yolunda da yatırımlar yapıyor. Çin çok rasyonel bir politika takip ediyor. Önemli bir ticari güç olması daha sonra bir askeri güçle birlikte süper güce evrilme potansiyelini ortaya koyuyor. Çin’i ‘Yeni İpek Yolu’ kavramında öne çıkaran en önemli özelliklerinden biri, bölge ülkelerini tek tek muhatap alması. Mesela Avrupa Birliği (AB) politikasını buna örnek verebiliriz. Özellikle AB’yi bir vücut olarak muhatap almadığını devlet devlet ve bu devletler arasındaki ayrılıkçı noktaları da bir enstrüman olarak kullanan bir Çin görüyoruz. Ben Türkiye’nin bu noktada Çin’i örnek alması gerektiğini düşünüyorum. Çin’in bu anlamdaki bölgesel politikalarını bu şekilde özetleyebiliriz. ABD’nin bir Hint-Pasifik politikası var, Hint-Pasifik politikasına karşı bir Arktik-Pasifik politikasının da ortaya çıktığını görüyoruz. Buna Yeni İpek Yolu’nu da koyabiliriz, Shanghai İş Birliği Örgütü’nü de koyabiliriz… Bunu Büyük Orta Doğu Projesi’ne karşılık Büyük Avrasya Projesi’nin bir bilek güreşi olarak açıklayabiliriz.” diye konuştu. 

ÇİN’İN AFRİKA’DAKİ YATIRIMLARI

Çin’in Afrika’daki girişimleri konusunda da değerlendirmede bulunan Furkan Kaya, deniz, kara ve hava İpek Yolları projeleriyle birlikte kıtalararası ilişkilerin son derece önemli bir noktaya geldiğini dikkat çekti.

Afrika’da Çin’in etkisinin ciddi anlamda hissedildiğini vurgulayan Kaya, “Afrika’nın kıyı ülkeleriyle Orta Afrika’ya kadar bir Çin etkisi var. Psikolojik olarak bakarsak, Afrika ülkeleri sömürgeci ülkelerden çok çekti. Bir örnek vereyim, Kenya’nın kurucusunun bir sözü vardır; ‘Sömürgeci, istilacı ülkeler bizim topraklarımıza geldikleri zaman onların elinde İncil bizim elimizde de topraklarımız vardı. Bizi bir uykuya daldırdılar ve uyandığımızda onların elinde bizim topraklarımız bizim elimizdeyse İncil vardı.’ Bu çok anlamlı güzel bir sözdür. Dolayısıyla Afrika halkının, Fransa’ya, ABD’ye sömürgecilere karşı böyle bir refleksi var. Ama Çin gibi Türkiye gibi sömürgeci olmamış devletlere karşı duygusal bir sempatileri var. Türkiye’nin 2002 yılından itibaren baktığımız zaman 22 tane olan büyükelçilik sayısını 44’e yükseltmiş durumda. Çin de aynı şekilde ticari yatırımlarını artırıyor. Bugün mesela Çin’in Sudan’da 3 küçük çaplı silah üretim tesisi var. Mali ve Zimbabve’de de cephane ve silah üretim tesisi açmış durumda. Bölge ülkeleriyle ticari anlaşmalar yapmaya devam ediyor. Cibuti çok önemli bir sahil devleti ve çok stratejiktir. Çin’in ticari gemilerini korsanlara karşı korumak için inşa ettiği askeri bir üs var ve bu askeri üssü geliştiriyor bunu her an bir ekonomik üsse dönüştürmek üzere de bir altyapı hazırlıyor. Çin’den Avrupa’ya Aden Körfezi ve Süveyş Kanalı’na giden ihracat miktarının 1 milyar dolara vardığını bu anlamda Cibuti’deki Çin’in varlığının önem arz ettiğini görmekteyiz. Çin’in Orta Doğu ve Arap Körfezi’ndeki enerji bağımlılığına da bir alternatif bulunmaya çalışılıyor. Bu anlamda Afrika’da kapsamlı bir enerji diplomasisi de yürütülüyor. Bu diplomaside Afrika halklarının sempatisini de kazanarak sağlam bir yolda ilerlediğini görüyoruz. Çünkü geçmişteki sömürgeci devletlerin politikaları orada halk üzerinde baskıcı bir refleks uyandırmış dolayısıyla Çin bunu çok iyi bir noktada kullanıyor. Bu anlamda Afro-Avrasya ve Çin ile Türkiye’nin önemli bir iş birliği potansiyeli içinde olduğunu görmekteyim.” dedi.

“İPEK YOLU’NUN EN ÖNEMLİ BİLEŞENLERİNDEN BİRİ KARADENİZ’DİR”

Yakın zamanda Türkiye’ye ziyarette bulunan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşmesini yorumlayan Furkan Kaya, Türkiye’nin jeopolitik konumunun önemini vurguladı.

Anadolu yarım adasının kendine has özellikleri bulunduğunu kaydeden Kaya, “Belgeselcilik anlamında Türkiye’nin üstüne düşen en büyük sorumluluklardan biri, Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaptığı gibi Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi bölgesel projelerin içinde bulunması gerekiyor. Bugün bunlardan en önemlisi, Türkiye’nin Yeni İpek Yolu projesindeki değeri. Beijing’den Londra’ya bir hat çizerseniz nereden çizersiniz? Haritayı bilen biri Türkiye, İran ve Orta Koridor dediğimiz havzayı da içine alan bölgeden çizecektir. Bugün dünyanın en büyük derdi pandemi içindeyiz, terör bir yandan devam ediyor, ekonomik problemler var. Bunların hepsini değerlendirdiğimiz zaman devletler ekonomik ilişkilerde en az maliyetli en güvenli yolu seçerler. Çin bu konuda önemli bir politika tercih ediyor. Çin’in ticaretinin yüzde 90’ı deniz yoluyla gerçekleşiyor. Bu anlamda Deniz İpek Yolu’nu da değerlendirmeliyiz. Ama kara ve demir yolu dediğimiz zaman Türkiye ile Hazar havzasının önemi ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı’nın Çin Dışişleri Bakanı ile yapmış olduğu görüşmede eminim ki, bu konu masaya yatırıldı ve bu 75 ülkeyi kapsayacak refah yolunun tam kapasite çalışacağı zaman 1 trilyon doları aşan ekonomik kapasiteye ulaşacağını düşünüyorum. Uluslararası ilişkilerde daimi dostluklar ve düşmanlıklar yoktur. Daimi menfaatler vardır. Her şeyi bu kapsamda değerlendirmek lazım. Türkiye’nin özel coğrafyası zaten bütün bu aktörlerin ortasında bir denge bir değer olarak kendisini gösteriyor. Bugün İpek Yolu pandemi olmasaydı çok daha gelişmiş olacaktı. Türkiye burada kendini diğer devletlerden nasıl ön plana çıkarır, bunun araştırılmasının yapılması gerekir. Çünkü yeni İpek Yolu’nun en önemli bileşenlerinden biri Karadeniz’dir. Karadeniz çok önemli bir havzadır. Bugün İngiltere’nin, Almanya’nın, ABD’nin Karadeniz politikası ortada. ABD için Karadeniz çok önemlidir, bugün ABD’nin girip de kalamadığı tek deniz Karadeniz’dir. Neden? Çünkü Montrö Anlaşması nedeniyle. ABD bugün Montrö Anlaşması’nı delmek için bahaneler arıyor. İngiltere Kraliyet Donanması, Ukrayna’nın Nikolayevic Limanı’nda kendine bir üs edinmeye çalışıyor. Artı Çin’in de Karadeniz üzerinde çok önemli bir politikası var. Hatta Ukrayna’da küçük bir devlet büyüklüğünde bir toprak satın aldığını ve burada tarım politikasını uygulayacağını okumuştum. Dolayısıyla Karadeniz dediğimiz zaman önemli bir kavşak ve Avrupa’ya mal taşıyor. Karadeniz’i kim hâkimiyeti altında tutarsa Avrupa’ya kadar büyük bir etki alanına sahip olacak. Bu aynı zamanda Doğu Akdeniz, Güney Kafkasya ve Orta Doğu’ya kadar bir nüfuz sahası elde etmiş olacak. Bunların hepsini birleştirdiğiniz zaman ‘Yeni İpek Yolu’ dediğimiz asrın projesinin ne kadar önem arz ettiğini görüyoruz. Bugüne kadar dünya ne çektiyse Avrupa merkezli bir politika izlendiğinden çekti. Eğer Batı, Doğu ile bir gün kucaklaşmazsa işte o zaman Orta Çağ’dan daha kötü günler onları bekliyor. Bu eklemlenmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Türkiye’nin o bileştirici gücü çok büyük önem arz ediyor. Çin, İran ile bir anlaşma imzaladı. 400 milyar dolarlık petrol alımına karşılık Çin, İran’da yatırımlar yapacak. Nasıl yatırımlar yapacak? Askeri, teknolojik, telekomünikasyon çok yönlü bir yatırım. Bu ABD için çok büyük bir mesele. Türkiye’nin çevre coğrafyasını çok sıcak günler bekliyor. diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

“ORTA KORİDOR SÜVEŞY KANALI’NA ALTERNATİF”

Son günlerde Süveyş Kanalı’nda yaşanan krize değinen Furkan Kaya, kanalın tıkanmasıyla dünya ekonomisinin 9 milyar dolarlık zarara uğradığını bildirdi.

Kazanın, Süveyş Kanalı’nın dünya ticareti için bir garanti niteliği taşımadığını gösterdiğini dile getiren Kaya, “Alternatif projeler olmak zorunda. Buradaki en iyi alternatif proje Orta Koridor’dur. Malların daha kısa, daha güvenli, daha az maliyetle Avrupa’ya taşınması söz konusu. Bu anlamda Kuzey Kutbu da önemli. Süveyş Kanalı’ndan daha güvenli bir yol olarak Kuzey Kutbu bölgesindeki Arktik bölgesi de ortaya çıkmış durumda. Çünkü bunu Büyük Avrasya fikriyle birleştirdiğiniz zaman burada ABD’nin de büyük endişeleri var. ABD burada biraz geç kalmış durumda. Rusya mesela Çin ile beraber buz kırıcı gemi inşa ediyor ve aynı zamanda Rusya’nın kendisine ait 6 tane nükleer enerjiyle çalışan denizaltısı Kuzey Kutbu’nda görev yapıyor. Yani Süveyş üzerinden ticaretin mutlak devamı söz konusu olmayacak. Hatta hesaplamalar şu yönde gerçekleşiyor; Beijing’den kalkan bir gemi Hint Okyanusu’ndan Süveyş Kanalı’na oradan Avrupa’ya gidiş süresi 28 günken. Beijing’den kalkan bir geminin Kuzey Kutbu’ndan Rotterdam Hollanda’ya ulaşması 14 gün. Artı o bölgede denizde herhangi bir terör tehdidi de yok. Neredeyse sıfır. Ama Hint Okyanusu, Süveyş üzerinden gittiğinizde ciddi güvenlik problemleri de görülmekte. Çin Dışişleri Bakanı’nın Orta Doğu’yu ziyareti ‘Çin Orta Doğu’ya indi mi?’ gibi bir soru işareti de uyandırıyor. Yabancı haberlerde de bunları sık sık gördük. Dolayısıyla ABD, Yunanistan’da yen üstler kurdu, 20 bin askerini konuşlandırdı. Pire Limanı, İpek Yolu’nda önemli bir deniz limanı. Dolayısıyla ABD ile Çin arasında burada sular ısınacak. ABD yeni bir Soğuk Savaş ortamı yaratmaya çalışıyor. Fakat onu yaratırken klasik Rusya-ABD arasında değil Rusya, ABD, Çin ve Avrupa arasında bir Soğuk Savaş düzeni tesir edilmeye çalışılıyor. O nedenle Joe Biden çıkıp Türkiye’ye ‘Ya bizdensin ya onlardan’ gibi eski Soğuk Savaş zihniyetiyle konuşuyor. O nedenle ABD, Almanya’ya ‘Kuzey Akım 2 Projesi’ni iptal edeceksin.’ diyor. Ama Avrupa da biliyor ki, gelecek gerçekten Avrasya’da, Türkiye’nin de kendine has milli bir Avrasyacılık anlayışının olması gerekiyor tabii ki.” değerlendirmesinde bulundu.